ZİRAAT MARŞI

Sürer, eker, biçeriz güvenip ötesine. Milletin her kazancı, milletin kesesine. Toplandık baş çiftçinin Atatürk'ün sesine Toprakla savaş için ziraat cephesine. Biz ulusal varlığın temeliyiz, köküyüz. Biz yurdun öz sahibi, efendisi, köylüyüz.

13 Mart 2022 Pazar

İstikrar, planlı üretimle sağlanır / SİBEL KOÇ GÜVEN

İstikrar, planlı üretimle sağlanır / SİBEL KOÇ GÜVEN

Tire Süt Kooperatifi Başkanı Mahmut Eskiyörük, "Tarıma maalesef gerekli önem verilmedi, Türkiye’nin şartlarına uygun doğru bir tarım politikası oluşturulamadı ve plansız üretim sonucu bugün bir facianın eşiğindeyiz” dedi.

Tire Süt Kooperatifi Başkanı Mahmut Eskiyörük, Türkiye’deki tüm sektörlerin endişe ve korku içinde olduğunu belirterek, “Türkiye kendi kendine yetebilecek zenginliklere sahip bir ülke iken, 1980’li yıllarda bazı iş birlikçi ekonomistlerin ‘Dışarıda ucuz ise ne gerek var üretmeye, ithal edelim’ gibi yanlış yönlendirmeleri sonucunda üretimde düşüş yaşayarak bugün insanlarımızı da hayvanlarımızı da doyurmakta dışa bağımlı hale geldik. Tarıma maalesef gerekli önem verilmedi, Türkiye’nin şartlarına uygun doğru bir tarım politikası oluşturulamadı ve plansız üretim sonucu bugün bir facianın eşiğindeyiz” dedi.

Yem, gübre, akaryakıt, elektrik gibi temel girdilerdeki aşırı fiyat artışı ile çiftçinin üretim yapabilmesinin mümkün olmadığını ifade eden Eskiyörük, “Örneğin süt üreticisinin üretimi devam ettirebilmesi için 4.7 TL olan süt fiyatının 7.5 TL olması gerekiyor. Üretici çaresizlikten ineklerini kestirmeye başladı. Peki şu anki çiğ süt fiyatına yüzde 60 zam yapılırsa bugünkü fiyatlarla bile ürün almakta zorlanan tüketici ne olacak? Bunun sonuncunda tüketim daha da fazla düşünce üretilen süt ne olacak?” diye sordu.

ÖNCE ÜRETİCİYİ KURTARMALIYIZ

Mahmut Eskiyörük, çözüm önerilerini de şöyle sıraladı: “Kısa vadeli olarak; öncelikle üreticiyi kurtarmalıyız.  Sütte fiyat artışı yerine, ivedilikle üreticinin mağduriyetini ortadan kaldıracak boyutta süte 2 TL ve yeme 0,5 TL prim verilerek çiftçi yaşatılmalı, inekler kesimden kurtarılmalıdır. Savaş bitip kriz ortadan kalkıncaya kadar Devlet, bu kaynağı mutlaka yaratmalıdır. Seyirci kalınırsa bedelini çok daha ağır öderiz. Uzun vadeli olarak; ithalat politikasından kesinlikle vaz geçilmeli ve yerli üretime önem verilmelidir. İşin mutfağında olan ve tarımdaki sorunların kooperatifleşme ile çözüleceğini Tire Süt Modeli ile somut olarak ortaya koyan birisi olarak bunu çok uzun yıllardır dile getirmeme rağmen maalesef anlatamadım. Umarım pandemi ve ardından yaşanan savaş sonucunda, ithalatın ne kadar tehlikeli olduğu ve yerli üretimin önemi anlaşılmıştır.”

ANADOLU TOPRAKLARI İNSANLARIMIZI DOYURUR

Anadolu topraklarının üretimi planladığımız takdirde tüm insanları ve canlıları doyuracak kadar zengin ve verimli olduğuna da vurgu yapan Eskiyörük, “Türkiye olarak; akılcı bir tarım politikası ile çok kısa zamanda dışarıya muhtaç kalmadan kendi kendine yetebilen bir ülke olabiliriz. Bu denli güçlü yanlarımız varken, ülkemizde yaşanan bu sorunlar ve kayıplar bir kader değildir. Çözümü kısa zamanda mümkündür. Güçlü, sorunsuz ve daha yaşanır bir Türkiye için yol haritamız kooperatifleşme olmalıdır.  Böylelikle planlı üretimle istikrar sağlanır, üretim artar, üretim maliyetleri düşer, göç durur, açlık tehlikesi yaşanmaz ve bütün sorunlar ortadan kalkar. Bu sistemi oluşturmak destekleme politikaları ile mümkündür” diye konuştu.

