30 Ekim 2007 Salı

ÇEVRE AÇISINDAN TARIMSAL SULAMALAR VE SU KİRLİLİĞİ







ÇEVRE AÇISINDAN TARIMSAL SULAMALAR VE SU KİRLİLİĞİ

Dr. Atila GİRGİN - Ziraat Yük. Mühendisi


Ülkemizde su kaynakları ve bunların korunması ile ilgili bir çok bakanlık ve bunlara bağlı kuruluş bulunmaktadır.Bunlar Çevre, İçişleri, Bayındırlık ve İskan, Sağlık ve Sosyal Yardım , Tarım Orman ve Köyişleri, Kültür ve Turizm, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Sanayi ve Ticaret Bakanlıklarıdır. Yatırımcı ve denetleyici kuruluşlar ise, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü, DSİ Genel Müdürlüğü ve İller Bankası Genel Müdürlüğüdür(Kuleli , 1989).

Hızla artan kentsel ve endüstriyel gelişim ve bunun bir uzantısı olarak gereksinimler, çevre konusunu da güncelleştirmiş, çevrenin korunabilmesi açısından yasal ve yönetsel düzenlemelere gereksinim duyulmuştur. Bu gereksinmeyi karşılamak üzere 9 Ağustos 1983 Tarih , 2872 sayılı çevre yasası çıkarılmıştır.

Bu yasaya göre Merkez çevre kurulu ,Ülke çapında Mahalli çevre kurulları , il ve ilçe çapında çevrenin ve SİT'lerin korunması , çevrede kurulmuş ve kurulacak tesis ve işletmelerin çevre kirliliği açısından incelenmesi ve gerekli önlemlerin alınmasıyla görevlidir.

Yasa ; tüm yurttaşların ortak varlığı olan çevrenin korunması , kırsal ve kentsel alanlarda arazinin ve doğal kaynakların en uygun bir biçimde kullanılması , su , toprak ve hava kirliliği için alınacak önlemleri düzenler. Yasaya göre , çevrenin korunması ve çevre kirliliğinin önlenmesi tüm gerçek ve tüzel kişilerin görevidir. Gerçekleştirilmesi planlanan kurum, kuruluş ve işletmeler , hukuk kurallarıyla öngörülen arıtma tesis yada sistemleri kurmakla yükümlüdürler.

Arıtma tesis yada sistemleri kurularak işletmeye hazır hale getirilmedikçe bunlara işletme ve kullanım izni verilmez. Her türlü atık ve artığı çevreye zarar verecek şekilde alıcı ortama, yani yakın ve uzak çevreye vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzer etkinliklerde bulunmak yasaktır. Çevreyi kirletenlerin kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek yada azaltmak için gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler.

Bilindiği üzere su ; kimyasal bileşimi açısından hidrojen ve oksijenden oluşan , oda sıcaklığında sıvı durumunda bulunan, renksiz, kokusuz, tadsız bir maddedir. Denizleri, gölleri, nehirleri dolduran, pınarlardan akan, bulut, yağmur, kar, buz, buzul oluşturan , onsuz yaşamın düşünülemeyeceği yaşamsal bir temel maddedir.

Su ; özgün fiziksel ve kimyasal özellikleriyle canlı hücre içindeki yaşam olaylarına uygun bir ortam oluşturur.Vücudun ortalama 2/3' ü sudur. Hücre protoplazmasında %75, kanda %90 , kemiklerde %12 oranında su vardır. Taze sebzelerin içerdiği su oranı %80-95 arasında değişir.Hücrelerdeki beslenme , solunum , boşaltım , büyüme , üreme-çoğalma olayları sulu ortamlar içerisinde olur.

Çağdaş yaşamda suyun önemli bir bölümü temizlik için kullanılır.Metalurji , dokuma ve kimya endüstrileri, termik ve nükleer güç santralları çok su kullanırlar.

Suyun tarım ve tarım endüstrileri için önemi ise yadsınamaz gerçeklerdendir.Özellikle Ülkemiz gibi kurak ve yarı kurak iklimin etkisi altındaki bölgeler de tarımsal sulamalar oldukça önemli, yaşamsal ve kaçınılmazdır. Önemle vurgulamak gerekirse su; insanoğlunun en önemli ve değerli doğal kaynağıdır. Bu nedenle de iyi korunmalı ve kirlenmesi önlenmelidir.

