15 Şubat 2008 Cuma

GEDİZ HAVZASINDAKİ SULAMALARIN SU YÖNETİMİ AÇISINDAN BAŞARI DURUMLARI

GEDİZ HAVZASINDAKİ SULAMALARIN SU YÖNETİMİ AÇISINDAN BAŞARI DURUMLARI

Atila GİRGİN Göksel GEÇGEL Serap GÜL

ÖZET

Bu çalışma ile, Gediz havzasındaki önemli sulamaların başarı durumları incelenmiştir. Gerek DSİ birimlerine ve sulama birliklerine yapılan teknik geziler ve incelemelerden sağlanan veriler, gerekse DSİ’nin ve DMİ’nin basılı yayın ve arşiv kayıtlarından sağlanan veriler başlıca veri kaynaklarıdır. Araştırma bulguları; tablo, şekil ve grafikler halinde sunulmuştur.
Anahtar kelimeler: Gediz Havzası, tarımsal sulamalar, performans

ABSTRACT

This activity in which the irrigation performance has been evaluated is carried out in Gediz Basin. All of the data is obtained both from DSI and DMI publication, and also the evaluations of the technical trips to DSI concerned regional departments and water user associations. Using this analysis the evaluations were entered in tables, figures and graphics.
Key words: Gediz basin, irrigation, performance

GİRİŞ

Çalışmanın amacı; Gediz havzasındaki tarımsal başarı ve sulama başarılarındaki değişimler ve gidişat hakkında genel bilgi edinmektir. Bu çalışma, son on yılda bölgenin sulanır alanları hakkında genel bir fikir vermekteysede, sulamaların tersiyerler ve tarla bazında analizleri için yeterli değildir. Bildirilen ayrıntılar, başka araştırma ve incelemeleri gerektirmektedir.

MATERYAL VE METOT

Materyal

Türkiye’nin batısında, Ege bölgesi içerisinde yer alan Gediz Havzası, sularını Gediz nehri ve kolları ile Ege denizine boşaltır. Ege, Susurluk ve Küçük Menderes havzaları arasındaki sahayı kapsar. Havza coğrafi bakımdan 380.04¢-390.13¢ kuzey enlemleri ile 260.42¢-290.45¢ doğu boylamları arasında yer almaktadır. Gediz havzası, toplam olarak 1721895 hektar sahayı kapsamakta olup, bu alan, Türkiye genel yüzölçümünün %2.2 sini oluşturur. Havza ulaşım yönünden iyi olanaklara sahiptir.

Gediz havzası topraklarının verim güçleri oldukça yüksektir. Havzanın önemli bir kısmı sarp ve dağlık bir fizyoğrafyaya sahiptir. Bu gibi kısımlarda sürülerek tarım yapmaya elverişli yerler yok denecek kadar azdır. Buraların tarım yapmaya uygun kısımları, ekonomik değeri yüksek bağ ve zeytinlikler olarak değerlendirilmektedir. Çeşitli tarım ürünleri genel olarak doğu-batı yöneyinde uzanan dağlar arasında kalan vadilerdeki alüvyal ve kolüvyal topraklarda yetiştirilmektedir. Yapılan etütlere göre sürülerek tarım yapmaya uygun araziler 516601 hektar olup, havzanın %30’unu oluşturur (Topraksu, 1974). Gediz havzası, tipik Akdeniz iklimi etkis altındadır. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlıdır.

Tarımı yapılan başlıca ürünler; pamuk, üzüm, buğday, arpa, tütün, bostan, zeytin, mısır, sebze ve meyve çeşitleridir. Havza endüstriyel bakımdan gelişmiş olup, tarıma dayalı sanayi bakımındanda gelişmiş durumdadır. Bölgenin ulaşım ve pazarlama olanakları oldukça iyidir.
Gediz havzasında 6 büyük sulama ve birkaç yüz küçük sulama şebekesi vardır. Bu çalışmada havzadaki büyük sulama şebekeleri incelemeye alınmış, küçük sistemler, verileri yeter güvende olmadığı ve hatta çoğundan veri sağlanamadığı için inceleme dışı tutulmuştur.