YEMDE YERLİ ÜRETİM ÇAĞRISI

Karaman Ziraat Odası ev sahipliğinde bir araya gelen Karaman Ziraat Odası Başkanı Mehmet Bayram, Damızlık Koyun Keçi Birliği Başkanı Yücel Yaman, Damızlık Sığır Yetiştiricileri Başkanı Ali Dorla, Süt Üreticileri Birliği Başkanı Yiğit Dorla ve Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Ali Gülcan, süt ve yem fiyatlarına ilişkin ortak açıklama yaptılar.

Ulusal Süt Konseyi tarafından Kasım ayında belirlenen 4 lira 70 kuruşun, üreticiye para kazandırmadığı belirtilen açıklamada şöyle denildi: “Sütün üreticiden çıkış fiyatıyla, raftaki süt arasındaki fiyat tam bir uçurum. Çiğ süte yapılan zam oranıyla, raftaki süte yapılan zam oranı aynı değil. Buna rağmen üreticinin sütü pahalı sattığı algısı hâkim. Bu doğru değil. Son yapılan zamlarla üretici de mağdur, tüketici de... Üretimin devamı için devletimiz, en kısa zamanda üreticilerin maliyetlerini desteklemeli.”

Sorunun, yem fiyatlarındaki fahiş artıştan kaynaklandığı belirtilen açıklamada, “Türkiye, yerli üretime dönmelidir. Sadece yem fiyatlarının artması değil, üreticinin girdi maliyetleri de ortalama yüzde 45-50 yükseldi. Buna karşın sütte artış yüzde 14’te kalınca üretilemez hale geldi. Bu yükün altından üreticilerimiz kalkamaz, hayvancılık biter, kaynağı kurutursunuz. Fiyat artışı talebimiz hem üreticilerimiz hem de tüketicilerimiz içindir” denildi.

KAYNAK: https://www.aydinlik.com.tr/haber/tire-sut-kooperatifi-baskani-mahmut-eskiyoruk-istikrar-planli-uretimle-saglanir-305131

9 Mart 2022 Çarşamba

‘Zeytinlikler’ ile ‘madencilik’ ikilemi: ETE değerlendirme / Melih Baş


Zeytinlikler’ ile ‘madencilik’ ikilemi: ETE değerlendirme / Melih Baş

Kapan da kaçan  mı?” dedirtecek biçimde bir yasal düzenleme çıktı: “Maden Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”. Bu Yönetmelik ile madencilik yapılacak zeytinliklerin kesilebilmesi olanağı getirildi. Madencilik etkinliği bitince alanın yeniden eski durumuna getirilmesi şartıyla! İkametgâh adresi zeytin ve tarım memleketi olan Küçükkuyu olan bir yurtsever olarak konuya nesnel biçimde bakalım. 

ZEYTİNLİKLERE KARŞI İLK 8 HAMLE

AKP iktidara gelir gelmez Zeytincilik Yasası’nı değiştirmeye yönelik hamlelere başladı: ilki 2003 ve sonra 17.1.2006; 15.8.2008; 3.7.2009; 21.4.2010; 20.2.2013; 16.6.2014; 17.5.2017. Şimdi de 1.3.2022 hamlesi! İlk sekiz hamle halkın örgütlü eylemliliği ile ya yargıdan döndü, ya yasamadan geçirilemedi vs.