Tarımsal sulama; bitkilerin gelişim dönemleri için gereksinilen suyun doğal olarak karşılanamayan kısmının bitkilere sunulmasıdır. Sular içerisinden geçtikleri ortamların etkisi altında bazı kimyasal maddeleri içerirler ki suda erimiş halde olan bu maddelere tuz diyoruz.Tuzların cins ve yoğunlukları sulama yönünden suların kalitelerini belirliyen unsurlardır.

Tarımsal sulamada kullanılan suların kalitelerine yönelik değerlendirmelerde; suyun içerdiği toplam tuz miktarı ve bileşimi yanında sulama yapılan toprağın su geçirgenliği , bitki çeşidi ve bitkinin farklı gelişim evreleri, uygulanan sulama suyu miktarı ve sulama sayısı ve drenaj koşulları da önem arz eder.

Tarımsal sulamada su kalitesini belirleyen unsurlar ;

1. Eriyebilir tuzların toplam konsantrasyonları ,
2. Sodyum iyonunun diğer iyonlara göre oranı ,
3. Özel iyon -sodyum, kalsiyum, mağnezyum, potasyum, klor, sülfat, bikarbonat, bor toksiteleri ,
4. RSC-kalıcı sodyum karbonat-,
Effektif tuzluluk ve potansiyel tuzluluk vb. ölçütleridir.

Günümüzde su kalitesini belirleyen bu ölçütler yanında, kullanımı sınırlayan ve hatta engelleyen önemli unsurlar mevcuttur ve bunlar aynı zamanda su kirliliğinin de ana unsurlarıdır.
Su kirliliği kısaca; insan kaynaklı etkenler sonucunda ortaya çıkan , kullanımı kısıtlayan veya engelleyen ve ekolojik dengeleri bozan kalite değişimleri olarak tanımlanabilir.
Su kirliliği, evsel ve endüstriyel atıkların su ortamlarına arıtılmaksızın boşaltılmaları, tarımda verimi artırmak amacıyla bilinçsizce kullanılan doğal ve yapay maddelerin su ortamlarına taşınması gibi nedenlerle gerçekleşir.

Yüzeysel suların kullanılmış sular ve diğer atıklar için bir alıcı ve uzaklaştırıcı ortam olarak kullanılması düşünüldüğünde, oluşabilecek etkilerin tahmini açısından , bu atıkların doğal dengelere getirebilecekleri kirlilik türlerinin sınıflandırılmasında yarar vardır.

Kirlilik olayını genel olarak tanımlamak gerekirse, kirlenme ; yabancı maddelerin karışması ile bir madde yada ortamın amaçlanan kullanıma elverişsiz duruma gelmesidir. Diğer bir söylemle; yaşamın ve yaşam biçiminin bağımlı olduğu doğal çevreye kirletici denilen maddelerin hatta bazı enerjilerin belli bir hoşgörü sınırını aşacak yoğunlukta girmesi ve yayılması olayı da denilebilir.

Doğal çevrenin kirlenmesi havanın, suyun ve toprağın kirlenmesi biçiminde gelişir. Bazı kirlenme biçimleri, örnek olarak kentlerin çöp ve kanalizasyon (pis su) atıkları göze çarpacak kadar açık belirgin ve üzerinde önemle durulması , önlem alınması gereken tehlikeleri birlikte getirmektedirler.Bunların dışında ise endüstri atıkları ile tarım ilaçları kalıntıları ilk bakışta göze pek çarpmayan ancak temelde derin etkileri olan zararlar doğurmaktadırlar. Bu tür atık ve kalıntılar biyolojik besin zinciri içerisine karışabilir, bitkilere, sulara ve sulardan hayvanlara geçebilir. Bunları tüketen insanlar ise zehirlenebilir. Bu gibi olaylar biyolojik dengeyi bozabilir. Başka canlıların zararına gelişip, çoğalan canlı organizma toplulukları da biyolojik kirletici olarak düşünülebilir.