Havzadaki ana sulama şebekelerine ait bazı temel özellikler şöyledir;

¨ Sarıgöl sulama şebekesi: Yukarı kesimde, alan-1927 ha, ana ürün-üzüm
¨ Alaşehir sulama şebekesi: Yukarı kesimde, alan-11806 ha, ana ürün-üzüm
¨ Adala-Salihli sulama şebekesi: Ana vadide, alan-18338 ha, ana ürün-üzüm, pamuk
¨ Turgutlu sulama şebekesi: Ana vadide, alan-16375 ha, ana ürün-üzüm
¨ Manisa –Saruhanlı sulama şebekesi: Ana vadide, alan-35600 ha, ana ürün-pamuk
¨ Menemen sulama şebekesi: Delta ovası, alan22865 ha, ana ürün-pamuk
Havza da incelemeye alınan toplam arazi miktarı 106911 hektar olup, ana ürün pamuktur.

Metot

Bu çalışmada, iklim, bitki, verim, ücret, ekim alanı ve su uygulaması üzerine ikinci derece veriler, Gediz havzasındaki su yetersizliğine karşı çiftçilerin hangi stratejiyi uygulayacağı çalışmalarında kullanılacaktır. Bununla bağlantılı olarakta, IWMI tarafından geliştirilen ve sulu tarım sistemlerini değerlendirmeyi ve sistemler arası karşılaştırmaları olanak sağlıyan gösterge setinin bazı değerlendirmelerinden yararlanılmıştır. Bu göstergelerden; sulanması öngörülen alan ve sulanan alanların standardize edilmiş brüt üretim değerleri, şebekeye sağlanan birim sulama suyu ve bitki tarafından kullanılan birim su için standardize edilmiş brüt üretim değerleri saptanarak, sulama şebekelerinin görece durumları araştırılmıştır.

BULGULAR VE TARTIŞMA

Bu çalışma ile, öncelikle sulu tarıma ait bazı temel veriler incelenmiştir. Bu bağlamda sulama şebekelerine alınan yüzey sularının miktarları ve yıllar itibariyle değişimleri Şekil.1’de, bu verilerin 1984-1988 arası ortalaması 100 indeks değeri olarak alındığındaki değişimleri Şekil.2’de, bitkiler tarafından tüketilen su miktarları Şekil.3’de, sulanması öngörülen alanlardaki (proje alanı) pamuk ve bağla kaplı alanlar Şekil.4 ve 5’de, 1995 yılı verileri baz alınarak yerel pamuk ve üzüm fiyatları Şekil.6 ve 7’de, sulanması öngörülen alanların sulanan kısımlarına ait veriler Şekil.8’de, yörenin ana ürünleri olan pamuk ve bağ’daki ürün verimleri Şekil.9 ve 10’da, sulama şebekeleri bazında net sulama suyu gereksinimleri Şekil.11, şebekelere alınan sulama suları Şekil.12’de, toplam sulama suyu gereksinimi içerisinde gereksinilen yeraltı suyu miktarları Şekil.13’de, Gediz havzasındaki toplam tarımsal üretimin parasal getirisi Şekil.14’de, sulanması öngörülen ve sulanan alanlardaki eşdeğer bürüt üretim değerleri Şekil.15’de, şebekelere alınan birim sulama suyu ve bitki tarafından kullanılan birim su için eşdeğer brüt üretim değerleri, Şekil.16’da verilmiştir.

Bildirilen veriler açısından, havza genelindeki durum ve şebekeler açısından dikkat çekici bazı değerlendirmeler şöyledir:

Sulamada son on yıldaki en önemli değişiklik, şiddetli ve uzun süreli kuraklığın neden olduğu sulama suyu yetersizliğidir. Şekil.1 ’de, 1984-1996 arası yıllarda sulama şebekelerine alınan yüzey suyu miktarları verilmektedir. Şekil.1, 1989 yılından başlıyarak yüzey suyundaki önemli miktarlardaki azalmaları açık bir şekilde göstermektedir.

Kuraklıktan önceki dönemdeki (1984-89) yüzey suyu standart olarak dikkate alınır ve bu dönemde saptırılan yüzey suyu miktarı ortalaması 100 olarak alınırsa; ortalama eğrisi (Şekil.2), tüm havza için gidişatı gösterir. Buradaki değerler büyüklüklerine göre 6 sulama şebekesinin her biri için ağırlıklı ortalama hesaplanarak belirlenmiştir.

Havza Genelinde Durum : En kurak yılda(1992) saptırılan su, kuraklıktaki uygulamanın %15’i kadar daha düşük olmuştur. Son yıllarda durum tekrar iyileşmiştir. 1995’de saptırılan su kuraklıktan öncekinin %45’i kadardır.

