ZİRAAT MARŞI

Sürer, eker, biçeriz güvenip ötesine. Milletin her kazancı, milletin kesesine. Toplandık baş çiftçinin Atatürk'ün sesine Toprakla savaş için ziraat cephesine. Biz ulusal varlığın temeliyiz, köküyüz. Biz yurdun öz sahibi, efendisi, köylüyüz.

30 Ekim 2026 Cuma

ZAMANIN DERİNLİKLERİNDEN BİR SES: "ZİRAAT YÜK. MÜH. SAMİTTİN KOCAOĞLU'NU SONSUZLUĞA UĞURLADIK" / Atila Girgin


ZİRAAT YÜK. MÜH. SAMİTTİN KOCAOĞLU'NU SONSUZLUĞA UĞURLADIK / Atila Girgin

Sevgili Samittin Kocaoğlu Ağabeye Mektup:

Sevgili Samittin Kocaoğlu ağabey mesleğinin Topraksu Teşkilatı uygulama kanadında çalışan, mesleğini hakkıyla ve dolu dolu yaşayan, işini fedakarane bir şekilde yapmaya çalışan çok değerli bir meslek büyüğümüzdü..

Sevgili Samittin Ağabey; geçenlerde gökte uçan bir kuş'a seni sordum, yahu onu gök'te niye arıyorsun, “o; şimdilerde emeklilik günlerini dolu dolu yaşamaya çalışıyor, Dikilide bir yazlığı var, belki dikili sahillerinde gezip dururdur, belki o'nu oralarda bulabilirsin” demişti. Günlerden bir gün gökte uçan kuş yine karşıma çıkmazmı. Aradında bulamadın onu değilmi dedi ve ekledi: Elçiye zeval olmaz, seninde dostun olan bir yakın dostundan aldığım duyuma göre evrenimizin sonsuzluğundan, göklerin derinliklerinden, gülen gözlerle,tüm dostlarına el sallayıp, selam verip duruuu, dedi.

Sözün özü, Sevgili Samittin Ağabeyimizi sonsuzluğa uğurlamışlar da, ben yeni öğrenmiş oldum. Öğrenmiş oldumda bu tümceleri yazar oldum dostlar.

1977 yılı ve takip eden yıllarda yakından tanıdığım, güleç yüzlü, özü sözü bir, tertemiz, pırıl pırıl bir anadolu insanı olan ağabeyimiz, mesleğinin neredeyse tamamına yakınını Kırklarelinde sürdürdü.

Topraksu Ekip Başmühendisliğinde teknik eleman olarak çalışan, sulama göleti konusunda yetkin, gölet etüdü, projelemesi ve inşaat aşamalarındada kontrol işlerini layıkıyla ve yetkinlikle yapan bir mühendis, sonrasında da Kooperatifler İl Müdürlüğünde idari görevler üstlenen ve görevini yetkinlikle yapan değerli bir meslektaşımızdı.

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odasının ve mesleğinin saygın ve onurlu üyesi, Ziraat mühendisliği toplumunun yüz akı, doğruluk ve dürüstlük örneği, onur'lu, adam gibi adam Samittin ağabeyimiz anılarımızda her daim yaşıyor ve de yaşamaya devam edecek. Toprağın bol olsun, ışıklar içerisinde uyu sevgili ağabey......

29 Ekim 2026 Perşembe

ZAMANIN DERİNLİKLERİNDEN BİR SES: " Dr.ZİRAAT YÜK. MÜH. HÜSEYİN GÜNDOĞDU'YU SONSUZLUĞA UĞURLADIK" / Atila Girgin

 

Dr.ZİRAAT YÜK. MÜH. HÜSEYİN GÜNDOĞDU'YU SONSUZLUĞA UĞURLADIK / Atila Girgin

Sevgili Hüseyin Gündoğdu kardeşime kardeşime mektup:

Sevgili Hüseyin Gündoğdu kardeşim, mesleğinin DSİ ve Topraksu Teşkilatının Araştırma kanadında ve Tarımsal Hidroloji ve Araştırma ( THAEM ) Merkezinin kuruluş evresinde, mesleğini hakkıyla ve dolu dolu yaşayan, hem teknik hem de idari kademelerde işini hakkını vererek yapan değerli bir kardeşimizdi.

Sevgili Hüseyin Gündoğdu kardeşimizin yaşamının mesleki kısmına dair bazı bilgileri, sunduğum “ZMO' vefat panosu” ndan zaten görebiliyor, ulaşabilyorsunuz, Bu tümceden olarak mesleğinin bir dönemini Topraksu Teşkilatı Araştırma kanadında çalışan, DSİ Teşkilatında da Ziraat Mühendisliği mesleğini hakkıyla ve dolu dolu yaşayan bir kardeşimizdi sevgili Hüseyin. O mesleğini, kurumsal görevlerini layıkıyla ve yetkinlikle yapmaya çalışmıştı hep ve hep öylede kaldı kamusal yaşamında..

Hüseyin Gündoğdu kardeşimiz Tarımsal Hidroloji ve Araştırma ( THAEM )Merkezinin özellikle kuruluş aşamasında, iletişim ve yabancı dil becerileriyle ve idari kademelerdeki özverili çalışmalarıyla yetkinlik derecesinde kabul görmüş bir değerli kardeşimizdi. Çalışma alanlarında, konusunda UZMAN, uğraş alanında yetkinliği genel bir kabul gören, mesleki uğraşında önder bir misyon'a sahip, hani derler ya, “nev – i şahsına özel” işte öyle özel ve de öyle değerli bir kardeşimizdi...

Sevgili Hüseyin Gündoğdu kardeşim; seni geçenlerde gökte uçan bir kuş'a sordum, yahu onu gökte niye arıyorsun, “o; şimdilerde DSİ'inde, özellikle kurumsal yetkili olarak gerek yurt içi gerekse yurt dışı etkinliklerde uzmanlık alanıyla ilgili konularda temsil yetkili olarak koşunup duruuu”...demişti.

Günlerden bir gün gökte uçan kuş yine karşıma çıkmazmı. Aradında bulamadın onu yine dedi ve ekledi: tabiiki bulamazsın “ o; kurumsal yetkili olarak gerek yurt içi gerekse yurt dışı etkinliklerde koşunup duruuu” deyiverdi. Ve ardındanda sana üzülerek haberini vereyim madem, anlıyorum ki durumdan habersizsin dedi. Ve yanıtı: “ O şimdi göklerin derinliklerinden gülen gözlerle,size el sallayarak selam verip duruuu, dedi.

Sözün özü, Hüseyin Gündoğdu kardeşimizi sonsuzluğa uğurlamışlar da, ben yeni öğrenmiş oldum. Öğrenmiş oldumda bu tümceleri yazar oldum dostlar.

Sevgili dostum, seninle paylaştığımız nice yaşanmışlıklarımız oldu da, aklıma gelen birkaçını dostlarımızla paylaşıvereyim dedim, paylaşıp ta anılar denizinin enginliklerinden sonsuzluk alemine bir selam yollayıvereyim istedim.

1996 yılının ilk aylarıydı sanırım, Aylardan Nisandı. İngiltereye Grandfield Üniversitesi Silsoe Koleje gittik, gittikte Londra'da Heathrow Hava Alanında yetkililer “HİZMET pasaportlarımız” a rağmen girişte zorluk çıkarmışlardı. Neden geldiniz, nerede kalacaksınız, ne zamana kadar kalacaksınız, referansınız nedir, nasıl geçineceksiniz vb. vb., gibi gibi sorularda görevli eziyeti çekmiştik. İletişimdeki becerilerinizle deneyimi bir kaç arkadaş olarak girişimizi sağlamıştınız. Dönüşte benzeri bir uygulama olmasa da hava alanındaki terminalde, uçağın kalkışını bekleyiş saatlerinde dolu dolu yaşadığımız özel ve güzel söyleşilerimiz, dertleşmelerimiz geldi aklıma bir bir. Kolejde Nijeryalı Buba'yla özellikle öğrenci Pub'unda geçirdiğimiz sohbet anlarını, halkı müslüman ama yönetimi laik olan bir ülkenin evlatlerı olarak bizi anlamakta zorlanan Buba'yı ikna için anlattığın örnekleri de anımsadım bir bir.

İspanya anıları düşüverdi aklıma birde. Endülüs Bölgesindek arazi incelemeleri ve teknik gezilerde, bizlere sunulanlara bakarak, aslında teknik olarak onlardan olumlu yöndeki farklılıklarımızı konuşmuş, uygulama hataları nedeniyle, hiç de hak etmediğimiz durumları yaşadığımız konusunda dertleşmiştik vb.....