9. HAMLE: YASAL DÜZENLEME YASAL MI?

Zeytincilik Yasasının (3573 Sayı ve 1939 tarihli) 20. maddesinde “zeytinlik alanlar ve bu alanlara 3 kilometre uzaklıkta zeytinyağı fabrikası dışında tesis yapılamayacağı” açıkça belirtilmiş. Hem müstafi jandarma yüzbaşı olarak, hem de bir mali müşavir / finans hocası olarak hukuk bilgime dayalı olarak, “daha alt bir yasal düzenleme olan yönetmelik maddesiyle daha üst bir yasal düzenleme olan Yasa maddesinde değişiklik yapılamayacağı”, böyle bir yasal düzenleme yapılsa bile bunun hukuk deyimiyle “butlan (:ölü doğmuş)” sayılacağını savlayabilirim. Okurlardan birinin bunu savlamak için hukuk bilmeye gerek var mı dediğini duyar gibiyim. Doğru da, bu düzenlemeyi çıkaranlar için yazdım zaten.

Bir de “zeytin ağaçlarının uygun bir yere taşınması, olanaksızsa kesilmesi” gerekiyormuş. İş bitimi zeytinlik yapılamazsa başka yere zeytinlik yapılacakmış. Ahali de oraya mı gidecek? Çok komik! Haa bu işlerde devletin de bir sorumluluğu olmayacakmış, iş madencilik şirketinin insafına bırakılmış, yandı gülüm keten helva yani! İş Kârgöz’e kaldıysa, Allah’a havale demektir!

Bu zeytinliklerin taşınması ile ilgili hususlar Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nca (ETKB) düzenlenecekmiş. Hoppala! Yahu bu işin bu Bakanlıkla ne ilgisi var? Diyanet İşleri Başkanlığı daha uygun olmaz mıydı? Neyse ETKB Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan da görüş alacakmış! Uyma zorunluluğu var mı, yok! He, he de geç Üsküdar’ı!

Belirtelim, 50 km. çapta hava kirliliği, zeytinlikleri büyüme ve yetişme açısından olumsuz etkiliyor.

ÇÖZÜM: ETE DEĞERLENDİRME

Kapitalizmin çevreciliği yerine toplumcu ekolojist açıdan bilimsel ve gerçekçi bakalım. Ekolojik, Toplumsal ve Ekonomik Değerlendirme yapılmalıdır, fayda-maliyet analizinin gelişmiş hali yani!

Bu kapsamda bir çalışmayı Ulusal Kanal’daki Geçim ve Tutum adlı eski TV izlencemde sunmuştuk, konuğum Çanakkale Üniversitesi’nden Prof. Dr. Kenan Kaynaş ile. Sorgulamıştık: “Tarım+ turizm mi daha ekonomik, yoksa Madencilik mi?”. Ekonomik açıdan tarım ve turizm çok önde çıkmıştı; toplumsal açıdan milyon mertebesinde kişinin yaşamlarının olumsuz etkileneceği çıkmıştı; ekosistemin onarılamaz biçimde tahrip olacağı da çıkmıştı ve ayrıntılı rakamları da yansıtmıştık ekrana! Aynı konuyu yine eski TV izlencemde Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK)’nden Murat Narin ile de bir programda işlemiştik. Meraklısı ulaşır!

Böyle bir çalışma şimdi var mı? Yok! Gerekçe ne? Efendim termik santraller kömürsüz kalacakmış! Akbelen Ormanı’nda 35 bin zeytin ağacını kesmek için LİMAK ve İÇTAŞ’ın eli rahatlasın mı isteniyor acaba? Yahu hâlâ yenilenebilir enerji teknolojisini sözden eyleme geçir(e)mediniz bre! Hatta önce enerji verimliliği (ENVER)! Kaç kez yazdık, bu köşede! ENVER Yasası da çıkardınız sözde! Olmuyor olamıyor! İklim değil, sistem değişmeli! Ama yoksa niyet, olmaz kısmet!       

SONSÖZ

TMMOB, Belediyeler, Çiftçi-Sen, siyasal partiler ve UZZK iptal davaları açtılar, kimileri de yolda (TBB, ÇYDD vd.)

Niçin altın yumurtlayan tavuğu kesip gıda güvenliğimizi riske atalım, dışa bağımlı olalım, çiftçilerimizi mağdur edelim ki? Yerli-yabancı, beşibiyerde falan Kârgözler için mi? Ya Hacivat (Kârgözler) ya da Karagözler (Halk). Geçit yok Kârgözlere!

Kaynak: aydinlik.com.tr/koseyazisi/zeytinlikler-ile-madencilik-ikilemi-ete-degerlendirme-304404