Sulama Şebekelerinde Durum : Alaşehir ve Sarıgöl yukarı havzada yer almakta olup, sularını ana rezervuarla doğrudan bağlantısı olmuyan farklı rezervuarlardan almaktadırlar. Adala ve Menemen Sulama şebekeleriyle karşılaştırıldığında, Manisa sulamaları en az suyu almakta, fakat DSİ kayıtlarında görünmeyen drenaj ve yeraltı sularından yararlanılmaktadır. Verilerden baştaki ve sondaki şebekeler arasında saptırılan su yönünden önemli bir fark bulunamamıştır.



OLASI TEPKİLER

· Daha az su isteyen bitkiler yetiştirmek,
· Sulanan alanı azaltmak,
· Kısıntılı su uygulamak,
· Yeraltı suyundan daha fazla yararlanmak.

Yukarıda da görüldüğü gibi şiddetli bir su sıkıntısı ile karşılaşıldığında, çiftçiler nasıl davranmalıdırlar? Su sıkıntısını aşabilmek için hangi davranışlara yönelmelidirler? Nasıl bir strateji uygulamalıdırlar?

KURAKLIĞA KARŞI OLASI TEPKİLER

· Bitki desenini değiştirmek,
· Sulanan alanı azaltmak,
· Kısıntılı su uygulamak, Yer altı sularından daha fazla yararlanmak.



İlk seçeneğe bakıldığında, yani daha az su isteyen bitkiler yetiştirilmesi durumunda, 1989 dan sonra bitki su tüketiminde bir azalma beklenirdi. Şekil.3’de 4 istasyon (Menemen-Manisa-Adala-Alaşehir) için aylık iklim verileri kullanılarak CROPWAT(Penman Monteith) ile hesaplanan ETbitki değerleri gösterilmektedir. İklim verileri, sıcaklık, oransal nem, rüzgar hızı ve güneşli saatleri içermektedir.

Sistem için genel bitki su gereksinimi, alanın yaklaşık %85’ini kaplıyan 4 ana ürünün evapotransprasyon değerlerinin ağırlıklı ortalaması alınarak hesaplanmıştır. Hesaplama da gerçek ET yerine potansiyel evapotransprasyon alınmıştır, çünkü gerçek evapotransprasyonun hesaplanması için gerekli toprak ve sulama proğramına ilişkin ayrıntılı verilerin sağlanması oldukça zordur.

Şekil.3 ‘de görüleceği gibi, ETbitki, yıllar içerisinde sıcaklık ve rüzgar gibi kararsız iklim etmenlerine bağlı olarak, 700-800 mm arasında değişmektedir. Şebekeler arasındaki fark çok küçük ve veriler sonuç çıkarmak için yeter doğrulukta değildir. Bu verilere bakıldığında, çiftçilerin daha az su tüketen bitkilere yönelmedikleri sonucu çıkarılabilir. Bununla birlikte bağ ve pamuk gibi ana ürünlerle kaplı alanlarda bir değişim görülmektedir.

Şekil.4’de sulanması öngörülen alanlardaki pamuk tarımı yapılan alan %’leri görülmektedir. Kuraklık öncesi yıllarda bölgedeki potansiyel sulanabilir alanların %50 civarlarındaki bölümünde pamuk tarımı yapılırken, 1989’dan sonraki yıllarda bu %20’lere inmiş, fakat, 1996’da tekrar % 35 civarına yükselmiştir. Pamuk tarımının yapıldığı alanlardaki azalma, havzanın yukarı kesiminde yer alan iki sistemde daha açıktır. 1992’den sonra hem Sarıgöl, hem de Alaşehir’de, pamuk yetiştirilmemektedir. Aynı şekilde kuraklıktan önce pamuğun ana ürün olduğu (% 60) Adala’da son yıllarda pamuk ekim alanları sadece %30’dur. Havzanın aşağı kesimlerinde (Menemen ve daha küçük boyutta Manisa) sulanması öngörülen alanın (proje alanı) yarısından daha fazlasında pamuk tarımı hala baskın durumdadır:Bu durum belki, birazda arazi ve toprak şartlarının etkisindendir.Bağ’ın maliyetindeki azalmaya karşın, pamuk havza genelinde hala ana ürün’dür.

