Prof. Dr. Doğan Yaşar anlattı:
Kuraklık saati doluyor / Z. RUHSAR ŞENOĞLU
KAYNAK:
https://www.aydinlik.com.tr/haber/prof-dr-dogan-yasar-anlatti-kuraklik-saati-doluyor-561849
Prof. Dr. Doğan Yaşar, kuraklığın
2020’de görünür olduğunu ancak tüm uyarılara karşın önlem
alınmadığını söyledi. 2026’da yağışların bol olacağını
ancak bunun ‘su sorunu çözülüyor’ anlamına gelmediğini
bildirdi. Ülkemizde suyun ‘çarçur edildiğini’ belirtti.
Yeni
yılda hepimizi kaygılandıran sorunlarımızdan biri tükenen
sularımız. 2026 bize ne vaat ediyor? Türkiye Bilimler Akademisi
(TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma
Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar’a sorduk. Artık bol yağış
olacağı müjdesini verdi ama bunun ‘su sorunu bitti’ anlamına
gelmediğini söyledi. Zira aradığımız, ‘haftada kaç kez duş
alabileceğiz’ sorusunun yanıtı değil, 60 yılda üç katına
çıkan nüfusu besleyecek tarım üretimini sürdürebilmek. Konuya
bu açıdan yaklaşınca susuzluk kadar hatta belki daha da önemli
olan kirliliğe acilen çözüm üretmek gerekiyor.
Prof.
Dr. Doğan Yaşar sorularımızı yanıtladı, çözümleri anlattı.
DÜNYA ÖNLEMİNİ ALDI
-
Su sorununda geldiğimiz boyut nedir? 2026’da çözüm gözüküyor
mu?
2020’de
İzmir Belediye Başkanı ile görüşüp dedim ki kuraklık geliyor,
suda B ve C planlarını yapalım. O zaman Tahtalı Barajı yüzde 75
doluydu. Bütün dünyanın beklediği bir olaydı bu. Amerika’da
çim dikmek, Fransa’da yüzme havuzlarının doldurulması,
İspanya’da çok su isteyen elma gibi ağaçların sulanması
yasaklandı. Kuraklık saati bütün dünyada doluyor, hazırlıklar
yapılıyor.
1960’lı
yıllarda dünya nüfusu 3 milyarken şu anda 8,2 milyar. Olağanüstü
bir artış. Rüzgar türbünleri dışındaki bütün enerji
sistemleri, güneş dahil her şey suyla çalışır. Yani susuz
hiçbir şey olmuyor ve artık dünyada su kullanına çok ciddi
kurallar, geniş sınırlamalar getirildi.
DAMLAMA SULAMAYLA YÜZDE 65 TASARRUF
Örneğin
barajlardaki su artık kapalı ortamlarda sulama noktasına
getiriliyor ve tarlalara damlamayla veriliyor. Böylece yüzde 65
gibi bir su tasarrufu elde ediliyor. Muhteşem ötesi bir tasarruf!
Dünya buna geçti. Hatta dünya şu anda yapay zekâya geçiyor
sulamada: artık toprağın nemine göre, ne kadar gerekiyorsa o
kadar su verilmeye başlandı.
SU ALTYAPISINI YENİLEMELİYİZ
-
Neler yapılması gerekiyor?
Türkiye’de
suyu barajlardan maalesef sulama kanallarıyla getiriyoruz. 60’lı
yıllarda yapılan sulama kanalları, çatlak patlak. Barajlardan
verdiğiniz suyun yüzde 55’i yolda gidiyor zaten.
Mesela
ABD’de Kamala Harris, 2020 Nisan ayında başkan yardımcısıyken,
dedi ki bu yıl su altyapısına 111 milyar dolar para ayırdım.
ABD, suyunun yüzde 40’ını tarımda kullanılıyor, biz yüzde
75’ini tarımda kullanıyoruz. Aynı Kamala Harris, görevden
ayrılmadan önce şehirlerin su altyapıları için de 30 milyar
dolar ayırdı.
Altyapıların
değişmesi şart çünkü bizde gerçekten kayıp-kaçak oranı çok
fazla. İzmir’de 2000’li yıllarda kayıp kaçak yüzde 60’tı,
yani 100 litre su veriyorsunuz sisteme, bunun 60 litresi yolda
kayboluyordu. Patlağı çatlağı düzelttiler 2020’de biraz.