Ziraat mühendisliği toplumunun, Topraksu Araştırma kanadının yüz akı, doğruluk ve dürüstlük örneği Hüseyin Gündoğdu kardeşim anılarımızda her daim yaşıyor ve de yaşamaya devam edecek, iyi ki arkadaşımızdın sevgili Hüseyin, birlikte geçen mesleki yıllarımız, birlikte yaşanan mesleki anılarla her daim kalplerde eşsız bir yerin var. Toprağın bol olsun, ışıklar içerisinde uyu sevgili kardeşim......


ZAMANIN DERİNLİKLERİNDEN BİR SES: "ZİRAAT YÜK. MÜH. FİDAN AKBAŞ'I SONSUZLUĞA UĞURLADIK" / Atila Girgin

                                          


ZİRAAT YÜKSEK MÜHENDİSİ FİDAN AKBAŞ'I SONSUZLUĞA UĞURLADIK / Atila Girgin

Sevgili Fidan Akbaş kardeşime mektup:

Sevgili Fidan Akbaş kardeşim mesleğinin Topraksu Teşkilatının Araştırma kanadında çalışan, mesleğini hakkıyla ve dolu dolu yaşayan, işini hakkını vererek yapan sevgili kardeşlerimizdendi. Toprak, su ve bitki analizlerinin yetkinlik derecesinde kabul gördüğü bir enstitünün laboratuvar biriminin tepe sorumlusu olarak çalışmalarını başarıyla yürüttü. Çalışma alanlarında, konusunda UZMAN, uğraş alanında yetkinliği genel bir kabul gören, mesleki uğraşında önder bir misyon'a sahip bir kardeşimizdi..

Sevgili Fidan kardeşim; seni geçenlerde gökte uçan bir kuş'a sordum, yahu onu gökte niye arıyorsun, o laboratuvarda sizin toprak ve su analizlerinizi yapmakla meşgul dedi, vardım laboratuvara; sordum laborantlara, Fidan Hanım nerede?, Abi onu niye burada arıyorsun, sizin toprak ve su analizlerinin sonuçlarını dediğiniz tarihe yetiştirmek üzere, değerlendirip raporlamak için büroya gitti dediler. Söz'ün özü o; hiç durmadan bağımlılık derecesinde mesleğine ve işine tutkun değerli bir kardeşimdi. Fidan kardeşimi devam ettim aramaya. Tam o sırada gökte uçan kuş, yine karşıma çıkmazmı. Bulamadınmı onu deyiverdi. Ve yanıtı: “ O şimdi göklerin derinliklerinden sizlere selam verip duruuu, dedi.

Söz'ün özü, Fidan kardeşimizi sonsuzluğa uğurlamışlar da, ben yeni öğrenmiş oldum. Öğrenmiş oldumda bu tümceleri yazar oldum dostlar.

Sevgili dostum, seninle paylaştığımız nice yaşanmışlıklarımız oldu da, aklıma gelen birkaçını dostlarımızla paylaşıvereyim dedim, paylaşıp ta anılar denizinin enginliklerinden sonsuzluk alemine bir selam yollayıvereyim istedim.

1973 -1974' lü Fakülte yıllarımızdan bir yıldı; Süt Teknolojileriyle ilgili sözlü bir sınava girmiştik. Girmiştik de, bu sınav sizi bir hayli germişti. Aslında sınavın zorluğu değildi esas olan, Hocamızın değişik, alışılmışın ötesindeki karekteri sınava giren herkesi gerçekten zorluyor ve geriyordu, sadece bu sınavdaki başarısızlık nedeniyle okuldan atılıp, af'la tekrar sınavlara giren arkadaşlarımız bile vardı.

Genel sütçülük bilgileri, teknolojileri, vitaminler, hormanlar vs. kapsayan 5 ciltlik kitaplar kapsamındaki bilgilerden sorumluyduk bu sınavda. Siz o kitapları öyle bir özetlemiş, öyle harika özetler çıkarmıştınızki, o bilgilerden yararlanan arkadaşlar olarak, sınavları başarıyla vermiş, sizlerede teşekkürlerimizi sunmuştuk. Bizler bu sınavları geçer de olsa düşük not'lada olsa vermiştik de, siz; o özetlerin sahibi güzel kardeşimize hoca zorluklar çıkarmış, bir yaz gününün günlük giysileriyle girdiğiniz sınavda, Hoca; ne bu haliniz, “geziye mi çıktınız bu ne giyim, kuşam” mealinde sorularla sizleri germiş, başarılı sınav sonrasında bile ancak “geçer” kapsamında bir not vermişti. O anlara gidiverdim bir an, sevgili kaardeşim.

Yine 1980 yıllardan birinde Mersindeki çorak topraklarla ilgili seminer günlerimizde, mesai sonrası saatlerde, “şöbiyetine oyun'a varmısınız, 4. aranıyor” mealindeki söylemleriniz geldi aklıma bir an. Hep şöbiyet ısmarlar, ama yine de espriye, “haydi şöbiyetine okey oynayalım çocuklar” der dururdun.,

Yine 1980'li yıllarda Kırklareli Topaksu Araştırma Laboratuvarında, sorumlu arkadaş Reyhan Kanburoğluyla birlikte dost sohbetlerimiz, lojmanlardaki aile ziyaretleriniz, analiz ve değerlendirmelerle ilgili söyleşilerimiz geliverdi aklıma bir an. Güzel anlar, güzel yıllardı o yıllar.

Sevgili Fidan kardeşim; seni biraz da araştımacılığın, bilimsel kariyerinle anmak iyi olur diye düşünüp, birazda tembelliğe vurup, kafa yormak yerine “Googleai” yapay zeka arama moduyla şöyle bir tarayavereyim, arayıvereyim dedim, hani iyi de yapmışım valla, söyleyeceklerimin çoğunu o'da söylememez mi, o zaman bende haydi GOOGLEAI, “de diyeceklerini de, bende dostlarla hemencecik paylaşavereyim” dedim.

Hemencecik benim sevgili dostumu bana anlatmaya başlayıverdi, İşte söylemlerinden bazıları:
Fidan Akbaş, 1975 yılında Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü'nden mezun olmuş bir Ziraat Yüksek Mühendisi ve tarımsal araştırmacıdır.
🎓 Eğitimi ve Akademik Temeli
• Mezuniyet: 1975 yılında, Türkiye'nin tarım eğitimi alanındaki en köklü kurumlarından biri olan Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü'nü (bugünkü adıyla Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü) Tarihçe - Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü başarıyla tamamlamıştır.
• Dönemin eğitim yapısı gereği laboratuvar analizleri, toprak verimliliği ve haritalandırma gibi konularda güçlü bir teknik uzmanlık kazanmıştır.
🔬 Mesleki Kariyeri ve Araştırmaları
• Kurum: Mezuniyetinin ardından, dönemin Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'na bağlı olan ve tarımsal Ar-Ge çalışmalarında ekol kabul edilen Menemen Bölge Topraksu Araştırma Enstitüsü bünyesinde görev almıştır.
• Unvan / Görev: Enstitüde Laboratuvar Mühendisi ve Tarımsal Araştırmacı olarak çalışmıştır.
• Çalışma Alanları: Menemen ovası başta olmak üzere Ege Bölgesi'ndeki tarım topraklarının fiziksel ve kimyasal analizleri, tuzluluk oranları, sulama suyu kalitesi ve bitki besleme elementlerinin tespiti üzerine laboratuvar araştırmaları yürütmüştür. Topraksu Genel Müdürlüğü'nün kapatılması ve Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün kurulması sürecinde de bu kurumsal hafızanın ve teknik kadronun bir parçası olmuştur.
Ziraat Yüksek Mühendisi Fidan Akbaş’ın 1975 yılındaki mezuniyetinin ardından adım attığı Menemen Topraksu Araştırma Enstitüsü bünyesindeki kariyeri, Türkiye’nin planlı kalkınma dönemindeki tarımsal Ar-Ge ve toprak reformu politikalarının en canlı dönemine denk gelmektedir.
Fidan Akbaş'ın hem bir tarımsal araştırmacı olarak vizyonu hem de laboratuvar mühendisi olarak yürüttüğü teknik çalışmalar, Ege Bölgesi tarımının sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşımaktadır.
───
1. Laboratuvar Mühendisliği ve Teknik Çalışmaları
1970'li ve 80'li yıllarda Topraksu