Şekil.5’de sulanması öngörülen alanlardaki bağ’ın durumu görülmektedir. Havza’daki ikinci önemli ürün olan bağ’ın kapladığı alan, 1984’deki %10 değerinden, düzenli bir artışla, 1996’da %25’e yükselmiştir.Menemen ve Manisa’da bağ alanları, sulanması öngörülen alanların(proje alanı) %10’undan daha az alanları kaplamaktadır ve son on yılda da önemli bir artış görülmemiştir. Havzanın orta ve yukarı kesimlerindeki alanlarda bağ alanları düzenli bir şekilde artmıştır. Pamuktan bağ’a yönelimde su yetersizliği ne oranda etkilidir? Bu konu yeter açıklıkta değildir. Ancak pamuğun susuzluğa daha duyarlı olduğuda bir gerçektir. Bununla birlikte, bitki seçimi bir çok faktörden etkilenmektedir, suyun elde edilebilirliği bunlardan birisidir. Bağ, yüksek ilk yatırım maliyeti gerektiren çok yıllık bir bitkidir. Geçici kuraklık nedeniyle çiftçilerin pamuk yerine bağ’ı tercih etmeleri olası değildir. Bitki seçiminde, fiyat ve pazar gibi diğer etmenlerden çok önemli bir rol oynayabilir.

Şekil.6; pamuk fiyatlarının 30000 TL/Kg’dan 40000 TL/Kg’a düzenli olarak artışını göstermektedir. Şebekeler arasında önemli bir fiyat farkı yoktur, bu duruma pamuğun destekleme kapsamında olması, ayrıca şebekelerin aynı bölgede olması etkilidir.

Şekil.7’de, bölgedeki kuru üzüm fiyatlarının yıllara göre değişimleri görülmektedir. Üzüm fiyatları 30000 TL/Kg’dan 50000 TL/Kg’a yükselmiştir. Bu artış, pamuğa göre daha yüksektir. Üzümdeki verim artışının pamuğa göre daha belirgin olduğu dikkate alınırsa, üzümde alan başına gelir pamuğa göre önemli derecede artmıştır. Bu faktör, bitki seçiminde önemli bir rol oynamış olmalıdır.

OLASI TEPKİLER

· Daha az su tüketen bitkiler yetiştirmek,

· Üzüm yetiştiriciliği, Üzüm; kuraklığa daha dayanıklı ve daha iyi ürün fiyatına sahip,

· Sulama alanının azaltılması.

İlk seçenek dikkate alındığında, bağın artan oranda pamuğun yerini aldığı, bitki deseninde bir değişme olduğu sonucuna varılabilir. Buna karşın bu değişime kuraklığın neden olduğunu söylemek oldukça güçtür. Parasal etkenlerin değişimde daha etkili olduğu söylenebilir.Son seçenek, sulanan alanın azaltılmasıdır.

Kuraklıktan önce (1984-1989), sulanması öngörülen alanın (proje alanı) %80’ine yakını yüzey sulama suları(rezervuar) ile sulanırken, 1989’dan sonra bu oran %50’lere düşmüş, 1996’da %65’e yükselmiştir(Şekil.8).

Dikkat edilmelidirki, DSİ’ce rezervuardan saptırılan yüzey suyuyla sulanan alan kayıtları mevcut olup, bu değerler gereksinmeyi de karşılar durumdadır. Ancak yeraltı suyu ile sulanan alanlar kayıtlarda görülmemektedir ve yeraltı suyu kullanımı hakkında güvenilir bilgide yoktur.

Gerçekte sulanan toplam alan azalmamış olabilir, çünki kayıtlarda görülmeyen ve yalnızca yeraltı suyuyla sulanan alanlar yüzey suyuyla sulanan alanların yerini almış olabilir. Bu konu başka araştırmaları gerektirir.




OLASI TEPKİLER

· Daha az su gereksinen bitkilere yönelinmesi, Bu durum kısmen gerçekleşmiş olup, daha iyi fiyat ve kurağa daha dayanıklı bağ’a yönelim var.
· Sulanan alanlarda azalma. DSİ kayıtları da bunu doğrulamaktadır.
· Su miktarında azalmalar ve bitkilerde gerilim.