Şimdi İZSU sayfasında yüzde 25 diye açıklansa da kayıp kaçak
yüzde 40’lara düştü ama orada kaldı. Bir plan yapıp her yıl
belirli bir alanın borularını değiştirmek lazım.
Örneğin
400 milyon metreküplük Gördes Barajı çatlak. 700 milyon
metreküplük devasa Melen Barajı’nın da gövdesi çatlak, su
tutamıyor. İstanbul’da barajların dolluk oranı bugünlerde
yüzde 17 dolayında. Orada da çanlar çalıyor.
TARIMDA GRİ SU KULLANALIM
İkinci
yapmamız gereken, tarımın gri su dediğimiz arıtma suyuyla
yapılması. Dünya artık böyle yapıyor.
Örneğin
Çiğli Arıtma Tesisi’nden günde yaklaşık 600 bin metreküp su
çıkıyor. İzmir’in bütün pis suları orada arıtılıyor. Eğer
biz bu suyu Gediz Ovası’na verebilsek, oradaki bütün kuyuları
korumuş oluruz.
-
Kuyu sulu kullanımı ne kadar sürdürülebilir? Sonuçları ne
olur?
Yeraltı
suları dünyada rezerv olarak saklanıyor. Çünkü dünyada zaman
zaman çok müthiş kuraklık dönemleri olur. 70’li yıllar, 92
yılı, 2007-2008 yılları çok kuraktır. Her 15 yılda bir, 20
yılda bir zaten kuraklık gelir. Bu doğal bir şey. Ama bir de
tahmin dışı gelişmeler olur. Çok büyük bir volkan patlaması
olduğu zaman dünyamız soğur ve yağışlar bir anda düşer.
Mesela
91 yılında Filipinler’de Pinatubo yanardağı patladı. Son 130
yılın en büyük patlamasıydı. Bir anda hava sıcaklığı 0.5
derece düştü. Çok ciddi bir düşüş bu. Ardından damla düşmedi
ve bizim bütün barajlarımız boşaldı. O zaman biz ilk defa
Bulgaristan’dan elektrik satın aldık. Rahmetli Levent Kırca’nın
İSKİ skeçleri o tarihlerde, 91-92’dedir.
Pinotubo
yanardağından 50-60 kat daha büyük yanardağlar var. Onlar
patlarsa 5-6 yıl ‘nükleer kış’ dediğimiz, hiç yağmayacak
dönemlere girebiliriz. Yeraltı suları böyle dönemler için
korunur, kullanılmaz.
KÜÇÜK MENDERES HAVZASI’NDA
OBRUKLAR BAŞLADI
Küçük
Menderes Havzası’nda yağışlarla yeraltına yılda yaklaşık
750 milyon metreküp su girişi vardır. Ama biz uzun yıllardan beri
havzadan yılda 1 milyar 150 milyon metreküp su çekmeye başladık.
Yavaş yavaş daha derinlere, daha derinlere indik. Küçük Menderes
Havzası’ndaki suyu bitirdik ve artık şu anda obruklar başladı.
KONYA OVASI NASIL OBRUK OVASI OLDU?
-
Obruk oluşumunun tehlikeleri nedir?
Bugün
Türkiye’de yaklaşık 16 ilde obruk var, şehirlerin altı
boşalıyor. Yanlış tarım ürün desenleri yüzünden. Orta
Anadolu’da suyun yüzde 80’ini yer altından çektikleri için
her yerde obruklar oluştu ve doğru bir kararla 2024 yılında Tarım
Bakanlığı mısır üretimini yasakladı. Çünkü mısır çok su
isteyen bir bitki. Elma, armut gibi çok su isteyen bitkilerin de
ağaçların da yasaklanmasını bekliyorum. İspanya’da 2023
yılında yasakladılar, yalnızca kurumayacak kadar su veriyorlar.
Bırakın bir sene de elma armut yemeyelim, sorun değil.
Yanlış
su kullanımından dolayı göller bölgesini çöller bölgesini
çevirdik. Konya Ovası oldu Obruk Ovası. Konya Ovası buğday
depomuzken, bir anda şeker pancarına açtılar. Şeker pancarı,
buğdaya göre altı kat daha fazla su isteyen bir bitki ve Konya
Ovası Türkiye’nin en az, yılda yaklaşık 410 kilogram gibi çok
düşük bir yağış alan bir bölgesi. Baraj da olmuyor çünkü
zaten çok düz bir alan o bölge.