SU ORTAMINDAKİ KİRLETİCİLER

1. Anorganik Maddeler : Evsel ve endüstriyel atık suların yüzeysel dejarjı sonucunda bu sulardaki klor(Cl), sodyum (Na), nitrat (NO3) ve bor (B) miktarları yükselebilir. Bitki gelişimine doğrudan toksik etki yapan bu iyonlar sulama sularının kullanımını kısıtlayan önemli etkenlerdir.

2. Organik Maddeler : Oksijen tüketimine yol açan organik maddeler evsel ve endüstriyel kaynaklı olabilir. Özellikle şeker, süt, konserve, bira ve çeşitli gıda maddeleri üreten endüstrilerin atıkları bu gruba girer. İçerdikleri karbon nedeniyle , bu tür organik maddelerin alıcı su ortamlarında bakteriler tarafından parçalanması sırasında ortamdaki oksijen azalır ve anaerobik biyokimyasal reaksiyon başgösterir. Anaerobik ayrışmanın en belirgin göstergesi amonyak,metan ve hidrojensülfür gibi yarıstabil son ürünlerdir. Anaerobik ortamlarda balık ve diğer yüksek canlıların yaşaması mümkün olmadığı gibi, oksijensiz sular içme ve kullanmaya su sağlanması, rekreasyon gibi kullanım amaçlarınada uygun değildir.

Azot : Yüzeysel sulara karışan azot bileşikleri doğal yada insan kaynaklı olabilir. İnsan kaynaklı azot yüklerinin oluşumunda evsel atık sular, koklaştırma tesisleri, bazı kimya endüstrileri, mezbahalar ve tarımda kullanılan gübrelerin sulamadan dönen drenaj ve yağmur suları ile taşınması önemli etkenlerdir.Azot bileşikleri su kirliliği açısından ötrofikasyona, oksijen blançosunun etkilenmesine ve içme sularında toksikolojik sorunlara neden olurlar.

Fosfor : Sularda fosfor, çeşitli fosfat bileşikleri şeklinde bulunur. Alıcı sularda fosforun artmasına neden olan başlıca kaynaklar endüstriyel atıklar, insan ve besin maddeleri atıkları, deterjanlar ve gübrelerdir. Fosforun sularda kirlilik bakımından meydana getirdiği olumsuzluk ötrofikasyona neden olmasıdır.

3. Toksik Maddeler : Az miktarları bile sakıncalı olabilen maddelerdir.

Ağır Metaller:Bunlar arasında en önemlileri Sb, Ag, As, Be, Cd, Cr, Pb, Mn, Mg, Ni, Se, T, U, V, Zn ve Cu gibi elementlerdir. Bazı ağır metallerin sulama sularında bulunmalarına izin verilebilir en yüksek düzeyleri ; Al-5.0 ppm, As-0.1 ppm, Be-0.1, Cd-0.01, Cr-0.1, Co-0.05, Cu-0.2, F-1.0, Fe-5.0, Pb-5.0, Li-2.5, Mn-0.2, Mo-0.01, Ni-0.2, Se-0.02, V-0.1, Zn-2.0 ppm 'dir(Resmi Gazete ;1991 ).

Organik Maddeler : Sulara tarımsal ve endüstriyel etkinlikler sonucu gelirler. Pestisit adı verilen ve çeşitli zararlılara karşı kullanılan tarım ilaçlarını bu grubta sayabiliriz. Pestisitlerin biyolojik degredasyonu güç olduğundan sudaki kalıcılıkları fazladır. Sulardaki ağır metaller ve pestisitler canlı bünyesinde birikebilir ve besin zincirine girerek her ileri beslenme kademesinde daha yüksek derişime ulaşabilirler.Bu nedenle bir su kütlesinde zararsız gibi görülebilen derişimler , o suda yaşayan, ekonomik değer taşıyan ürünlerin bünyesinde ve sulama suları ile bitki bünyesinde benzer şekilde toksik düzeyi insan yaşamını güçleçtirecek değerlere ulaşabilir.