SONUÇ

- Bitki deseninde pamuktan bağa doğru bir değişim görülmektedir. Bağ, pamuğa göre kurağa daha dayanıklıdır. Ekim deseninin değişiminde bu etkili olabilirsede, bu konuda fiyatların daha etkili olduğu söylenebilir.
- Yüzey suyu ile sulanan alanlarda büyük oranlarda azalmalar olmuştur. Ancak yeraltı suyundan sulamalar konusunda ise yeter güvende veriye sahip olunamamıştır.
- Kısıntılı sulama söz konusu olup, verimden belli oranlarda fedakarlık ile aynı üretimin sürdürülmesi söz konusudur.

Eğer çiftçiler kısıntılı sulamayı seçerse, verimde azalma beklenmelidir. Ancak pamuk veriminde genel gidişatta, 1984’deki 230 Kg/da’dan 1996’da 300 Kg/da’a bir yükselme olduğu görülmektedir (Şekil.9). Pamuk çeşidinde de bir değişim söz konusu değildir.Bununla ilgili olarak DSİ kayıtlarındada kısıntılı su uygulamasına yönelik bir kayda rastlanmamıştır. Bu durumda, bitklerin gereksindiği su miktarları herhangi bir şekildede olsa karşılanmaktadır denilebilir. Şebekeler arasında, pamuk veriminde önemli farklar mevcut olup, pamuğun ana ürün olduğu Menemen ile, daha az yetiştiği havzanın yukarı kesimleri arasında önemli verim farkları görülmektedir.

Bağlarda verim, 400 Kg/da’dan 1996’da 550 Kg/da’a yükselmiştir (Şekil.10). Bu nedenlede verilerden bağ’larda kısıntılı su uygulandığına yönelik kanıt bulunamamıştır.
Şebekeler arasında ise, verim yönünden önemli farklar gözlenmektedier.
Bağların az olduğu aşağı kesimlere göre, bağın ana ürün olduğu yukarı kesimler arasında oldukça önemli farklar gözlenmiştir. Bu duruma arazi ve toprak koşulları ve mikroklima etkisi oldukça önemlidir.

Aşağı kesimlerde ağır olan toprak bünyesi, yukarı kesimlere doğru hafifleşmektedir. Daha iyi getirisine karşın, aşağı kesimde bağcılığın neden gelişemediği sorusunun yanıtı ancak bu şekilde açıklanabilir.


OLASI TEPKİLER

- Su isteği daha az olan ürünlere yönelmek, bağ kurağa dayanıklı ve getirisi daha iyi.
- Sulanan alanların azalması, DSİ verileri de bunu doğruluyor.
- Bitkilerin strese girmesi gerekirken, gözlenmiyor. Kanıtıda ürün verim azalışı olmayışıdır.

SONUÇ

- Bitki deseninde bir değişme var, ancak kuraklık başlıca neden değil,
- Yüzey suyuyla (depolamalar) sulanan alan azalıyor, ancak, yeraltı suyu ile sulanan alanlar hakkında fazla bilgi yok,
- Bitkilerin stres çektiğine yönelik kanıt yok, çünkü verimde azalma yok.

Yeraltı suyuna ilişkin yeterli veri yok, ancak, sağlanılan veriler kullanılarak yeraltı suyunun kullanımına ilişkin genel gidişat açıklanabilir.

Şekil.11, CROPWAT (ET0 için Penman Monteith ve etkili yağış için USBR) ile hesaplanan net sulama suyu gereksinimini vermektedir. Bu hesaplamada, ekim alanının %85’ini kaplıyan 4 ana ürünün ağırlıklı ortalaması alınmıştır.

Gediz havzasında ortalama net sulama suyu gereksinimi 600-700 mm arasında değişmektedir. Yıllar arasındaki farklar ET0 ve yağışlardaki farklardan kaynaklanmaktadır. Sulama şebekeleri arasında ise önemli bir fark yoktur.

Uygulanan sulama suyu miktarları kuraklıktan önce 1000 mm civarında iken, kuraklık sırasında 200 mm’ye kadar düşmüş ve son yıllarda 600 mm’ye kadar yükselmiştir (Şekil.12).

Bitki verimleri kuraklıktan etkilenmemiş göründüğüne göre, yüzey suyundaki eksikliğe karşın bitki tarafından tüketilen suyun aynı olduğunu kabul edebiliriz.