Önce
100 metre derindeki birinci akiferi (yeraltı su tabakası)
bitirdiler, sonra 200 metredeki ikinci akiferi bitirdiler, 300
metredeki üçüncü akiferi de bitirdiler. Alttan tuz gülünün
tuzlu suları girmeye başladı akiferlere ve su tuzlanınca bir anda
bütün tarım alanları devre dışı kaldı.
UZMANI HİDROLOGDUR JEOLOJİ
MÜHENDİSİDİR
Türkiye’de
büyük bir yanlış yapılıyor. Su demek, su bilimcisi demektir,
hidrojeolog demektir, jeoloji mühendisi demektir. Ama belediyenin
çoğunda hidrojeolog da yok, jeoloji mühendisi de yok. İzmir’de
yok mesela.
2020
yılında İzmir Belediyesine mektup yazıp suda B ve C planları
yapılsın dediğim zaman su kesintisi de başlatılsın demiştim.
Yeraltına sürekli suyu çekip çekip 7-24 su vereceğim diye
mücadele edeceğine günde 5 saat verirsin suyu. O yeralt suyu
rezerv olarak kalmalı.
Yer
altından suyu 1000 metreden de çekersin, 1500 metreden de. Ama
derine indikçe hem ağır metal çekersin, hem müthiş bir enerji
harcarsın. Olağanüstü bir enerji harcamaya gerek de yok.
Hidrojeologlar
devreye girsin artık. Bütün bunların hesabı yapılsın ve
nerelere yeraltı barajları yapılabileceği planlansın.
Oşinograflar ve hidrojeologlar, biyologlar ve kimya mühendisleri bu
planlamanın içinde olmalıdır.
-
Çok teşekkür ederiz.
2026’da ne yapılmalı?
“Tarım
Bakanı olsam, ilk yapacağım iş, bütün barajlardan suyu tarım
alanlarına kapalı ortamda getirmek olur. Bu işe Batı Anadolu’dan
başlarım çünkü Batı Anadolu, dünyanın da önemli tarım
merkezlerini barındıran yer. Küçük Menderes, Büyük Menderes,
Gediz, Ergene, buralardan başlarım.
“Sanayinin
kullandığı suların arıtılmadan kanallara, denizlere verilmesine
ağır cezalar getiririm. İngiltere’de cezası 5 milyon avro,
bizde 1 milyon lira. Biz denizlerimizi, sularımızı fosseptik
olarak kullanıyoruz maalesef.
“Olası
yerler neredeyse oraları belirleyip yeraltı barajları yaparım.
“Şehirlerdeki
yağmur sularını, olabildiğince barajlara ya da yeraltı barajları
yapıp onlara basarım. Yüzde beşini bile basabilsek su sorunu
çekmeyiz.”
İzmir Belediyesi nereyi yönettiğini
bilmiyor
-
Çözümler belli, neden uygulanmıyor, engel ne? Bilinçsizlik,
cehalet mi?
2020
yılında dilimizde tüy bitti kuraklık geliyor diye. Barajlar yüzde
75 dolu dediler, dinlemediler. Benim doktora konum, 18 bin yılın
iklimsel değişikliklerdi. İnanmasan bile tedbirini al, kuraklık
olmazsa bırak su rezerv olarak kalsın.
İzmir
tarımda dünya liderlerindendir. Belediye bilmiyor. Gerçekten İzmir
Büyükşehir Belediyesi, nasıl bir yeri yönettiğini bilmiyor.
Türkiye’nin kışlık sebzesinin yüzde 60-70’ini İzmir
yetiştirir. Su o kadar önemli İzmir’de. Kullanma suyunda
kesintinin hiçbir önemi yok. Üç günde bir duş al, sorun değil.
Ama sen eğer ürüne suyu zamanında vermezsen ürünü yakarsın.
Kıtlık başlar. Susuzluk, Türkiye’nin gıda üretimini de tehdit
eden bir noktaya gelmiş durumda.
