Atilla
Totoş zeytini anlattı: 1 milyon ton üretime ulaşabiliriz / Füsun
İkikardeş
Ecz.
Atilla Totoş ise yaptıklarıyla destan yazıyor. Ürettiği işleri
dinle dinle doyamaz, anlat anlat bitiremezsiniz.
Atilla
Totoş, Butik Zeytin ve Zeytinyağı Üreticileri Derneği Başkanı.
Mucize zeytin meyvesinin bilinmeyen ya da az bilinen marifetlerini
keşfetmiş, tıbbi zeytinyağı kavramını geliştiren öncülerden.
Zeytine, toprağına, tarıma tutkun bir isim. Ahlarla vahlarla zaman
kaybetmemiş, kolları sıvayıp işe koyulmuş. Biz tanıyınca
böyle düşündük, bakalım siz ne diyeceksiniz.
SİZİN
YAYINLARINIZ NEDENİYLE TARIMA GİRDİM
Eczacının
sağlıktaki yeri çok farklı. Hem tıp literatürünü hem sokağın
dilini bilir eczacı. Ben de yediğim zeytinyağındaki farkı
anladım ve anladıklarımı literatür taramalarıyla çalıştım.
Yağda yağ molekülleri dışında bir şey var! Yağ molekülü
olmayan bileşimler çok daha etkili.
Aslen
Erzurumluyum, ama Ankara’da büyüdüm, AÜ Eczacılık Fakültesi
mezunuyum. Eşim Muğlalı… Sizin yayınlarınız nedeniyle
tarıma girdim. Süreli bir yayında 90’lı yıllarda şunu okudum:
Türkiye’de 50 kadar bayisi olan bir ABD’li emlak şirketi, o
zamanki Büyük Efes otelinde bayilerini topluyor. Yatırım
tavsiyelerinde bulunuyor. Artık ev almayın arsa almayın,
gayrimenkulde tarım arazilerini toplayın. Sonra bunları yüksek
karla yurtdışına satacaksınız, diyor. Toplantıda Tapu
Kadastro‘dan da davetli var. ‘Üyelerinizi yanlış
yönlendiriyorsunuz. Yasalarımız yabancıya toprak satışını
yasaklar. Tarım arazilerimiz satılamaz, diyor! Bu haber beni çok
etkiledi. İsrail’in bölgedeki tarım faaliyetlerini çağrıştırdı.
Gözlemlerim
ve 16 yaşından beri okurum. İşin içinde sosyoloji, tarih de var.
Bunları okuyunca, aklıma Çanakkale’de 16 yaşında şehit düşmüş
gençler geldi. Benden sonra bu vatan toprağını benim kadar
sevecekler, diye düşünmüşlerdi. Bu emanete hıyanet edemem,
dedim. Biz satılacak bir toprak mı bırakacağız? Yarın bunları
bile bile hiçbir şey yapmamış olmamak için tarım arazilerini
topolayacağım, çiftlik kuracağım, diye başladım. Tarım
arazileri kıymetlensin, insanlar toprak satmasın, dedim.
TEŞVİKLER
VARDI YARARLANDIK
Ben
halk çocuğuyum, üniversitede 5 yıl aynı pantolonla okula gittim.
Eczacılıktan edindiğim birikimi tarıma yatırdım. Önce
hayvancılık, süt ürünleri diye düşündüm, sonra zeytinde
karar kıldık. O dönem sıfırdan zeytinyağı fabrikası kurmak
için teşvik vardı. Bir vatanseverin önerisi oldu, Kırsal
Kalkınmayı Destekleme Programına başvurdum. 2006’da ilk
makinemizi aldık, yeri kiraladık ve başladık. Bir dizi
olumsuzluklar yaşadık, bir iki sene uğraştık fabrikamızı
kurduk, şimdiki yerimizde üretime başladık.