Çiftçilerin yeraltı suyunu geniş boyutta kullanmaya 1989-1990’da başladığı bilinmektedir. Kuraklıktan önce ve sonra sulama randımanının değişmediği kabul edilirse, bitki su tüketimini karşılamak için yüzey suyu yerine kullanılan yeraltı suyu miktarı kabacada olsa tahmin edilebilir.

Bitki verimleri kuraklıktan etkilenmemiş göründüğüne göre, yüzey suyundaki eksikliğe karşın bitki tarafından tüketilen suyun aynı olduğunu kabul edebiliriz.

Çiftçilerin yeraltı suyunu geniş boyutta kullanmaya 1989-1990’da başladığı bilinmektedir. Kuraklıktan önce ve sonra sulama randımanının değişmediği kabul edilirse, bitki su tüketimini karşılamak için yüzey suyu yerine kullanılan yeraltı suyu miktarı kabacada olsa tahmin edilebilir.

Şekil.13 toplam sulama suyu gereksinimi içerisinde yeraltı suyu gereksinimi %’sini göstermektedir. Yeraltı suyu tahminleri bazı varsayımlara dayanmakta olup, bunlar;

- Kuraklıktan önce ve sonra bitkiler potansiyel düzeyde su tüketmektedir,
- Kuraklıktan önce ve sonra sulama aynı olmaktadır.

Şekilde de görüleceği gibi, yeraltı suyu sulama suyunun temel kısmını oluşturmaktadır. 1992’de toplam sulamaların %70’inin yeraltı sulamalarından sağlandığı tahmin edilmektedir. Son yıllarda (iklim nedeniyle) yüzey suyu kullanımı artmış ve bu nedenle yeraltı suyu kullanımının toplam sulama içindeki payı % 35 düzeyine inmiştir.

Şebekeler arasında yeraltı suyu gereksiniminde önemli farklar vardır. Bununla birlikte, bu farklılıkları açıklayabilmek için gerekli analizlerde kullanılan su verileri, yeterli değildir.


GİDİŞAT

Yeraltı suyu, yüzey suyu ile birlikte kullanılmaktadır. Yüzey suyu ile sulanan alan azalmıştır. Pamuk ekim alanları düzenli olarak azalmakta, verim ve fiyatları ise artmaktadır. Bağ ekim alanı, verim ve fiyatları düzenli olarak artmaktadır ve bu artış pamuktan fazladır..

SONUÇ

Yeraltı suyu yüzey suyu ile birlikte kullanılmaktadır. Çifçiler kuraklık karşısında tarımsal sürekliliği sağlıyabilmek için, kuyulara yatırım yaparak yeraltı suyundan büyük oranlarda yararlanmıştır. Yüzey suyu ve yeraltı suyu ile sulanan alan azalmış, bununla birlikte sadece yeraltı suyu ile sulanan alanlara ilişkin veri sağlanamamıştır. Bu konu ek araştırmaları gerektirmektedir. Bitki deseninde değişme vardır. Pamuk hala ana ürün olmasına karşın, bağ alanları giderek artmaktadır. Pamuk ve üzüm verim ve fiyatları son on yılda artmıştır.

ARAZİ VE SUYUN VERİMLİLİĞİ İÇİN DURUM VE DEĞİŞMELER

Havzada sulanan alanların genel üretiminin parasal getirisi yıllar bazında aşağı yukarı aynı düzeylerdedir. Kuraklıktan önce biraz daha fazla, kuraklığın ilk yılında biraz düşük, sonraki yıllarda artmış, ama genel olarak belirli bir düzeyde kararlı bir yapı gösterdiği söylenebilir. Şekil.14‘de bu değişimin yıllar bazındaki durumu gösterilmiştir.

GEDİZ HAVZASI SULAMA ŞEBEKELERİNDE SULANMASI ÖNGÖRÜLEN VE SULANAN ALANLAR İLE BİTKİLER TARAFINDAN TÜKETİLEN BİRİM SU İÇİN STANDARDİZE EDİLMİŞ BRÜT ÜRETİM DEĞERLERİNİN İRDELENMESİ

Sulanan Alanlardaki Eşdeğer Brüt Üretim Değeri

Havza Genelinde Durum: Şekil.15, Sulanan alan ve proje alanlarının eşdeğer brüt üretim değerlerinin, havza geneli ve şebekeler için yıllık değişimlerini göstermektedir. Sulanan birim alan için üretimin standart brüt değeri, son on yıl boyunca düzenli olarak artmıştır. Bunun nedeni, ana ürünlerin ürün fiyatlarındaki ve verimlerindeki artışlardır.