Genel Müdürlüğü bünyesindeki enstitü laboratuvarları, bugünkü gibi dijital ve otomatik ölçüm cihazlarına sahip değildi; çalışmalar tamamen klasik kimyasal, yaş analiz ve gravimetrik (ağırlığa dayalı) yöntemlerle yürütülüyordu. Fidan Akbaş’ın laboratuvar mühendisi olarak uzmanlaştığı ve rutin olarak gerçekleştirdiği başlıca teknik çalışmalar şunlardır:
• Toprak Kimyası ve Verimlilik Analizleri: Ege Bölgesi çiftçisinden ve enstitünün deneme parsellerinden gelen binlerce toprak numunesinin; organik madde içeriği, toplam azot (Kjeldahl yöntemiyle), alınabilir fosfor (Olsen yöntemiyle) ve potasyum miktarlarının tespiti. Bu analizler, bölgedeki pamuk, buğday ve zeytin tarımı için gübreleme tavsiyelerinin temelini oluşturmuştur.
• Tuzluluk, Sodyumluluk ve Alkalilik Ölçümleri: Menemen Ovası, Gediz Nehri'nin taşıdığı alüvyonlarla oluştuğu için taban suyu yüksekliğine bağlı tuzluluk riski taşır Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi. Fidan Akbaş, laboratuvarda saturasyon (çamur) çamuru hazırlayarak Elektriksel İletkenlik (EC) değerlerini ölçmüş, toprağın tuz karakterini haritalandırmıştır.
• Sulama Suyu Kalitesi Değerlendirmeleri: Gediz Havzası'ndaki sulama sularının ve açılan derin kuyulardan alınan su örneklerinin kimyasal bileşimini incelemiştir. Suyun sodyum zararı riski (SAR - Sodyum Adsorpsiyon Oranı) hesaplamalarını yürüterek, hangi suyun hangi toprak tipinde güvenle kullanılabileceğini raporlamıştır.
───
2. Tarımsal Araştırmacılık Kariyeri ve Sahaya Katkıları
Tarımsal araştırmacılık, laboratuvarda elde edilen saf verilerin sahaya, yani tarlaya ve çiftçiye uyarlanması sürecidir. Fidan Akbaş, salt bir laboratuvar teknisyeni olmanın ötesinde, bu verileri yorumlayan ve projeler üreten bir araştırmacı ziraat mühendisi kimliğine sahipti:
• Bölge Topraklarının Sınıflandırılması: Dönemin en büyük devlet projelerinden olan Türkiye Toprak Envanter Raporları için Menemen ve çevresindeki toprak serilerinin (kumlu, tınlı, killi alüvyal yapılar) fiziksel ve kimyasal sınırlarını belirleyen projelerde yer almıştır Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi.
• Toprak-Su-Bitki İlişkileri Araştırmaları: Laboratuvarda ölçülen "tarla kapasitesi", "solma noktası" ve "faydalı su" kapasitesi gibi fiziksel parametreleri kullanarak, bitkilerin su tüketim rehberlerinin hazırlanmasına katkı sunmuştur Ziraat Fakültesi Menemen Uygulama Çiftliği alluvial topraklarının .... Bu araştırmalar, o dönem Menemen Ovası'nda yeni yaygınlaşan kontrollü sulama şebekelerinin tasarımında mühendislik verisi olarak kullanılmıştır.
• Kurumsal Hafıza ve Raporlamalar: Elde edilen bulgular, dönemin Topraksu Genel Müdürlüğü Teknik Raporları veya enstitünün kendi bünyesinde çıkardığı araştırma bültenlerinde (Bugün halefi Soil Studies - Toprak Su Dergisi olan yayınların öncülleri) isimsiz veya proje ekibi ortak imzasıyla basılarak devlet arşivlerine kazandırılmıştır.
🏛️ Dönemin Kurumsal Yapısı (Topraksu'dan Köy Hizmetlerine)
Fidan Akbaş’ın görev yaptığı dönemde Menemen Topraksu Bölge Araştırma Enstitüsü, Türkiye'nin tarımsal altyapısını kuran ana merkezlerden biriydi. 1985 yılında Topraksu Genel Müdürlüğü ile Yol Su Elektrik (YSE) birleştirilerek Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü kurulduğunda, Fidan Hanım ve ekibi kurumsal kimlik değişse de araştırmalarına kesintisiz devam etmiş, laboratuvar standartlarının korunmasını sağlamışlardır.
Aşağıdaki tablo, Fidan Akbaş’ın yürüttüğü bu çift yönlü kariyerin ana hatlarını, kullanılan yöntemleri ve günümüz tarımına olan izdüşümlerini özetlemektedir:

Kariyer Boyutu
Yürüttüğü Temel Görevler & Analizler
Kullanılan Dönemsel Yöntemler
Günümüz Tarımına/Sahaya Katkısı
Laboratuvar Mühendisliği
• Toprak verimliliği (N, P, K)
• Tuzluluk ve pH tayini
• Sulama suyu SAR analizleri
• Yaş kimyasal analizler
• Gravimetrik metotlar
• Manuel titrasyonlar
• Ege Bölgesi'nin ilk bilimsel gübreleme haritaları
• Çiftçiye doğru gübre tavsiyeleri
Tarımsal Araştırmacılık
• Toprak serilerinin haritalanması
• Bitki-su tüketim verileri
• Bölgesel envanter raporları
• Deneme parselleri takibi
• Arazi profil incelemeleri
• İstatistiksel veri korelasyonu
• Menemen Ovası sulama projelerinin altyapısı
• Çölleşme ve tuzlanma risklerinin önceden tespiti

Ziraat mühendisliği toplumunun, Topraksu Araştırma kanadının yüz akı, doğruluk ve dürüstlük örneği,Fidan kardeşim anılarımızda her daim yaşıyor ve de yaşamaya devam edecek, iyi ki arkadaşımızdın sevgili Fidan, Yaşadıklarımız ve anılarınla her daim kalplerde eşsız bir yerin var. Toprağın bol olsun, ışıklar içerisinde uyu sevgili kardeşim......

21 Ekim 2026 Çarşamba

ZAMANIN DERİNLİKLERİNDEN BİR SES: "TRAKYA ÇİFTÇİSİNİ TOPRAK TAHLİLLERİYLE TANIŞTIRAN REYHAN KANBUROĞLU'NU SONSUZLUĞA UĞURLADIK" / Atila Girgin

 

TRAKYA'DAKİ İLK TOPRAKSU LABORATUVARININ KURUCUSU, BÖLGE ÇİFTÇİSİNİ TOPRAK TAHLİLLERİYLE TANIŞTIRAN REYHAN KANBUROĞLU'NU SONSUZLUĞA UĞURLADIK / Atila Girgin

Sevgili Reyhan KANBUROĞLU'NA Mektup:

Sevgili Meslektaşım, sımsıcak yüreği, gözlerindeki gülücükle ışıklar saçan güzel insan; seni dostlarına, sevenlerine anlatacak değilim elbette, onlar zaten seni zaten biliyorlar, onlar biliyorlar da, bilmesi gereken başkalarınında olması gerekebileceğini düşünerek bu tümcelere sarılıverdim bir an. Zaman tünelinde, o zaman tünelinin engin dalgaları arasında bir kulaç atıvereyim; sevgili büyüğümüze seslenivereyim dedim. Kusurlarım olursa da sevenlerinden affola...

Sevgili Reyhan Ablamızın yaşamının mesleki kısmına dair bazı bilgileri, sunduğum “ZMO' vefat panosu” ndan zaten görebiliyor, ulaşabilyorsunuz ona dair bazı bilgileri, bu tümceden olarak mesleğinin Topraksu Teşkilatı Araştırma kanadında çalışan, mesleğini hakkıyla ve dolu dolu yaşayan, işini en iyisiyle ve de hakkını vererek yapmaya çalışan bir büyüğümüzdü sevgili Kanburoğlu. O mesleğini, kurumsal görevlerini layıkıyla ve yetkinlikle yapmaya çalışmış bir laboratuvar mühendisi oldu hep, ve hep öylede kaldı kamusal yaşamında..