Bizim
bölgemiz rafinasyonluk kötü zeytinyağı bölgesi olarak
bilinirdi. Bize gelenler arasında, Genellikle kötü üne sahip bir
marka vardı. Burası ucuz ve kötü yağın yeri, dedi. Ben mükemmel
bir zeytinyağı yaparım, iyi yağ yapmayı öğrendim, deyince
çalışmadık.
Ağır
kusurlu rafinasyonluk zeytinyağı demek. Daha çok riviera da
kullanılır. Riviera, Fransız tatil şehri! Ne romantik değil mi?
Hiç alakası yok. Dünyada zeytinyağı sektörü ‘pure‘ der.
Yani saf demek. Oysa biz kusurlu zeytinyağı aromasını bildiğimiz
için o tat ve kokuyu almazsak bunu tüketemiyoruz. O yüzden rafine
edip kokusuz yağ haline getiriliyor. Yemekli yağdan bir miktar
(yüzde 5-15 arasında değişmek şartıyla) yemeklik yağa
katılarak riviera zeytinyağı yapılır. Aslında rafine bir
yağdır.
MEMECİK
ZEYTİNİ SAHNEDE
Teşvikle
kurduğumuz fabrikada 2008’de sıkım ve şişeleme başladı eşe
dosta, akrabalara gönderiyorum. Tadı ağır geliyor… Büyükşehir
insanının damak tadı başka! Çeşitli eğitimlere katılıyorum,
Aydın’daki bir eğitimde Zeytindostu Derneği ile tanıştım. Bir
doçent hocanın eğitimine katıldım, mükemmel bir kompozisyon
sergiledi. Çekine çekine ‘Muğla Yatağan’da zeytinyağı
fabrikam var, bu eğitimi çiftçilerimize verebilir miyiz, dedim.
Siz topluma faydalı bilgi aktarmak istiyorsunuz, bizler bu işi
hayır için yapıyoruz. Biz Zeytindostu Derneğiyiz, dedi. Eğtimleri
düzenlemek için ne gerekiyor? Bir salon! Çarşamba gününe
eğitimi koyduk. O toplantıda Memecik zeytininin dünyanın en
aromatik yağlarından birini verdiğini öğrendim. Hocaların
verdiği bilgileri uygulamaya çalıştım. İlk sıkımda Usta,
sabahın 5’inde gelip, ‘Bir acı bir acı, gırtlağı yakıyor‘
diye uyandırdı. Bugün Memecik, Türkiye’nin en güçlü, sağlık
amaçlı yağlarının bir kısmının çıktığı yerdir. Orijini
Muğla, ama en çok Aydın’da dikilir. Bakanlık desteği olmadan
dikilen bir zeytin. Sertifikası olduğundan bakanlık sertifikalı
zeytin fidanını desteklemek durumunda. Sonradan Memecik zeytini de
sertifikalandı.
Muğla
Türkiye’nin en hızlı değişen ili. Gelişmesinde çorbada
tuzumuz kadar katkımız varsa ne iyi. Zeytindostu Derneği’nin
tanıtımlarda çok büyük katkısı var. Her yıl yarışmalar
düzenliyor, bu yıl 15‘incisi yapıldı, yarışmaya katılan
firma sayısı 100‘ü geçti. İlk yıllarda 3-5 firma ancak
bulunurdu.
ORGANİK
DEMEK NATÜREL DEMEKTİR
Natürel
demekle organiği işaret ediyoruz. Yani dışardan, kimya sanayi
tarafından hazırlanmış takviyeler ve zirai ilaçlar kullanılmadan
yetişitirilmiş olan meyvelerin verdiği yağ! Organik tabanlı,
natürel kaynaklı petrol esaslı ve ya kimya san tarfından
sentezlenmemiş bahçelerden elde edilen zeytinlerden sıkılmış
yağ. Köylünün yaptığı zeytinyağ var, o da tabi ki organik.