Sulama Şebekelerinde Durum: Üretimdeki en fazla artış, havzanın özellikle yukarı kesimlerinde (Sarıgöl ve Alaşehir) görülmüştür. Bu sulamalarda, pamuğun yerini bağ almıştır. Pamuğa göre, bağ’ın verim artışı ve parasal getirisi daha fazla olmuştur. Havzanın aşağı kesimlerinde bu artış daha azdır, bunun nedenide, bu kesimde pamuğun ana ürün oluşudur.

Sulanması Öngörülen Alanlardaki Eşdeğer Brüt Üretim Değeri

Havza Genelinde Durum: Birim sulanması öngörülen alan (proje alanı) için üretimin standart brüt değeri biraz artmıştır.Sulanan birim alandaki üretim artarken, diğer taraftan yüzey suyu ile sulanan proje alanı azalmıştır. Bu karşıt durum sistem gelirindeki artışın nedenidir.

Sulama Şebekelerinde Durum: Havzanın aşağı ve yukarı kesimleri arasındaki proje alanı eşdeğer brüt üretim değerlerleri, sulanan alanlardaki değerlere göre daha azdır. Havzanın yukarı kesimlerindeki çiftçiler, bağ gibi daha yüksek getirisi olan ürünlere yönelmişler ancak, aynı zamanda sulanan alanlar azalmış durumdadır. Şekil.15’in incelenmesindende görüleceği gibi, havzanın yukarı kesimlerinde birim alandan sağlanan gelir, aşağı kesimlere göre daha fazladır.

Sağlanan gelirin daha düşük olduğu şebekeler, Turgutlu ve Manisa sulamalarıdır. Proje alanlarının havza ortalaması olarak getirisi, 1984 yılında, 1343 US $/ha iken, 1996’da bu değer, 1694 US $/ha ‘dır. 1984-1990 arası yıllarda, öngörülen alanlardan daha az alanın sulanabilmesi, gelir azalışlarındaki başlıca nedenlerdendir. Havzanın aşağı kesimlerinde çiftçiler , arazi ve toprak koşulları nedeniyle pamuk tarımını ana ürün olarak sürdüregelmektedirler, fakat yüzey suyu ile sulanan alanlar da giderek azalmaktadır.

Sulama şebekelerine alınan su ve bitki tarafından tüketilen birim su için eşdeğer brüt üretim değerleri

Havza Genelinde Durum: Şekil.16’da havza sulamalarında şebekelere sağlanan birim suya karşılık ve bitki tarafından tüketilen birim suya karşılık sağlanan gelirler ve bu gelirlerin yıllar itibariyle değişimleri verilmiştir Birim su’dan en fazla yararlanmanın birer göstergesi olan bu ölçütler birlikte değerlendirildiğinde, havzanın yukarı kesimlerinde birim sudan daha fazla yararlanıldığı, diğer bir söylemle, birim su’dan daha fazla gelir sağlandığı söylenebilir.
Sulama şebekelerine sağlanan birim su ve bitkiler tarafından tüketilen birim su için üretimin standart brüt değeri artmıştır. Nedeni, ana ürünlerin verim ve parasal getirilerindeki artışlardır. Çok önemli iklimsel değişimler olmadığı için, potansiyel bitki su tüketimleri genel olarak aynı kalmıştır.

Sulama Şebekelerinde Durum: En fazla artış, havzanın yukarı kesimlerinde olmuştur. Nedeni ise, bağ daki verim ve parasal getirinin daha fazla oluşudur.
Sulu tarım sistemlerinin başarılarını değerlendirmek amacı ile IWMI tarafından Dünyanın değişik ülkelerinde 1992 yılından sonra yürütülen bazı araştırmaların sonuçları şöyledir (Molden vd.,1998).

Sulanan alan eşdeğer brüt üretim değeri; Burkina Faso’da 771-3085, Kolombiya’da 1.125-1.472, Mısır’da 1.510, Hindistan’da 605-916, Malezya’da 1.021, Meksika’da 1.863-3.626, Fas’da 1.087, Nijer’de 827-1.389, Pakistan’da 384, Sri Lanka’da 826-967, Türkiye’de (Seyhan) 2.167, Gediz havza ort. 1.662-2.637 $/ha’dır.