Suyun bittiği gün devlet biter
Dünyada
yeraltı suları kullanırken o bölgeye ne kadar yağmur düştüğü,
bunun ne kadarının aşağıya indiği hesaplanır. Diyelim hesap
750 milyon metreküp çıktı, orada siz en fazla 750 milyon metreküp
su çekebilirsiniz. Daha fazlasını çekemiyorsunuz çünkü o su
devlete ve çok kurak yıllara ait. Çünkü su varsa devlet var.
Suyun bittiği gün devlet biter.
Dünyadaki
bütün savaşlar ama bütün savaşlar, yazılı tarihe geçtiğimiz
Gılgamış’tan bugüne 4 bin 700 yıl geçmiş, o günden bugüne
15 bin savaş vardır ve bu savaşların yüzde 99,9’unun çıkış
nedeni kuraklıktır, sudur. Son yüzyılda enerji eklendi buna.
Şimdi yeniden dile getirilmeye başlandı: artık savaşlar sudan
çıkacaktır. 50 yıla kadar enerji savaşı biter çünkü artık
teknoloji süper. Çok güzel enerji kaynakları var ama depolama
sorunu var, akü sorunu var. Bunu da yakında geliştirirler. 50-60
yıl içinde herkesin evinin üstünde küçük bir rüzgar, küçük
bir güneş paneli ile bu işler yapılacak artık.
Enerjide
teknoloji bu ama suyun başka bir alternatif yok.
-
Teknoloji suda hiç umut vadetmiyor mu?
Diyorlar
ki deniz suyu kullanalım. Arıtma suyu varken deniz suyunu neden
kullanıyorsun? Deniz suyunda müthiş tuz var, bütün ekosistemi
çökertirsin. Çok çok büyük kurak yıllarında çekebilirsiniz
deniz suyunu. Arıtılmış deniz suyu pilot işletmelerde, küçük
bir alanda uygulanabilir. Ama şu anda ona hiç ihtiyacımız yok.
Türkiye’de
uzak ara en pahalı suyu biz İzmirliler kullanıyoruz. Çok ciddi
faturalar ödüyoruz. Yeraltından suyu çekmek için müthiş bir
enerji harcıyoruz. İzmir suyunun yüzde 30’u gibi ciddi bir kısmı
Manisa’nın altından karşılanıyor. Günde yaklaşık 220 bin
metreküp su çekiyoruz maalesef. Göl Marmara 2023’te tamamen
kuruldu.
Kirlilik suyu, toprağı, tarımı
bitiriyor
-
Su sorununun kaynağında kuraklık dışında ne var?
60’lı
yıllarda Türkiye’nin sulanabilir tarım alanı 1.3 milyon
hektarken şu anda 6.5 milyon hektar. Beş kat artış müthiş bir
artış. O zamanki sanayi ile bugünkü sanayi de bir değil. Bütün
sanayi su kullanıyor.
Ergene
havzasında 2 binden fazla fabrika var ve bütün Ergene’yi, bütün
tarım alanını mahvettiler. Büyük sorunlarımız bunlar. Kirlilik
en büyük sorunumuz.
Bütün
nehirlerimiz Küçük Menderes, Büyük Menderes, Gediz Nehri ve
Ergene Nehri dördüncü dereceden kirli. Zehir akıyor. Geçenlerde
Gediz’e gittik, çiftçiler dediler ki su o kadar kötü ki pamukta
verimlilik 600 kg’dan 300 kg’a düştü. Yarı yarıya.
Denizli’de köyümdeki bazı tarlalarda hiç pamuk çıkmadı
biliyor musunuz? O kadar gübre at, sür… Ot yok, ot. Sanayinin hiç
arıtmadan sulama kanalına bıraktığı o zehirli sular yüzünden.
Türkiye’nin asıl sorunları bunlar. Kuraklık gelip geçici, bir
sorun değil. Bu tarlalara verdiğimiz sudaki ağır metaller kalıcı,
uzun yıllar canımıza ot tıkayacak bunlar.
Küresel
ısınma dönemlerinde her bir derece sıcaklık artışı, yağışı
yüzde iki artırır. Sıcaklık demek yağış demektir. Ama
nüfusumuz 45 yılda bir yüzde yüz artıyor. O yağış nüfus
artışının ihtiyaçlarını karşılamaz.
Su potansiyeline göre ürün yelpazesi
planlanmalı
-
Planlı tarım kararı alındı ama pratikte henüz pek uygulanmıyor.