Ama içinde, zeytinde olması mümkün olmayan bir takım bileşenleri
içerdiği için bu yağ, sadece zeytinyağıdır. Diğer meyve sebze
için de geçerli. Yani ne olmuş? Özellikle çok güzel meyve
istediğimiz zaman, bolca gübre ve bolca zirai ilaç kullanmışsın!
Güzel olsun, satışı iyi olsun iyi para kazanalım diye. Özellikle
yağda çözünenler dokulara giderler. Vücudumuzda dönüştürülmeden
atılanlar pek zarar vermezken, kalanlar yağ dokusunda biriktikleri
için kanseri, kötü genleri tetikleyebilirler.
ALLAH
VERDİ ZİRAATİNDEN MEYVE ZİRAATİNE
İbni
Sina’nın yağlı formüllerinde kullandığı tek yağ
zeytinyağıdır. Faydalı molekülü alır, kişinin bünyesine
aktarır. Bugün pek çok bilimsel yayın var.
Oleropain (kansere karşı), oleakantal (alzheimer’a
karşı) etkili olduğu yurtdışında kabul
edilmiş moleküller.
Bütün
dünyaya yetecek kadar zeytinyağımız yok. Ağaç sayısına
bakınca allah verdi ziraatinden meyve ziraatine dönersek üretim
artar. Nar, elma bunlara bir şey olsa, üretici napalım der. Ama
zeytine bakıp allah vermedi bu sene der geçer. Bu anlayıştan
vazgeçilmeli. Türkiye’nin 200 bin tontan 1 milyon ton üretime
geçmesi için 2-3 yıl yeter. Bizde bu kadar potansiyel var. Ağacın
eksiklikleri tamamlanır, organik zirai mücadele yaparsanız, hayvan
gübresiyle fermante eder ağaçlara verirseniz oldukça güzel güçlü
ağaçlarınız olur, verim artar.
100
cıvarında olduğunu öngörüyoruz. Üretim miktarı olarak
bazıları 1 ton, bazıları 100 ton üretebiliyor. Bir sezonda
birkaç bin ton işleyebilir. Türkiye’de 4-5 sene önce 10 ton
üstünde butik üretim yapan tesis yoktu, şimdi 40-50 tonu zorlayan
yeni üreticiler var.
ZEYTİNDEKİ
YAĞ KUSURSUZDUR
Zeytinyağının
yeşil ya da alaçakır (hafif pempeleşmiş) olduğu dönemlerinde
minör bileşen yükü farklılaşır. Farklı renk oluşumlarında
değişir. Zeytinyağı meyve yağıdır. Dolayısıyla üretici,
yetiştirme, hasat, sıkım ve saklama şartlarında hata yaptığında
ağır kusurlu veya az kusurlu zeytinyağı ortaya çıkar. Aslında
zeytin sineği veya mantar hastalıkları zeytine zarar vermediyse
hangi renkte olursa olsun (olgunluk dönemi) dalındaki zeytinin
içindeki yağ kusursuz ve mükemmeldir Türkiye’de. Onu kusurlu
hale üreticiler ve fabrikalar getitir.
Çuvala
koyarak! Örtü üstü zeytinle karıştırarak! Bu kusurlu yağların
ağır tat ve kokulardan uzaklaştırılması sonucu, yani natürel
yağlarla karıştırınca riviera zeytinyağı ortaya çıkar.
Bilinçli bir tüketicinin evinde her sabah içeceği kalitede yeşil
zeytinden üretilecek bir zeytinyağı, hoş kokulu ve aromatik
kokusu güzel, soğuk yemeklerde kullanacağı bir zeytinyağı
bulunmalı. Riviera zeytinyağı da yemeklerde kullanılmalıdır.
Yani nerede ateş görüyorsa orada kullanılabilir. Zaten yanacağı
için diğer yağlar kadar bozulmaz. 100 gr patatesi ayçiçek
yağıyla kızartırsanız 6 gram trans yağ yersiniz. Bunu aynı
miktarda zeytinyağı ile yerseniz yarım gram yersiniz. Fırın
kızartması gibi dışarda zeytinyağı ile bezeyip yemeklerde
kullanırsanız yarım gramın da altına düşer. Trans yağlar
kanser oluşumu ve tıkanmaya bağlı kalp damar hastalıklarında
suçlu yağlardır.
Organik
ya da organik tabanlı çalışılmamış olabilir. Genellikle tek
çeşit zeytinden, o zeytinin karakterini değiştirmeden elde
edilmiş yağlardır. Zeytinin dalındaki özelliğini şişeye
aktarabilen yeniliklere açık üreticilerdir. Burada yüksek
montanlı üretim hedeflenmiyor. Asıl kasıt, yoğun endüstriyel
üretimi hedeflemeyen ürünleridir.
Firmaların
kusursuz hasat ve kusursuz işleme teknikleri üzerinden kendini
yenileyen AR-GE‘si olan, olmasa da yeniliklere açık işletmeler.
Mesela bundan 5-6 sene önce Türkiye’de polifenol dediğimizde,
bileşenleri hiç kimse göz önüne almazdı. Butik üreticiler bunu
araştıran inceleyen kişi benim. Zeytindostu derneği olarak
polifenol ve işlevini anlattığımızda hemen sahiplendiler. Yoğun
üretim yapanların da dikkatini çekti. Bu evsaflarda yağ var mı
diye incelemeye başladılar, gelişme var.
Zeytinyağının
içinde, yağ molekülü olmayan diğer maddelerin hepsine diyoruz.
Buna zeytinyağının küçük bileşenleri demek daha doğru. Bunlar
çok etkili. Yağ moleküllerinin önemini ikinci dereceye iteleyecek
kadar önemli.
ANTİK
ÇAĞLARDAN BERİ ŞİFACI
Zeytinyağı
antik çağlardan bu yana şifa ile anlatılıyor. Bunu araştırınca
2004 yılında oleuropain‘i Almanların bulduğu görüldü. Meme
kanserine yol açan her iki geni baskı altına aldığını buldu.
Diyelim çok kötü besleniyorsunuz, tabi o zaman oleuropain de
koruyamıyor. Almanlar, kanser ilacıyla birlikte vermiş ve
görmüşler ki kemoterapinin etkilerini yarıya düşürdü, pozitif
etkisini ikiye katladı.
Türkiye’de
sektörde ilk polifenolü yüksek zeytinyağını üreten biz olduk.
Gurme, natürel denince akla İtalyanlar geliyor. Italyan bir
şişesini 10 dolara satarken, İspanyol 5 dolara, Türk olunca 1
dolara alıcı buluyor! İspanyollar neden biz 10 dolara satamıyoruz,
diye araştırmış.
2004
yılında bu çalışmayı yaptıklarında İspanyollar için
gidilecek yol belirlendi. Cordoba’nın bir üniversitesindeki
dahiliye bölümünde zeytinyağı ana bilim dalı gibi bunu
çalışmaya başladılar. Yani zeytini! Amaç İspanyol yağlarının
marka değerini artırmaktı. Yunanlar da sağlığa yöneldiler.
Sağlık bileşenlerini ihtiva eden yağlarıyla vitrine çıkıyorlar.
ABD’de Yale’de 2020 Aralık ayında ikinci kez Yunan
zeytinyağının sağlık üzerindeki etkileri tartışıldı. Butik
Zeytin ve Zeytinyağı Derneği olarak bu altyapının gelişmesi
için çalışıyoruz. Supplement gıda kavramı var. Beslenmede
destek gıda olarak geçiyor.
Direk
zeytinyağı olarak hayır. Ama yaprakla kombine ettik.
*
* * * * * * * * * * * * * * * *
KAYNAK:
https://www.aydinlik.com.tr/
https://www.aydinlik.com.tr/haber/atilla-totos-zeytini-anlatti-1-milyon-ton-uretime-ulasabiliriz-273216