Sevgili Reyhan Hanım, sıcak yürekli güzel insan; seni geçenlerde gökte uçan bir kuş'a sordum, yahu onu gökte niye arıyorsun, o daha emeklilik günlerinin tadını çıkarmaya çalışıyor demişti,

Efsane müdürlerimizden Sami Kanburoğlunun sevgili eşi güzel insan Reyhan Hanım'la, eşinin vefatı sonrası konuşmuştuk son kez, Sevgili Müdürümüzü ve birlikte geçen Kırklareli yıllarımız, aylarımızı, günlerimizi, Enstitünün kuruluş yıllarında yaşadıklarımızı, yaşanmışlıklarımızı konuşmuştuk dolu dolu. O günlerin acı, tatlı bir dolu yaşanmışlığına uzanıvermiş, zamanın eskitemediği, unutturamadığı o güzel yıllara geri dönmüş, adeta yeniden yaşamış gibi olmuştuk.... ....

Gel zaman git zaman, zamanın birinde gökte uçan kuşun “emeklilik günlerinin tadını çıkarıyor” söylemleri yerine, bir sevgili dost'tan, sizleri sonsuzluğa uğurladığımız haberini almazmıyım, üzüntümü ifade etmem ne mümkün, kelimeler, tümceler yetersiz ki, ne yetersiz.

Mesleğinin saygın ve onurlu üyesi, Reyhan KAnburoğlunu 25 MART 2022 tarihinde Kırklareli'de sonsuzluğa uğurladık.

Toprağın bol olsun, ışıklar içerisinde uyu sevgili büyüğüm.....


ZAMANIN DERİNLİKLERİNDEN BİR SES: "TOPRAKSU'CU EFSANE MÜDÜR SAMİ KANBUROĞLUNU SONSUZLUĞA UĞURLADIK" / Atila Girgin

 



TOPRAKSU'CU EFSANE MÜDÜR SAMİ KANBUROĞLUNU SONSUZLUĞA UĞURLADIK / Atila Girgin

KANBUROĞLU Müdürüme Mektup:

Sevgili Müdürüm, sımsıcak bir yürek yaşıyan güzel insan; seni dostlarına, sevenlerine anlatacak değilim elbette, onlar zaten sizi  biliyorlar, onlar biliyorlar da, bilmesi gereken başkalarınında olması gerektiğini, gerekebileceğini düşünerek bu tümcelere sarılıverdim bir an. Söylemlerin dili yeterli değil elbette sizleri tanımlamada, ama her neyse, olduğu kadariyle zaman tünelinde, o zaman tünelinin engin dalgaları arasında bir kulaç atıvereyim; sevgili müdürüme seslenivereyim dedim. Kusurlarım olursada sevenlerinden affola...

Sevgili müdürümün yaşamının mesleki kısmına dair bazı bilgileri, sunduğum “ZMO' vefat panosu” ndan zaten görebiliyor, ulaşabilyorsunuz, bu tümceden olarak mesleğinin Topraksu Teşkilatı Araştırma kanadında çalışan, mesleğini hakkıyla ve dolu dolu yaşayan, işini en iyisiyle ve de hakkını vererek yapan bir büyüğümüzdü sevgili Kanburoğlu. O bitmek bilmez enerjisiyle, adeta bağımlılık derecesinde mesleğinin, işinin gerektirdiği hemen hemen heryerdeydi, daima hazır ve nazırdı....O mesleğini, kurumsal görevlerini layıkıyla ve yetkinlikle yapan bir müdürümüzdü hep, ve hep öylede kaldı kamusal yaşamında..

Sevgili Müdürüm; sıcak yürekli güzel insan; seni geçenlerde gökte uçan bir kuş'a sordum, yahu onu gökte niye arıyorsun, o daha emeklilik günlerinin tadını çıkarmaya çalışıyor sandalıyla kuzey Ege gezintilerinde demişti....

Bu bilgiyi pek teyit edecek bir kaynağa sahip değildim de, müdürümün bir niyet beyanı olarak tanığıydım. Gel zaman git zaman, zamanın birinde bu kuşun söylemleri yerine, bir sevgili dost'tan, sizleri sonsuzluğa uğurladığımız haberini almazmıyım, inanın bir şok bilgiydi bu haber benim için, üzüntümü ifade etmem ne mümkün, kelimeler, tümceler yetersiz ki, ne yetersiz.

Mesleğinin saygın ve onurlu üyesi, Kamusal Alanda kurucu misyonuyla tanınmış, yurtsever büyüğümüz Sami Kanburoğlunu 29 Ağustos 2018 tarihinde Kırklareli'de sonsuzluğa uğurladık.

Mesleğinin yüz akı, doğruluk ve dürüstlük örneği, Topraksu Araştırma Teşkilatının onurlu bir üyesi, adam gibi adam Sami Kanburoğlu kalplerimiz ve anılarımızda her daim yaşıyor ve de yaşamaya devam edecek,

Toprağın bol olsun, ışıklar içerisinde uyu sevgili müdürüm......


18 Ekim 2026 Pazar

ZAMANIN DERİNLİKLERİNDEN BİR SES: "ZİRAAT YÜK. MÜH. NEJAT AYKANLI'YI SONSUZLUĞA UĞURLADIK" / Atila Girgin


ZİRAAT YÜKSEK MÜHENDİSİ NEJAT AYKANLI'YI SONSUZLUĞA UĞURLADIK / Atila Girgin

Sevgili Nejat'a Mektup:

Sevgili Nejat Aykanlı dostum mesleğinin Topraksu Teşkilatı Araştırma kanadında çalışan, mesleğini hakkıyla ve dolu dolu yaşayan, işini en iyisiyle de ve de hakkını vererek yapan sevgili kardeşlerimizdendi. Tarımsal Hidroloji uygulamaları konusunda UZMAN, uğraş alanında yetkinliği genel bir kabul gören, tarımsal hidroloji konusunda önder bir misyon'a sahip, tarımsal hidroloji konusunun yetkin bir temsilcisi kardeşimizdi..

Sevgili Nejat, canım kardeşim; seni geçenlerde gökte uçan bir kuş'a sordum, yahu onu gökte niye arıyorsun, o deneme parsellerinde yüzey akış ölçümleriyle meşgul dedi, vardım parsel başına; sordum ölçümcülere, NeJat Kardeş nerede?, Abi onu niye burada arıyorsun, o, ölçüm sonuçlarını değerlendirmekle meşgul dediler. Vardım büroya, yahu Nejat'ı bulamıyorum, Nejat neredededim, Abi yağış ölçerlerin kontroluyla meşgul dediler. Aşk olsun Nejat Kardeşi bulabilene, meşgul, meşgul ve de hep meşgul Nejat dostumu özlemiştim, devam ettim aramaya. Tam o sırada gökte uçan kuş, yine karşıma çıkmazmı. Bulamadınmı onu yine deyiverdi. Ve yanıtı: “ O şimdi göklerin derinliklerinden sizlere selam verip duruuu, dedi.

Sözün özü, can dostum Nejat'ı sonsuzluğa uğurlamışlar da ben yeni öğrenmiş oldum. Öğrenmiş oldumda bu tümceleri yazar oldum dostlar.

Sevgili dostum, seninle paylaştığımız nice yaşanmışlıklarımız oldu da, aklıma gelen birkaçını dostlarımızla paylaşıvereyim dedim, paylaşıp ta anılar denizinin enginliklerinden sonsuzluk alemine bir selam yollayıvereyim istedim.

Hani tavla oyunlarımızda, rakibim yada izleyen olarak bulunduğunda; hani söylerdin ya beni kastederek, “ONUN SULTAN DEDESİ VAR, ONUN AKIL DANESİDİR O, ONUNLA BAŞA ÇIKILMAZ “ mealli söylemlerin geliverdi aklıma hemencecik. Yine 1970' li Fakülte yıllarımızdan bir yıldı; Entomoloji hocamıza derse devamsızlık sorunumuzla ilgili gitmiştik te, hocamızdan davranışımızdan kaynaklı öyle bir tepki almıştık ta, ne yapacağımızı bilmez halde odadan çıkıvermiştik. Hoca aslında haklıydı da, hani biz de biraz haklı gibiydik kendimizce. Kızalımmı, gülelimmi bilememiştik ahvalimize. O anlara gidiverdim bir an, sevgili dostum, can kardeşim sevgili Nejat.

Sevgili Nejat; seni birazda araştımacılığın, bilimsel kariyerinle anmak iyi olur diye düşünüp, birazda tembelliğe vurup, kafa yormak yenine Googleai yapay zeka arama moduyla şöyle bir tarayavereyim, arayıvereyim dedim, hani iyi de yapmışım valla ki, söyleyeceklerimin çoğunu o'da söylememez mi, o zaman bende haydi GOOGLEAI, de diyeceklerini de, bende dostlarla hemencecik paylaşavereyim dedim.

Hemencecik benim sevgili dostumu bana anlatmaya başlayıverdi, İşte söylemlerinden bazıları:

Nejat Aykanlı, Tarımsal hidroloji alanında Türkiye'nin erken dönem saha araştırmalarına yön vermiş isimlerden olarak kurumsal hafızada yer tutar.
Tarımsal Hidroloji Uzmanlığı: Mesleki profili ziraat mühendisliğinin yanı sıra alt uzmanlık alanı olan hidrolog unvanı ile tescillenmiştir.

Mesleki Geçmişi ve Kurumsal Kariyeri:

Nejat Aykanlı'nın mesleki kariyeri büyük oranda kamu araştırma enstitülerinde ve saha odaklı bilimsel projelerde şekillenmiştir:
• Menemen Toprak ve Su Kaynakları Araştırma Enstitüsü: Kariyerinin en üretken dönemini, Türkiye'nin tarımsal hidroloji alanındaki en köklü merkezlerinden biri olan İzmir Menemen'deki mülga Toprak ve Su Kaynakları Araştırma Enstitüsü bünyesinde geçirmiştir.

Homojen Havza Araştırmaları (1980'ler): Türkiye'de küçük akarsu ve homojen havza modellemelerinin ilk örneklerini yürüten teknik ekiplerde yer almıştır. İzmir Ulucak ve çevresindeki havza akımları ile yağış verilerini dijitalleştirerek tarımsal sulama altyapısına bilimsel zemin hazırlamıştır.

Bölgesel Hidroloji Projeleri (2000'ler): Kamu Ar-Ge faaliyetleri kapsamında sadece İzmir ile sınırlı kalmamış; Balıkesir-Bigadiç Kocadere Havzası gibi Güney Marmara ve Ege'yi birbirine bağlayan kritik tarım havzalarının yağış ve akım karakteristiklerini raporlaştıran projeleri yönetmiştir.

Ziraat mühendisliği toplumunun yüz akı, doğruluk ve dürüstlük örneği, Topraksu teşkilatının Araştırma kanadının onurlu, adam gibi adam saygın emekçilerinden Nejat kardeşim anılarımızda her daim yaşıyor ve de yaşamaya devam edecek, iyi ki arkadaşımızdın sevgili Nejat, seninle gurur duyuyoruz. Yaşadıklarımız ve anılarınla her daim kalplerde eşsız bir yerin var.

Toprağın bol olsun, ışıklar içerisinde uyu sevgili kardeşim, can dostum.

       ZAMAN TÜNELİNDEN NEJAT DOSTLA 
    FAKÜLTE  YILLARINDAN DOST GÖRSELLER

 

12 Ekim 2026 Pazartesi

ZAMANIN DERİNLİKLERİNDEN BİR SES: "Ziraat Yük. Müh. Kerim Yılmaz Kurucu'yu Sonsuzluğa Uğurladık" / Atila Girgin

  
       
         

 
                ZAMAN TÜNELİNDEN KERİM DOSTLA FAKÜLTE YILLARINDAN 
                                                     DOST GÖRSELLER

         

KERİM YILMAZ KURUCU'YU SONSUZLUĞA UĞURLADIK / Atila Girgin

Sevgili Kerime Mektup:

Sevgili Kerim dost mesleğinin Topraksu Teşkilatı kanadında çalışan, mesleğini hakkıyla ve dolu dolu yaşayan, işini en iyisiyle de ve de hakkını vererek yapan sevgili kardeşlerdendi. O bitmek bilmez enerjisiyle sulama göleti konusunda yetkin, gölet etüdü, projelemesi ve inşaat aşamalarındada kontrol işlerini layıkıyla ve yetkinlikle yapan bir mühendis kardeşimizdi hep.

Sevgili Kerim, canım kardeşim; seni geçenlerde gökte uçan bir kuş'a sordum, yahu onu gökte niye arıyorsun, o daha çalışıyor,o şimdi sivil toplumcu, ayrıca da  emeklilik günlerinin tadını çıkarmaya çalışıyor demişti. İşte o günlerden bir gün; Hani bir telefon görüşmemiz vardı ya,sanırım 2010'un ilk yıllarıydı,

“Dostlar buluşması yapalım” demiştinde: Büyüklerimin ciddi sağlık sorunları nedeniyle çok çaresizce koşunup durduğum günlerdi, evet iyi olur diyememiştim sana. O görüşme kalbimde hep yaraydı. Sonrasında benzeri bir buluşmayı da gerçekleştirememiş olmanın üzüntüsünü yaşamıştım hep. Ama yaşam keşkelerle devam ediyor da, o keşkeler hiç bir işe yaramıyor anlıyacağın... Sen dostluğun, kardeşliğin, hatırnazlığın bir güzel örneğiydin hep.

Günlerden bir gün, gökte uçan kuş karşıma çıkmazmı yine; “Kerimi sormuştun bir zamanlar” deyiverdi, şimdi ondan haber sorarsan eğer, yanıtım: dostunu sonsuzluğa uğurlamışar Denizlide deyiverdi.

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odasının ve mesleğinin saygın ve onurlu üyesi, yurtsever kardeşimiz kerim yılmaz kurucu'yu 01 ekim 2019 tarihinde Denizli Servergazi mezarlığında sonsuzluğa uğurladık.

Ziraat mühendisliği toplumunun yüz akı, doğruluk ve dürüstlük örneği, Topraksu teşkilatının onurlu, adam gibi adam saygın emekçilerinden kerim kardeşim anılarımızda her daim yaşıyor ve de yaşamaya devam edecek, iyi ki arkadaşımızdın sevgili Kerim, seninle gurur duyuyoruz. Yaşadıklarımız ve anılarınla her daim kalplerde eşsız bir yerin var.

Toprağın bol olsun, ışıklar içerisinde uyu sevgili kardeşim, can dostum......


17 Eylül 2026 Perşembe

Küresel Tehlike 'Mega El Nino' Kapıda! Türkiye İçin Şiddetli Yağış Uyarısı / Prof. Dr. Doğan Yaşar

 


Küresel Tehlike 'Mega El Nino' Kapıda! Türkiye İçin Şiddetli Yağış Uyarısı / Prof. Dr. Doğan Yaşar

İklim Bilimci Prof. Dr. Doğan Yaşar Aydınlık’a Açıkladı: Küresel Tehlike 'Mega El Nino' Kapıda! Türkiye İçin Şiddetli Yağış Uyarısı

İklim Bilimci Prof. Dr. Doğan Yaşar, Türkiye’yi bekleyen küresel iklim tehlikesine ilişkin gazetemize önemli değerlendirmeler yaptı. En son 1877 yılında görülen 'Mega El Nino' sürecinin başladığını vurgulayan Yaşar, ekim ayı sonundan itibaren yurt genelinde şiddetli yağışların görüleceğini bildirdi

Küresel iklim dalgalanmaları ve okyanuslardaki ısınma Türkiye’yi doğrudan etkisi altına almaya hazırlanıyor. İklim Bilimci Prof. Dr. Doğan Yaşar, önümüzdeki kış dönemi öncesinde Türkiye genelinde yaşanacak iklim değişikliklerini Aydınlık’a değerlendirdi. Okyanus su sıcaklıklarının ortalamaların 2 derece üzerine çıkmasıyla tetiklenen ve yeryüzünde en son 1877 yılında kaydedilen 'Mega El Nino' sürecine girildiğini belirten Prof. Dr. Yaşar, ekim 2026 sonu itibarıyla yurt genelinde çok şiddetli yağışların başlayacağını vurguladı.

2026 YILINDA İKLİM ORTALAMALARI NASIL SEYRETTİ?

Aydınlık: Doğan hocam, önümüzdeki kış ayında Türkiye'yi bekleyen gelişmeler nelerdir? Geçen yaz dönemini iklim ortalamaları açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

Prof. Dr. Doğan Yaşar: 2026 yılı başladığında özellikle şubat ayı çok sıcak geçti. Bu sıcaklığın ardından ülke genelinde verimli yağışlar almaya başladık ve mayıs ayına geldiğimizde Türkiye yağış ortalamalarını henüz ilk 4-5 aylık süreçte yakaladık. Nisan ve mayıs ayları ortalamaların 1,4 derece altında, oldukça serin geçti. Ancak haziran, temmuz ve ağustos aylarında sıcaklıklar ortalamaların üzerine çıktı. Temmuz ayına kadar son 15 yılın en serin yazlarından biri yaşansa da ağustos ve eylül aylarında sıcaklıklar ciddi şekilde uzadı.


'MEGA EL NINO' NEDİR VE DÜNYAYI NASIL ETKİLEYECEK?

Aydınlık: Eylül ayında devam eden bu sıcaklıkların nedeni nedir? 'Mega El Nino' sürecinin ayrıntıları nelerdir?

Prof. Dr. Doğan Yaşar: Bu durumun temel nedeni okyanustaki suların ısınmasıyla tetiklenen 'Mega El Nino' olayıdır. Okyanus su sıcaklığının 1 dereceye kadar artmasına normal El Nino, 1 ile 2 derece arasında artmasına Süper El Nino, 2 derecenin üzerine çıkmasına ise Mega El Nino diyoruz. Temmuz ayında su sıcaklığı artışı 2,1 dereceye ulaştı. Dünyada Mega El Nino en son 1877 yılında yaşandı. O dönemde bugünkü gibi gelişmiş meteoroloji istasyonları olmadığı için küresel etkileri tam ölçülemedi ancak Çin ve Hindistan’da çok büyük kuraklıklar yaşandığı biliniyor.

Dünya Meteoroloji Örgütü, bu yıl Mega El Nino gerçekleşme olasılığını yüzde 80-90 olarak açıkladı. Ekim ayının sonundan itibaren ciddi yağışlar bekliyoruz. Ekim, kasım ve aralık aylarında Türkiye ortalamaların çok üzerinde yağış alacak. Mega El Nino genel olarak ılık bir kış anlamına gelse de arada çok sert soğuklar ve kar yağışları da getirebilir. Genel beklentim, nisan ayına kadar sürecek ılık ve bol yağışlı bir kış geçireceğimiz yönündedir.

TARİHTEN DERSLER: TAMBORA VE 1875 KIŞSIZ YILI

Aydınlık: Mega El Nino dönemlerinde insanlığı bekleyen ana unsurlar nelerdir? Tarihte benzer süreçlerde neler yaşandı?

Prof. Dr. Doğan Yaşar: İklim tarihinde aşırı uçlar mevcuttur. Örneğin 1816 yılında Tambora Yanardağı'nın patlamasının ardından yeryüzünde yaz yaşanmadı, tüm yıl kış olarak geçti. Tarım yapılamadığı ve büyük kuraklık yaşandığı için bu dönem Osmanlı İmparatorluğu'nun ekonomik olarak ağır darbe aldığı süreçlerden biridir. 1875 yılına gelindiğinde ise Mega El Nino öncesinde kış yaşanmadı.

Mega El Nino esasen sıcaklık artışı demektir. Bu kış Avrupa ve Türkiye’de sıcaklıklar ortalamanın bir tık üzerinde seyredecek. Fakat en büyük tehlike aşırı yağışlar ve ani sıcaklık dalgalanmalarıdır. İlk defa bu kadar gelişmiş ölçüm sistemleriyle Mega El Nino’yu gözlemleyeceğiz; dünyanın neresine ne şiddette vuracağını, nerelerde aşırı yağış veya kuraklık yapacağını hep birlikte göreceğiz. 2023 yılındaki Süper El Nino döneminde Türkiye’de yağışlar yüzde 13 arttı, Avrupa’yı sel götürdü. Mega El Nino’da bu oranlar daha yüksek olacaktır.

'SUYU BİLİMLE VE KAMUCU BİR ANLAYIŞLA YÖNETMELİYİZ'

Aydınlık: Küresel iklim krizine ve beklenen şiddetli yağışlara karşı ülke olarak nasıl önlemler almalıyız?

Prof. Dr. Doğan Yaşar: Bu süreçte yetkililerin ve devletin iklim tehlikesine karşı acil önlem alması gerekiyor. Asıl yapmamız gereken şey suyu planlı, bilimsel ve kamucu yöntemlerle yönetmektir. Mevsimler sürekli değişecektir ancak bizim artık suyu bilincinde olarak kullanmamız şarttır. Özellikle yeraltı sularımızı korumamız ve planlı kullanmamız hayati önem taşıyor. Ekim ayı sonundan itibaren başlayacak şiddetli yağışlara karşı tüm kentlerimizin ve tarım alanlarımızın altyapı olarak derhal hazır hale getirilmesi gerekmektedir.

* * * * * * * * * * * * *

Kaynak: https://www.aydinlik.com.tr/haber/mega-el-nino-nedir-turkiyeyi-nasil-etkileyecek-prof-dr-dogan-yasar-siddetli-yagis-uyarisi-590392

* * * * * * * * * * * * *

2 Ocak 2026 Cuma

Prof. Dr. Doğan Yaşar anlattı: Kuraklık saati doluyor / Z. RUHSAR ŞENOĞLU

 Prof. Dr. Doğan Yaşar anlattı: Kuraklık saati doluyor / Z. RUHSAR ŞENOĞLU

KAYNAK: https://www.aydinlik.com.tr/haber/prof-dr-dogan-yasar-anlatti-kuraklik-saati-doluyor-561849

Prof. Dr. Doğan Yaşar, kuraklığın 2020’de görünür olduğunu ancak tüm uyarılara karşın önlem alınmadığını söyledi. 2026’da yağışların bol olacağını ancak bunun ‘su sorunu çözülüyor’ anlamına gelmediğini bildirdi. Ülkemizde suyun ‘çarçur edildiğini’ belirtti.

Yeni yılda hepimizi kaygılandıran sorunlarımızdan biri tükenen sularımız. 2026 bize ne vaat ediyor? Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar’a sorduk. Artık bol yağış olacağı müjdesini verdi ama bunun ‘su sorunu bitti’ anlamına gelmediğini söyledi. Zira aradığımız, ‘haftada kaç kez duş alabileceğiz’ sorusunun yanıtı değil, 60 yılda üç katına çıkan nüfusu besleyecek tarım üretimini sürdürebilmek. Konuya bu açıdan yaklaşınca susuzluk kadar hatta belki daha da önemli olan kirliliğe acilen çözüm üretmek gerekiyor.

Prof. Dr. Doğan Yaşar sorularımızı yanıtladı, çözümleri anlattı.

DÜNYA ÖNLEMİNİ ALDI

- Su sorununda geldiğimiz boyut nedir? 2026’da çözüm gözüküyor mu?

2020’de İzmir Belediye Başkanı ile görüşüp dedim ki kuraklık geliyor, suda B ve C planlarını yapalım. O zaman Tahtalı Barajı yüzde 75 doluydu. Bütün dünyanın beklediği bir olaydı bu. Amerika’da çim dikmek, Fransa’da yüzme havuzlarının doldurulması, İspanya’da çok su isteyen elma gibi ağaçların sulanması yasaklandı. Kuraklık saati bütün dünyada doluyor, hazırlıklar yapılıyor.

1960’lı yıllarda dünya nüfusu 3 milyarken şu anda 8,2 milyar. Olağanüstü bir artış. Rüzgar türbünleri dışındaki bütün enerji sistemleri, güneş dahil her şey suyla çalışır. Yani susuz hiçbir şey olmuyor ve artık dünyada su kullanına çok ciddi kurallar, geniş sınırlamalar getirildi.

DAMLAMA SULAMAYLA YÜZDE 65 TASARRUF

Örneğin barajlardaki su artık kapalı ortamlarda sulama noktasına getiriliyor ve tarlalara damlamayla veriliyor. Böylece yüzde 65 gibi bir su tasarrufu elde ediliyor. Muhteşem ötesi bir tasarruf! Dünya buna geçti. Hatta dünya şu anda yapay zekâya geçiyor sulamada: artık toprağın nemine göre, ne kadar gerekiyorsa o kadar su verilmeye başlandı.

SU ALTYAPISINI YENİLEMELİYİZ

- Neler yapılması gerekiyor?

Türkiye’de suyu barajlardan maalesef sulama kanallarıyla getiriyoruz. 60’lı yıllarda yapılan sulama kanalları, çatlak patlak. Barajlardan verdiğiniz suyun yüzde 55’i yolda gidiyor zaten.

Mesela ABD’de Kamala Harris, 2020 Nisan ayında başkan yardımcısıyken, dedi ki bu yıl su altyapısına 111 milyar dolar para ayırdım. ABD, suyunun yüzde 40’ını tarımda kullanılıyor, biz yüzde 75’ini tarımda kullanıyoruz. Aynı Kamala Harris, görevden ayrılmadan önce şehirlerin su altyapıları için de 30 milyar dolar ayırdı.

Altyapıların değişmesi şart çünkü bizde gerçekten kayıp-kaçak oranı çok fazla. İzmir’de 2000’li yıllarda kayıp kaçak yüzde 60’tı, yani 100 litre su veriyorsunuz sisteme, bunun 60 litresi yolda kayboluyordu. Patlağı çatlağı düzelttiler 2020’de biraz. Şimdi İZSU sayfasında yüzde 25 diye açıklansa da kayıp kaçak yüzde 40’lara düştü ama orada kaldı. Bir plan yapıp her yıl belirli bir alanın borularını değiştirmek lazım.

Örneğin 400 milyon metreküplük Gördes Barajı çatlak. 700 milyon metreküplük devasa Melen Barajı’nın da gövdesi çatlak, su tutamıyor. İstanbul’da barajların dolluk oranı bugünlerde yüzde 17 dolayında. Orada da çanlar çalıyor.

TARIMDA GRİ SU KULLANALIM

İkinci yapmamız gereken, tarımın gri su dediğimiz arıtma suyuyla yapılması. Dünya artık böyle yapıyor.

Örneğin Çiğli Arıtma Tesisi’nden günde yaklaşık 600 bin metreküp su çıkıyor. İzmir’in bütün pis suları orada arıtılıyor. Eğer biz bu suyu Gediz Ovası’na verebilsek, oradaki bütün kuyuları korumuş oluruz.

- Kuyu sulu kullanımı ne kadar sürdürülebilir? Sonuçları ne olur?

Yeraltı suları dünyada rezerv olarak saklanıyor. Çünkü dünyada zaman zaman çok müthiş kuraklık dönemleri olur. 70’li yıllar, 92 yılı, 2007-2008 yılları çok kuraktır. Her 15 yılda bir, 20 yılda bir zaten kuraklık gelir. Bu doğal bir şey. Ama bir de tahmin dışı gelişmeler olur. Çok büyük bir volkan patlaması olduğu zaman dünyamız soğur ve yağışlar bir anda düşer.

Mesela 91 yılında Filipinler’de Pinatubo yanardağı patladı. Son 130 yılın en büyük patlamasıydı. Bir anda hava sıcaklığı 0.5 derece düştü. Çok ciddi bir düşüş bu. Ardından damla düşmedi ve bizim bütün barajlarımız boşaldı. O zaman biz ilk defa Bulgaristan’dan elektrik satın aldık. Rahmetli Levent Kırca’nın İSKİ skeçleri o tarihlerde, 91-92’dedir.

Pinotubo yanardağından 50-60 kat daha büyük yanardağlar var. Onlar patlarsa 5-6 yıl ‘nükleer kış’ dediğimiz, hiç yağmayacak dönemlere girebiliriz. Yeraltı suları böyle dönemler için korunur, kullanılmaz.

KÜÇÜK MENDERES HAVZASI’NDA OBRUKLAR BAŞLADI

Küçük Menderes Havzası’nda yağışlarla yeraltına yılda yaklaşık 750 milyon metreküp su girişi vardır. Ama biz uzun yıllardan beri havzadan yılda 1 milyar 150 milyon metreküp su çekmeye başladık. Yavaş yavaş daha derinlere, daha derinlere indik. Küçük Menderes Havzası’ndaki suyu bitirdik ve artık şu anda obruklar başladı.

KONYA OVASI NASIL OBRUK OVASI OLDU?

- Obruk oluşumunun tehlikeleri nedir?

Bugün Türkiye’de yaklaşık 16 ilde obruk var, şehirlerin altı boşalıyor. Yanlış tarım ürün desenleri yüzünden. Orta Anadolu’da suyun yüzde 80’ini yer altından çektikleri için her yerde obruklar oluştu ve doğru bir kararla 2024 yılında Tarım Bakanlığı mısır üretimini yasakladı. Çünkü mısır çok su isteyen bir bitki. Elma, armut gibi çok su isteyen bitkilerin de ağaçların da yasaklanmasını bekliyorum. İspanya’da 2023 yılında yasakladılar, yalnızca kurumayacak kadar su veriyorlar. Bırakın bir sene de elma armut yemeyelim, sorun değil.

Yanlış su kullanımından dolayı göller bölgesini çöller bölgesini çevirdik. Konya Ovası oldu Obruk Ovası. Konya Ovası buğday depomuzken, bir anda şeker pancarına açtılar. Şeker pancarı, buğdaya göre altı kat daha fazla su isteyen bir bitki ve Konya Ovası Türkiye’nin en az, yılda yaklaşık 410 kilogram gibi çok düşük bir yağış alan bir bölgesi. Baraj da olmuyor çünkü zaten çok düz bir alan o bölge.

Önce 100 metre derindeki birinci akiferi (yeraltı su tabakası) bitirdiler, sonra 200 metredeki ikinci akiferi bitirdiler, 300 metredeki üçüncü akiferi de bitirdiler. Alttan tuz gülünün tuzlu suları girmeye başladı akiferlere ve su tuzlanınca bir anda bütün tarım alanları devre dışı kaldı.

UZMANI HİDROLOGDUR JEOLOJİ MÜHENDİSİDİR

Türkiye’de büyük bir yanlış yapılıyor. Su demek, su bilimcisi demektir, hidrojeolog demektir, jeoloji mühendisi demektir. Ama belediyenin çoğunda hidrojeolog da yok, jeoloji mühendisi de yok. İzmir’de yok mesela.

2020 yılında İzmir Belediyesine mektup yazıp suda B ve C planları yapılsın dediğim zaman su kesintisi de başlatılsın demiştim. Yeraltına sürekli suyu çekip çekip 7-24 su vereceğim diye mücadele edeceğine günde 5 saat verirsin suyu. O yeralt suyu rezerv olarak kalmalı.

Yer altından suyu 1000 metreden de çekersin, 1500 metreden de. Ama derine indikçe hem ağır metal çekersin, hem müthiş bir enerji harcarsın. Olağanüstü bir enerji harcamaya gerek de yok.

Hidrojeologlar devreye girsin artık. Bütün bunların hesabı yapılsın ve nerelere yeraltı barajları yapılabileceği planlansın. Oşinograflar ve hidrojeologlar, biyologlar ve kimya mühendisleri bu planlamanın içinde olmalıdır.

- Çok teşekkür ederiz.

2026’da ne yapılmalı?

“Tarım Bakanı olsam, ilk yapacağım iş, bütün barajlardan suyu tarım alanlarına kapalı ortamda getirmek olur. Bu işe Batı Anadolu’dan başlarım çünkü Batı Anadolu, dünyanın da önemli tarım merkezlerini barındıran yer. Küçük Menderes, Büyük Menderes, Gediz, Ergene, buralardan başlarım.

“Sanayinin kullandığı suların arıtılmadan kanallara, denizlere verilmesine ağır cezalar getiririm. İngiltere’de cezası 5 milyon avro, bizde 1 milyon lira. Biz denizlerimizi, sularımızı fosseptik olarak kullanıyoruz maalesef.

“Olası yerler neredeyse oraları belirleyip yeraltı barajları yaparım.

“Şehirlerdeki yağmur sularını, olabildiğince barajlara ya da yeraltı barajları yapıp onlara basarım. Yüzde beşini bile basabilsek su sorunu çekmeyiz.”


İzmir Belediyesi nereyi yönettiğini bilmiyor

- Çözümler belli, neden uygulanmıyor, engel ne? Bilinçsizlik, cehalet mi?

2020 yılında dilimizde tüy bitti kuraklık geliyor diye. Barajlar yüzde 75 dolu dediler, dinlemediler. Benim doktora konum, 18 bin yılın iklimsel değişikliklerdi. İnanmasan bile tedbirini al, kuraklık olmazsa bırak su rezerv olarak kalsın.

İzmir tarımda dünya liderlerindendir. Belediye bilmiyor. Gerçekten İzmir Büyükşehir Belediyesi, nasıl bir yeri yönettiğini bilmiyor. Türkiye’nin kışlık sebzesinin yüzde 60-70’ini İzmir yetiştirir. Su o kadar önemli İzmir’de. Kullanma suyunda kesintinin hiçbir önemi yok. Üç günde bir duş al, sorun değil. Ama sen eğer ürüne suyu zamanında vermezsen ürünü yakarsın. Kıtlık başlar. Susuzluk, Türkiye’nin gıda üretimini de tehdit eden bir noktaya gelmiş durumda.

 Suyun bittiği gün devlet biter

Dünyada yeraltı suları kullanırken o bölgeye ne kadar yağmur düştüğü, bunun ne kadarının aşağıya indiği hesaplanır. Diyelim hesap 750 milyon metreküp çıktı, orada siz en fazla 750 milyon metreküp su çekebilirsiniz. Daha fazlasını çekemiyorsunuz çünkü o su devlete ve çok kurak yıllara ait. Çünkü su varsa devlet var. Suyun bittiği gün devlet biter.

Dünyadaki bütün savaşlar ama bütün savaşlar, yazılı tarihe geçtiğimiz Gılgamış’tan bugüne 4 bin 700 yıl geçmiş, o günden bugüne 15 bin savaş vardır ve bu savaşların yüzde 99,9’unun çıkış nedeni kuraklıktır, sudur. Son yüzyılda enerji eklendi buna. Şimdi yeniden dile getirilmeye başlandı: artık savaşlar sudan çıkacaktır. 50 yıla kadar enerji savaşı biter çünkü artık teknoloji süper. Çok güzel enerji kaynakları var ama depolama sorunu var, akü sorunu var. Bunu da yakında geliştirirler. 50-60 yıl içinde herkesin evinin üstünde küçük bir rüzgar, küçük bir güneş paneli ile bu işler yapılacak artık.

Enerjide teknoloji bu ama suyun başka bir alternatif yok.

- Teknoloji suda hiç umut vadetmiyor mu?

Diyorlar ki deniz suyu kullanalım. Arıtma suyu varken deniz suyunu neden kullanıyorsun? Deniz suyunda müthiş tuz var, bütün ekosistemi çökertirsin. Çok çok büyük kurak yıllarında çekebilirsiniz deniz suyunu. Arıtılmış deniz suyu pilot işletmelerde, küçük bir alanda uygulanabilir. Ama şu anda ona hiç ihtiyacımız yok.

Türkiye’de uzak ara en pahalı suyu biz İzmirliler kullanıyoruz. Çok ciddi faturalar ödüyoruz. Yeraltından suyu çekmek için müthiş bir enerji harcıyoruz. İzmir suyunun yüzde 30’u gibi ciddi bir kısmı Manisa’nın altından karşılanıyor. Günde yaklaşık 220 bin metreküp su çekiyoruz maalesef. Göl Marmara 2023’te tamamen kuruldu.

Kirlilik suyu, toprağı, tarımı bitiriyor

- Su sorununun kaynağında kuraklık dışında ne var?

60’lı yıllarda Türkiye’nin sulanabilir tarım alanı 1.3 milyon hektarken şu anda 6.5 milyon hektar. Beş kat artış müthiş bir artış. O zamanki sanayi ile bugünkü sanayi de bir değil. Bütün sanayi su kullanıyor.

Ergene havzasında 2 binden fazla fabrika var ve bütün Ergene’yi, bütün tarım alanını mahvettiler. Büyük sorunlarımız bunlar. Kirlilik en büyük sorunumuz.

Bütün nehirlerimiz Küçük Menderes, Büyük Menderes, Gediz Nehri ve Ergene Nehri dördüncü dereceden kirli. Zehir akıyor. Geçenlerde Gediz’e gittik, çiftçiler dediler ki su o kadar kötü ki pamukta verimlilik 600 kg’dan 300 kg’a düştü. Yarı yarıya. Denizli’de köyümdeki bazı tarlalarda hiç pamuk çıkmadı biliyor musunuz? O kadar gübre at, sür… Ot yok, ot. Sanayinin hiç arıtmadan sulama kanalına bıraktığı o zehirli sular yüzünden. Türkiye’nin asıl sorunları bunlar. Kuraklık gelip geçici, bir sorun değil. Bu tarlalara verdiğimiz sudaki ağır metaller kalıcı, uzun yıllar canımıza ot tıkayacak bunlar.

Küresel ısınma dönemlerinde her bir derece sıcaklık artışı, yağışı yüzde iki artırır. Sıcaklık demek yağış demektir. Ama nüfusumuz 45 yılda bir yüzde yüz artıyor. O yağış nüfus artışının ihtiyaçlarını karşılamaz.

Su potansiyeline göre ürün yelpazesi planlanmalı

- Planlı tarım kararı alındı ama pratikte henüz pek uygulanmıyor.

Bütün ülkeler uyguluyor. Mesela Amerika’da kasım ve aralık aylarında hesap yapılmaya başlanır. Bu deniz suyunun sıcaklığıdır. Deniz suyu ne kadar çok ısınırsa ve sıcaklık ne kadar çok derine giderse, bir yıl sonra o kadar çok yağmur yağar. Jeolojik oşinograflar bunu saptarlar, bir yıl sonra ne yağacağını söylerler. Tarım Bakanlığı o yıl kaç ton patates, kaç ton buğday, kaç ton pamuk ihtiyacı var, hangi ülkeye ne kadar ihracat yapılacağı dahil planlar. Ziraatçılara verir listeyi, ben bunları bunları istiyorum, der.

Türkiye’de 25 havza var. Her bir havza için ayrı ayrı su potansiyeli hesaplanır ve ziraatçılara bu veriler verilir. Devletin bürokratları der ki ziraatçılara bana şu kadar buğday lazım, bana şu kadar pamuk lazım. Ziraatçı da tohumuna kadar bunun planını yapar.

56 MİLYON TONUN YARISI NEDEN ÇÖPE ATILDI?

Amerika yılda yaklaşık 170 milyar dolarlık bir tarım ihracatı yapıyor. Çok ciddi rakam. Biz de 2020 yılında rekor kırdık tarım üretim rekorunu. 120 milyon ton. Küresel ısınmanın sağladığı bir avantaj bu. Bunun 56 milyon tonu yaş sebze meyve. Bu da şahane. Ama biz bu 56 milyon yaş sebze meyvenin 23 milyon tonunu çöpe attık. Dönemin Tarım Bakanı Pakdemir açıklamıştı.

Çünkü bizde plan program yok. Bir yıl önce patates para ettiyse hurra, herkes patatese hücum ediyor, soğansa soğana. Sonunda çöpe atıyoruz. Dışarıdaki ise Türkiye’nin atıyorum buğday üretiminin ve tüketiminin hesabını yapıyor, Türkiye bu yıl şu kadar ithalat yapar hesabıyla üretimini artırıyor.

Tarımın ve suyun planlanması çok çok çok önemli.

Barajlar kova değil bir anda dolmaz

Önümüzdeki yıl ciddi yağış bekliyorum. Çünkü kuraklığı yağış takip eder. Bu yıl son 52 yılın en kurak yıllarını yaşadık. 2008 yılı da son 50 yılın en kurak üçüncü yılıydı, 2009 yılı 60 yılının en yağışlı yılı oldu.

Ama yağışın hiçbir önemi yok. Önemli olan suyu kullanmasını bilmek. Her zaman için kenarda bir iki yıllık, üç yıllık rezerv suyumuzun olması lazım. Yeraltı sularını kullanmamamız lazım. En üst akiferden ya da ikinci akiferden su çekeceğiz.

Tahtalı Barajı’nın aktif doluluğu sıfıra yakın. Tahtalı’nın bitişiyle İzmir’in barajlarının hepsi bitmiş oluyor. Büyük yağmurlar gelecek, bizi kurtaracak hayali de kurmayalım. Bir yıl daha en azından su kesintileri devam eder İzmir’de.

İzmir’in yağmur ortalaması metrekareye 145-146 kilogramdır. Geçen yıl aralık ayında 196 kilogram gibi olağanüstü bir yağmur yağdı İzmir’e. Tahtalı Barajı ancak yüzde 1,5 yükselebildi. Barajlar öyle kova değil, bir anda dolmaz. 2026’nın nisan ayı ortasına kadar yağışlarla yüzde 15-20 arası dolarsa muhteşem ötesi olur. Mayıs’tan sonra yeniden boşalmaya başlar barajlar yavaş yavaş.

Her gün 600 bin metreküp suyu denize bırakıyoruz. ‘Efendim işte biz çok yeterli arıtamıyoruz’ deniyor. Arıtalım! Suda maliyetin önemi yoktur. Çünkü su yaşamdır! Alternatifi yok.

* * * * * * * * * * * * * * *

KAYNAK: https://www.aydinlik.com.tr/haber/prof-dr-dogan-yasar-anlatti-kuraklik-saati-doluyor-561849

* * * * * * * * * * * * * * *