Aynı ülkeler itibariyle, sulamaya sağlanan birim sulama suyunun sağladığı üretim değerleri ise;Burkino Faso’da 0.09-0.28, Kolombiya’da 0.12-0.63, Mısır’da 0.12, Hindistan’da 0.04-0.07, Malezya’da 0.38, Meksika’da 0.10-0.26, Fas’da 0.27, Nijer’de 0.05-0.12, Pakistan’da 0.04, Sri Lanka’da 0.04-0.06, Türkiye’de(Seyhan) 0.21,Gediz havza ort. 0.17-0.38 $/m3’tür.

Adı geçen çalışma’da bildirilen ülkeler esas alınarak yapılan incelemede, sulanması öngörülen alanların üretim değerleri, bitkiler tarafından tüketilen birim sular için üretim değerleri, şebekeler için su sağlama oranları, su dağıtım kapasiteleri gibi IWMI gösterge setine ait bazı ölçütlerin bulguları sunulmaktadır. Burada; geniş bir çalışmanın tüm bulgularını sunmak yerine, temel toprak ve su göstergelerinden sadece ikisi incelenmiştir. İncelenen değerler birer karşılaştırma ölçütü olarak diğer göstergelere de ışık tutar özellikte olduğundan bunların sunulması ile yetinilmiştir.

Tüm verilerin genel bir değerlendirilmesi olarak da, Gediz havzasındaki sulamalarının, Dünyanın değişik bölgelerindeki çoğu sulamalardan oldukça başarılı olduğu rahatlıkla söylenebilir. Ancak bu durum, yöremiz sulama birimlerini bir durağanlığa itmemeli, var olanın korunması ve daha iyiye yönelimler için bir basamak oluşturmalıdır.


SONUÇ VE ÖNERİLER

Gediz Havzası sulamaları ile diğer ülkelerin sulamaları karşılaştırıldığında; bölgemizde, birim su ve alan başına üretimin yüksek olduğu gözlenmektedir. Kurak dönemdede, Gediz havzasındaki çiftçiler verimliliği devam ettirmek ve hatta artırmak için büyük çabalar harcamış, yeraltı suyundan yararlanmaya yönelik büyük yatırımlar yapmışlar ve üretim uğraşlarında başarılı olmuşlardır. Bu durum; yeterli desteğin sağlanması koşulunda, yöre çiftçilerinin çok daha büyük başarılara ulaşabileceklerininde bir göstergesidir.

Bugüne değin oldukça başarılı olan bölge sulamalarını bekliyen önemli tehlike ise; sulama alt yapısının oldukça eski olmasıdır. Bölge sulamaları, Türkiye’nin en eski sulama şebekelerine sahip olup, hiç değilse var olan başarı düzeylerini koruyabilmeleri için, yenileme, iyileştirme ve geliştirme hizmetlerine gereksinim vardır. Aksi durum, sulamalarda başarısızlık demek olacaktır. Suyun, artık istenildikçe kullanılabilen bir kaynak olmadığı gerçeğinide dikkate alarak, gelenekselleşen uygulamalar yerine, su tasarrufu sağlıyan yağmurlama ve damla sulama gibi yöntemlerden yararlanılmalı, bu kullanımları sağlıyacak özendirme ve yönlendirmelere gidilerek, sulama planlamaları buna göre yapılmalıdır.

YARARLANILAN KAYNAKLAR

DMİ,1984-1996. Manisa yöresi iklim veri kayıtları. DMİ Genel Müdürlüğü, Ankara
DSİ,1984-1996. Sulama tesisleri değerlendirme ve Mahsul sayım sonuç raporları. DSİ Genel Müdürlüğü, Ankara.
KHGM/IWMI Gediz havzası ortak araştırma projesi arşiv belgeleri. Tarımsal Hidroloji Araştırma ve Eğitim Merkezi Menemen-İZMİR
Molden,D.J., R.Sakthivadivel, C.J. Perry, C.Fraiture, W.H.Kloezen.1998. Indicators for comparing performance of irrigated agricultural systems.International Water Manegement Institute, Research report: 20, Colombo, Sri Lanka.
Topraksu,1974. Gediz havzası toprakları. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Yayın no: 302, Ankara..

1 yorum:

Servis dedi ki...

İnternette gezinirken sitenize rastladım gerçekten çok önemli ve güzel bilgiler vermişsiniz. Benq servisi olarak çalışmalarınızda başarılar dileriz.