Bütün
ülkeler uyguluyor. Mesela Amerika’da kasım ve aralık aylarında
hesap yapılmaya başlanır. Bu deniz suyunun sıcaklığıdır.
Deniz suyu ne kadar çok ısınırsa ve sıcaklık ne kadar çok
derine giderse, bir yıl sonra o kadar çok yağmur yağar. Jeolojik
oşinograflar bunu saptarlar, bir yıl sonra ne yağacağını
söylerler. Tarım Bakanlığı o yıl kaç ton patates, kaç ton
buğday, kaç ton pamuk ihtiyacı var, hangi ülkeye ne kadar ihracat
yapılacağı dahil planlar. Ziraatçılara verir listeyi, ben
bunları bunları istiyorum, der.
Türkiye’de
25 havza var. Her bir havza için ayrı ayrı su potansiyeli
hesaplanır ve ziraatçılara bu veriler verilir. Devletin
bürokratları der ki ziraatçılara bana şu kadar buğday lazım,
bana şu kadar pamuk lazım. Ziraatçı da tohumuna kadar bunun
planını yapar.
56 MİLYON TONUN YARISI NEDEN ÇÖPE
ATILDI?
Amerika
yılda yaklaşık 170 milyar dolarlık bir tarım ihracatı yapıyor.
Çok ciddi rakam. Biz de 2020 yılında rekor kırdık tarım üretim
rekorunu. 120 milyon ton. Küresel ısınmanın sağladığı bir
avantaj bu. Bunun 56 milyon tonu yaş sebze meyve. Bu da şahane. Ama
biz bu 56 milyon yaş sebze meyvenin 23 milyon tonunu çöpe attık.
Dönemin Tarım Bakanı Pakdemir açıklamıştı.
Çünkü
bizde plan program yok. Bir yıl önce patates para ettiyse hurra,
herkes patatese hücum ediyor, soğansa soğana. Sonunda çöpe
atıyoruz. Dışarıdaki ise Türkiye’nin atıyorum buğday
üretiminin ve tüketiminin hesabını yapıyor, Türkiye bu yıl şu
kadar ithalat yapar hesabıyla üretimini artırıyor.
Tarımın
ve suyun planlanması çok çok çok önemli.
Barajlar kova değil bir anda dolmaz
Önümüzdeki
yıl ciddi yağış bekliyorum. Çünkü kuraklığı yağış takip
eder. Bu yıl son 52 yılın en kurak yıllarını yaşadık. 2008
yılı da son 50 yılın en kurak üçüncü yılıydı, 2009 yılı
60 yılının en yağışlı yılı oldu.
Ama
yağışın hiçbir önemi yok. Önemli olan suyu kullanmasını
bilmek. Her zaman için kenarda bir iki yıllık, üç yıllık
rezerv suyumuzun olması lazım. Yeraltı sularını kullanmamamız
lazım. En üst akiferden ya da ikinci akiferden su çekeceğiz.
Tahtalı
Barajı’nın aktif doluluğu sıfıra yakın. Tahtalı’nın
bitişiyle İzmir’in barajlarının hepsi bitmiş oluyor. Büyük
yağmurlar gelecek, bizi kurtaracak hayali de kurmayalım. Bir yıl
daha en azından su kesintileri devam eder İzmir’de.
İzmir’in
yağmur ortalaması metrekareye 145-146 kilogramdır. Geçen yıl
aralık ayında 196 kilogram gibi olağanüstü bir yağmur yağdı
İzmir’e. Tahtalı Barajı ancak yüzde 1,5 yükselebildi. Barajlar
öyle kova değil, bir anda dolmaz. 2026’nın nisan ayı ortasına
kadar yağışlarla yüzde 15-20 arası dolarsa muhteşem ötesi
olur. Mayıs’tan sonra yeniden boşalmaya başlar barajlar yavaş
yavaş.
Her
gün 600 bin metreküp suyu denize bırakıyoruz. ‘Efendim işte
biz çok yeterli arıtamıyoruz’ deniyor. Arıtalım! Suda
maliyetin önemi yoktur. Çünkü su yaşamdır! Alternatifi yok.
*
* * * * * * * * * * * * * *
KAYNAK:
https://www.aydinlik.com.tr/haber/prof-dr-dogan-yasar-anlatti-kuraklik-saati-doluyor-561849
*
* * * * * * * * * * * * * *