Radyoaktif Maddeler :Canlılarda, hücrelerin kimyasal mekanizmalarını etkiler, dolayısiyle organizmanın yaşamını yitirmesine neden olabilir. Üreme hücrelerinde mutasyona neden olarak cilt kanseri, lösemi vb. hastalıkların kuşaktan kuşağa geçmesine neden olabilirler. Sulardaki yapay kökenli radyoaktivitenin önemli kaynakları; nükleer reaktörler, atmosferde gerçekleştirilen termonükleer deneme kalıntılarının yağışla yeryüzüne inmesi, araştırma labaratuvarları , hastahaneler ve bazı endüstrilerin atık sularıdır.

Karbon : Yüzey atık maddelerin, sentetik deterjanlar başta olmak üzere, temizlik madde formülasyonlarında dünyada yaygın bir şekilde kullanılmaları ve deterjan tüketimindeki artış sonucu evsel ve endüstriyel atık sularla alıcı su ortamlarına ve çevreye önemli miktarlarda karbonlu atık madde katılmaktadır. İçme ve kullanma sularında giderek artan derişimlerde deterjana rastlanması bu maddelerin toksisitesi konusunda pek çok soruyu gündeme getirmektedir.

Miroorganizmalar :Sulara özellikle insan ve hayvan dışkılarıyla karışan patojen bakteriler ve virüsler önemli bir sağlık riski oluşturur. Sulama amacı ile tarımda kullanılan atık sulardaki patojen mikroorganizmalar, çeşitli şekillerde insana bulaşarak sağlık yönünden önemli sonuçlar yaratan mikrobiyal kirlenmeye neden olabilmektedirler.

Kentsel Atık Sular da Bulunan Patojen Mikroorganizmalar ve Neden Oldukları Hastalıklar ( Lund ,1980 ) .

(BAKTERİ)Vibrio chlorea-(HASTALIK)Kolera,parakolera

(BAKTERİ)V.chlorea NAG-(HASTALIK)Kolera benzeri hastalıklar
(BAKTERİ)Diğer vibrio tipleri-(HASTALIK)Barsak iltihapları
(BAKTERİ)Salmonella typhi-(HASTALIK)Tifo
(BAKTERİ)Salmonella paratyphi-(HASTALIK)Paratifo
(BAKTERİ)Salmonella spp.-(HASTALIK)Barsak iltihabı
(BAKTERİ)Escherichia coli-(HASTALIK)Barsak iltihabı
(BAKTERİ)Shigelladysenteriae-(HASTALIK)Dizanteri,
(BAKTERİ)Shigella flexneri-(HASTALIK)Paradizanteri
(BAKTERİ)Mycobacterium tuberculosis-(HASTALIK)Tüberküloz
(BAKTERİ)Clostridium botulinum-(HASTALIK)Botulizm(Gıda zehirlenmesi)
(BAKTERİ)Vesinia entercolation -(HASTALIK)Barsak iltihabı,eklem iltihabı

Su kaynaklarının etkili kullanımı ancak planlı hareket etmekle gerçekleştirilebilir.Zaten sınırlı olan bu kaynakların bilimsel ve teknik esaslara göre hazırlanmış , havza planlarına uygun olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Kıta içi su kaynaklarının havza çapında planlara uygun olarak geliştirilmesi ,etkin kullanım ve bu kaynaklardan en uygun şekilde yararlanmak yanında kirlenme sorununu ortaya çıkmadan bir ölçüde önleyebilme olanağı sağlar (Kuleli , 1989 ).

YARARLANILAN KAYNAKLAR

Kuleli,S. 1989 : Ülkemizde su kaynakları ile ilgili kuruluş ve yasalar.Su kalitesi gözlem ve Denetimi Semineri , DSİ Ankara. Lund, E. 1980 : Healt proplems assciated with the re-use of sewage .!. Bacteria in seminar on health aspects of treated sewage re-use ,Algiers. Resmi Gazete , 1991 : 20748 sayı,7 Ocak 1991 . Şener , S. ;vd. 1994 : Çeşitli etkenlerle kirlenen sulama sularının toprak özelliklerine ve bitki verimine etkisi. Köy Hiz. Genel Müd. APK dairesi, yayın no:80 , Ankara.

Hiç yorum yok: