Tarımsal araştırmacılık çalışmalarına ait birikimler ve önemsenen belge ve bilgileri paylaşmak amacıyla hazırlandı. It was prepared with the aim of sharing the accumulation of agricultural research work and important documents and information. Yaşamda en gerçek yol gösterici, bilimdir. / The most real guide in life is science.
ZİRAAT MARŞI
25 Ağustos 2008 Pazartesi
DÜNYA SU FORUMU - Osman İkiz - Cumhuriyet, 23.08.2008
20 Ağustos 2008 Çarşamba
İncir - hücrelerin yenilenmesini sağlayan bir besin
İNCİR - İncir hücreleri yeniliyor
Japonya' da yapılan bir araştırmada derileri altında tümör geliştirilmiş farelere enjekte edilen incir özünün, tümörleri 11 günde yüzde 39 oranında küçülttüğünün tespit edildiği ifade edilirken incirin, özellikle sindirim sistemi için çok faydalı bir meyve olduğu belirtildi.
Cumhuriyet Gazetesi Haber Merkezi ( 18.08.2008 ) - İncirin, içerdiği yüksek oranlardaki protein, vitamin ve minerallerle hücrelerin yenilenmesini sağlayan bir besin olduğu bildirildi. Japonya'da yapılan bir araştırmada derileri altında tümör geliştirilmiş farelere enjekte edilen İncir özünün, tümörleri 11 günde yüzde 39 oranında küçülttüğün tespit edildiği ifade edilirken tazesinin yaz aylarında, kurusunun ise her zaman bulunabilen incirin, özellikle sindirim sistemi için çok faydalı bir meyve olduğu belirtildi.
Amerikan Diyetetik Derneği'nin Denizaşırı Ülkeler Türkiye Temsilcisi Diyetisyen Selahattin Dönmez, incirin, içerdiği yüksek oranlardaki protein, vitamin ve minerallerle hücrelerin yenilenmesini sağlayan bir besin olduğunu belirterek "İncir, lif deposudur ve gut hastalığını iyileştirici bir enzim olan fisin içerir. Kemik sağlığı, kan pıhtılaşması ve sağlıklı sinir sistemi için gerekli kalsiyumun en yoğun bitkisel kaynağı olduğu bilinmektedir. Anında enerji sağladığı ve krampları engellediği için sporcular için oldukça faydalı bir besindir. Özellikle kuru incir; demir ve potasyum açısından besin değeri yüksektir" dedi.
İNCİRİN YARARLARI
- Diğer meyvelerle karşılaştırıldığı zaman kalsiyum, bakır, magnezyum, potasyum ve kükürt bakımından birinci, enerji, pantotenik asit, riboflavin, tiamin ve piridoksin bakımından ikinci sırayı aldığı görülmektedir.
- İncir, içeriğindeki pektin nedeniyle, bağırsaklarda toksik maddelerin atılması, kandaki kolesterol düzeyinin düşürülmesi gibi yararlar sağlamaktadır.
- Protein miktarı birçok kuru meyvenin iki katından daha fazladır.
- İçerdiği bazı asitler dolayısıyla doğal bir sakinleştirici özelliği bulunuyor.
- Besin değeri yüksek olan kuru incir, kolay sindirilebilen fruktoz ve glikoz içerir.
İncir
Anavatanı doğu Akdeniz ve güneybatı Asya (Türkiye'den Afganistan'a kadar) olan, ağaç ya da ağaççık nitelikli bir bitki türü ve bu türün meyvesidir.
Bilimsel sınıflandırma – [Âlem: Plantae – Bitkiler], [Bölüm: Magnoliophyta], [Sınıf: Magnoliopsida], [ Takım: Rosales], [ Familya: Moraceae – Dutgiller], [ Cins: Ficus], [ Tür: Ficus carica Linnaeus]
İncir, dutgiller (Moraceae) familyasına dahil olan incir (Ficus) cinsinin içerdiği yaklaşık 800 kadar tür içinde ticari öneme sahip meyve veren tek bitkidir. İncir bitkisinin çiçeklerinde tozlaşma olayı bazı böcekleriyle gerçekleşir. Bu olaya "Kaprifikasyon" denir.
Meyvelerinin besin değeri yüksektir. Meyvelerin bileşimini %30–40 şeker, A,B,C vitaminleri oluşturmaktadır. Meyvelerinden hazırlanan infusyon özellikle çocuklarda kullanılabilen bir müshildir. Yapraklarındaki süt, "incir sütü" olarak bilinir ve halk arasında siğillere karşı kullanılır. Türün taze yaprakları ise, lapa halinde yaralara karşı tedavide halk ilacı olarak kullanılagelmiştir.
İncirin Dünya'daki en büyük üreticisi Türkiye'dir. Başlıca dış satım ürünümüzdür. Ege bölgesinde tarımda ön planda yer alır. Türkiye'de en fazla Aydın ve İzmir yöresinde yetiştirilir.
------------------------------------------------------------------------
Bol Bol İncir Yiyin
*Hücreleri Yenilendiren Besin*Hücreleri Yenilendiren Besin - Hücreler, vitamin deposu incirle yenileniyor.
Tazesi yaz aylarında, kurusu kışın tüketilen vitamin deposu incir, içerdiği yüksek oranlardaki protein, vitamin ve minerallerle hücrelerin yenilenmesini sağlıyor.
Amerikan Diyetetik Derneği'nin Denizaşırı Ülkeler Türkiye Temsilcisi Diyetisyen Selahattin Dönmez, özellikle sindirim sistemi için çok faydalı bir meyve olan incirin, içerdiği yüksek oranlardaki protein, vitamin ve minerallerle hücrelerin yenilenmesini sağlayan bir besin olduğunu belirtti.Lif deposu incirin gut hastalığını iyileştirici bir enzim olan 'fisin' maddesini içerdiğini söyleyen Selahattin Dönmez, incirin anti-kanserojenik etkisi üzerinde de çalışmalar bulunduğunu ifade etti. Dönmez, Japonya'da yapılan bir araştırmanın deri altında tümör gelişmiş farelere enjekte edilen incir özünün, tümörleri 11 günde yüzde 39 oranında küçülttüğünün tespit edildiğini ifade etti. Ayrıca incirin kemik sağlığı, kan pıhtılaşması ve sinir sistemi için gerekli kalsiyumun kaynağı olduğunu hatırlatan Doktor Dönmez, "Aynı zamanda anında enerji sağladığı ve krampları engellediği için sporcular açısından oldukça faydalıdır." diye konuştu. İçerdiği bazı asitler dolayısıyla doğal bir sakinleştirici özelliği taşıyan incirin, birçok kuru meyvenin iki katından fazla protein barındırdığını belirten Dönmez, vitamin deposu meyvenin kandaki kolesterol düzeyinin düşürülmesi gibi yararlar sağladığını da kaydetti.
*Bol Bol İncir Yiyin *
Bol Bol İncir Yiyin - İncir, içerdiği yüksek oranlardaki protein, vitamin ve minerallerle hücrelerin yenilenmesini sağlıyor.Amerikan Diyetetik Derneği'nin Denizaşırı Ülkeler Türkiye Temsilcisi Diyetisyen Selahattin Dönmez, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tazesinin yaz aylarında, kurusunun ise her zaman bulunabileceği incirin, özellikle sindirim sistemi için çok faydalı bir meyve olduğunu söyledi.İncirin, içerdiği yüksek oranlardaki protein, vitamin ve minerallerle hücrelerin yenilenmesini sağlayan bir besin olduğunu belirten Dönmez, "İncir, lif deposudur ve gut hastalığını iyileştirici bir enzim olan fisin içerir. Ayrıca çok hafif bağırsak çalıştırıcı özelliği olduğu da bilinmektedir. İncirin anti-kanserojenik etkisi üzerinde de çalışmalarbulunmaktadır" dedi.Dönmez, Japonya'da yapılan bir araştırmanın deri altında tümör geliştirilmiş farelere enjekte edilen incir özünün, tümörleri 11 günde yüzde 39 oranında küçülttüğünün tespit edildiğini ifade ederek, "Ayrıca kemik sağlığı, kan pıhtılaşması ve sağlıklı sinir sistemi için gerekli kalsiyumun en yoğun bitkisel kaynağı olduğu bilinmektedir. Anında enerji sağladığı ve krampları engellediği için sporcular için oldukça faydalı bir besindir. Özellikle kuru incir, demir ve potasyum açısından besin değeri yüksek bir meyvedir" diye konuştu.
*-"İNCİRİN SAKİNLEŞTİRİCİ ÖZELLİĞİ BULUNUYOR"- *
İncirin, içerdiği bazı asidler dolayısıyla doğal bir sakinleştirici özelliği taşıdığını da vurgulayan Dönmez, şunları kaydetti: "Besin değeri yüksek bir ürün olan kuru incir, kolay sindirilebilen fruktoz ve glikoz içerir. Protein miktarı birçok kuru meyvenin ikikatından daha fazladır. Diğer meyvelerle karşılaştırıldığı zaman kalsiyum, bakır, magnezyum, potasyum ve kükürt bakımından birinci, enerji, pantotenik asit, riboflavin, tiamin ve piridoksin bakımından ikinci sırayı aldığı görülmektedir. İncir, içeriğindeki pektin nedeniyle, bağırsaklarda toksik maddelerin atılması, kandaki kolesterol düzeyinin düşürülmesi gibi yararlar sağlamaktadır."Dönmez, daha olgunlaşmamış incirlerin oda sıcaklığında ve doğrudan güneş ışığı almayan bir yerde, olgun incirlerin ise buzdolabında saklanması gerektiğini belirterek, taze incirin ara öğünlerde veya salataları lezzetlendirmek için kullanılabileceğini ve kahvaltıda da tüketilebileceğini vurguladı.
İnternet ortamından paylaşılan bir iletiden alınmıştır.
"HALDUN KESKIN" <keskinlergenpa@gmail.com>
10 Ağustos 2008 Pazar
Kaz Dağları, Vatanı Savunmak, Altın Madenciliği, Dünya halklarına çağrı
Kaz Dağlarını, Vatanı Savunmak
Bir altın arama saldınsına uğradı ülkemiz. Yabancı şirketler, delik deşik ediyor topraklarımızı; özsuyunu emip, balını aldıktan sonra, korkunç bir posa bırakıyorlar geride. Bu saldırıya, yıllardır "dur!" demeye çalışıyor Bergama köylüleri. Dava açıp kazanıyorlar ama uygulanmıyor karar. Gizli bir düşman, perde indirmiş gözlere. Yasaları çıkaranlar, kuşkusuz seviyorlardır ülkelerini.
Cumhuriyet öncesinde, ayrıcalıklı yabancı şirketlerin, nasıl ülkenin altını üstüne getirdiğini, tarihte okumuşlardır en azından. Balya' da yıllarca gümüşlü kurşun çıkaran şirketin bıraktığı, ot bitmez ölü toprak, en aymazımızın bile kafasına "dank!" ettirecek gerçeklikte...
Yeni çıkarılan maden yasasıyla, ülkemizin her karışı ayrıcalıklarla şirketlere açılıyor. Sömürüye, vurguna açık bir Yasa bu, "Türkiye'nin alanı, 767 bin kilometrekare, bunun 155 bin kilometrekaresi ruhsatlandınldı madencilere. Yani, "ülkenin % 60'1, yabancıların elinde." (eski Orman Mühendisleri Odası Başkanı Salih Sönmezışık)
Yasanın çıkışından yaklaşık bir ay sonra, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çanakkale' de dünyanın dev şirketleriyle bir bilgilendirme toplantısı düzenlemiş. Sunumlarla, Kaz dağının gizilgücü anlatılmış, koordinat vererek nerede altın, nerede hangi maden var açıklanmış. Toplantının ardından, bütün şirketler, Kaz Dağı'na hücum etmiş. 2004 yılında verilen ruhsat sayısı 21, bunun 14'ü altın arama ruhsatı... Kaz Dağları ve Madra Dağı çevre Platformu yürütme kurulu üyesi Salih Sönmezışık "Kaz Dağları savunması, vatan savunmasıdır" diyor. Orman Mühendisi Sönmezışık, gerçekten yöresini bilgilendiren, aydınlatan bir sönmez ışık. "Biz, nehirleri ve ırmakları kardeşimiz gibi severiz, siz de aynı sevgiyi gösterebilecek misiniz kardeşlerimize" der Seattle. "Beyaz adam, anası olan toprağa ve kardeşi olan gökyüzüne alıp satacak, işlenecek, yağmalanacak bir şey gözüyle bakar. Onun bu ihtirasıdır ki, toprakları çölleştirecek ve her şeyi yiyip bitirecektir. ( ... )
"Beyaz adamın kurduğu kentlerde, huzur ve barış yoktur. O kentlerde, bir çiçeğin açarken çıkardığı tatlı sesler, bir kelebeğin kanat çırpışları duyulmaz... " (Melih Cevdet Anday, "Bir Vahşinin Mektubu")
Gelelim Kaz Dağlarını yağmalamaya kalkışan uygarlara(!) ...
Yalnız Türkiye' nin değil, tüm dünyanın varsıllığıdır Kaz Dağları. Dünya ekinini, sanatını emziren söylenceler anasıdır İda. İlyada'yı çamlarının dibinde yazmıştır Homeros.
Kucaklaşmış, bütünleşmiştir yöresinde yaşayanlarla Kaz Dağı. Dillerinde, düşlerinde, sevdalarındadır, Körfez halkının. Bir direnç, bir umut parıltısıdır Sarıkız doruğu her sabah. 906 çeşit bitkiyi besler yöre. Bunlardan 43'ü yalnızca Kaz Dağı’nda yetişir."Bin pınarlı İda" der, ona Homeros. O sulardır güzelleştiren zeytin ülkesini; ormana, zeytinliklere can veren...
Homeros, destanında: "Gül parmaklı şafak dağlara değdiğinde" diye başlar söze. Öyle yapalım biz de: Gül parmaklı şafak dağlara değdiğinde, mor yamaçları kımıldanır Kaz Dağı'nın; Beypınarı'nda; Beş Kardeşler' de, Pazareğrek'te, silkinip doğrulur, işbaşı eder Türkmenler. Ormanın nabzını tutan, her ağacın üstüne titreyen onlardır. Toprağın ve pınarların kardeşidirler. Kuytularda açan kır lalelerinin ürperişini, yapraklarının titreyişini duyarlar. Ovada, yamaçlarda buğulanır zeytin ormanı... Hasan Boğuldu, Sutüven, Çınarlıhan, Çörtükalan...
Uygar dünyanın uyanık geçinenleri, söylencelerinden hasatlar kaldırmış Kaz Dağı' nın. Ta Troya Savaşı'ndan beri, yörede gözleri... Sömürdükleri, soydukları yoksul ülkelerin kanları, kemikleri üstüne kurmuşlar kentleri! Uygarlıkları, tek dişi kalmış canavar...
Toprak satın almak isteyen Amerikan Başkanına: "Bir Vahşinin Mektubu" diye çevirilen Kızılderili reisi Seattle'ın mektubu, tüm uygar dediğimiz dünyaya insanlık dersi veren, yaşam dersi veren bir mektuptur. Keşke tüm eğitim kurumlarında okutulsa, özümsense o mektup. "Yazıdan önceki toplum" insanının ekin birikimi, dünyayı, yaşamı, kucaklayan bir birikim...
Hey Kaz Dağları'na, Madralara kazma vurmaya kalkışan kapitalizmin, kanlı paranın uşakları! Bizleri, Kemalizmin aydınlığından uzaklaştırıp, ortaçağ karanlığına sürüklemeye kalkışan işbirlikçiler! Kuvayı Milliye direnişini yaratan yöredir Ege. Yedi düvele karşı, Kurtuluş Savaşı kazanılan yer... Öldü mü sanırsınız Ayvalık'ta saldırganlara ilk kurşunu sıkanları? Bir gecede, Akbaş cephaneliğini Anadolu'ya taşıyan Kaymakam Köprülü Hamdi Bey’leri... Çanakkale'de 210 okkalık mermiyi sırtladığı gibi namluya süren, Ocean'ı denize gömen Manastırlı Koca Seyit'leri… Borazan Çavuş'ları…
Kaz Dağları ve Madra Dağı Çevre Platformu, "Altın aramaya hayır!" diyen tek yürek. Yürütme Kurulu üyesi, eski Orman Mühendisleri Odası Genel Başkanı Salih Sönmezışık, üyelerin tümü, "Bağımsızlık savaşçılarının torunları". "Kaz Dağları savunması, vatan savunmasıdır” diyorlar Kaymakam Hamdi Bey' ce, Koca Seyit' çe ne diyor Salih Sönmezışık: "Krize giren kapitalizm, geri kalmış ülkelerin kaynaklarını sömürmek istiyor. Bence Kaz Dağları'ndaki altın faaliyetleri, BOP projesinin Türkiye'deki yeni ayağı. Ha Ortadoğu'nun petrolü, ha İda'nın altını. Şöyle bir durum var; altın, yanında uranyum gibi çok stratejik bir maddeyle beraber çıkar. Uranyum altından daha değerlidir. (Cumhuriyet 30.3.08)
Gözü dönmüş altın arayıcılarını çarpar bu bilinç. Sönmezışıklar var oldukça, karartılamaz yaşam. Zeytin ülkesini karartmaya kalkışanlara gereken dersi verir Kaz Dağları, tek yürek. Kozak Yaylası, Bergama, Kanlı Kayalar, Şahin Kayası dişiyle tırnağıyla savunur yaşamı...
------------------------------------------------------------------------------------
Altın Madenciliği ve Kazdağları
Prof. Dr. Şinasi ESKİKAYA – ( Cumhuriyet, 21.08.2008 )
(Bilginlerin aydınlatamadığı toplumları başkaları aldatır. Marquis de Condorcet)
Bu yazıda, yer sorunu nedeniyle konunun bir bütün olarak ele alınıp enikonu incelenmesi mümkün olamayacaktır. Bu yüzden kendine özgü koşulları ve güncelliğinden dolayı sadece Kazdağları örneğine, orada da öneminden dolayı kısaca atık sorununa değinilecektir.
Altın madenciliğinin görünmeyen ve nedense hiç gündeme getirilmeyen yüzünde işin ekonomik boyutu, yani çıkarılan altının ne kadarının ülkeye kalacağı hususu vardır. Bu üzerinde önemle durulması gereken bir konudur. Çünkü, madenler bir defa vardır. Bu yadsınamaz gerçeğin doğal bir sonucu olarak da, madenlerin tüm gelirinin ülkede kalması büyük önem taşımaktadır. Madencilikte akılların sonradan başa gelmesi bir işe yaramaz. Burada yapılacak hatanın telafisi yoktur. Ne yazık ki halkımız, bu konuda henüz yeteri kadar bilinçlenmemiştir. O şimdilik siyanür'ü ve ağaç kesilmesi'ni handikap olarak görmekte ve onunla meşgul olmaktadır. Kendisi için altından bile daha kıymetli olup yaşamsal bir önem taşıyan su problemini gündemine bile alamamıştır. Kaldı ki, bir bakıma siyanürden bile daha önemli olabilen bir de atık problemi vardır ki henüz onun boyutunu da kavramış değildir.
Atık daha büyük sorun
Altın madenciliğinde ortaya çıkan atıkların zehirli (yani siyanürlü) olup olmaması veya zamanla siyanürün uçarak etkisiz hale geleceği iddiası, onların çok ciddi bir problem teşkil ettiği gerçeğini değiştirmez.
Sorunun büyüklüğü şuradan ileri gelmektedir: Tonda 5 gr. altın olan bir arazide, bu 5 gr. altın alındıktan sonra, geriye 999 kilo 995 gr. kazılmış ve siyanürlenmiş toprak kalmaktadır. Bu bir işe yaramayan atık, bir yerlere yığılmak, depolanmak zorundadır. Bu gerçek, çevre açısından düşünüldüğünde siyanürden bile daha büyük bir sorun teşkil eder.
Kazdağları'nda da durum aynıdır. Şimdiki safhada herkes, madencilik faaliyetinin başlama anındaki ağaç kesimlerini gündeme getirmekte, faaliyet bittikten sonraki durumu hayal bile edememektedir. İşin en üzüntü veren tarafı da, halkın yanında yer alması gereken devlet yetkililerinin, böyle davranmak yerine, tam tersi bir tutumla, altın madencilerine (yabancı şirketlere) destek çıkmaları, hatta onları, kendilerinden bile daha şiddetle savunmalarıdır. Tipik bir örnek vermek gerekirse, Kazdağları olayı ilk gündeme geldiğinde yöreye gelen bir yetkili: "Bu bir arama faaliyeti, işletme değil ki" diye, olayı küçültmeye çalışmıştı. Halbuki her arama faaliyetini, maden varlığı tespit edildiğinde, bir işletme talebi takip eder. Böyle bir talep karşısında, arama iznini vermiş olan yetkililer acaba hangi gerekçe ile işletme iznini vermemezlik edebileceklerdir ki?
Halkın göremediği gerçek
Ben de şimdi sayın yetkilinin bu düşünce sistemini ödünç alarak, onunkine benzer bir yorumu atıklar için yapmak istiyorum:
"Varsayalım ki aramalar sonucu Kazdağları 'nda 40 ton altın varlığı tespit edilmiş olsun. Bu altını çıkarmak için kazılması gereken toprak en azından, 8 milyon tondur (yaklaşık 5 milyon m3). Aynen, birbirinden çok uzak sondajların
Ne hazin ve şayan-ı dikkat bir durumdur ki, halk ne zaman tepki gösterse, karşılarında, bu işin asıl kaymağını yiyecek olan altın madencilerini (yabancı şirketleri) değil de, nedense, bazı kuruluşlar ile onların yöneticilerini bulmaktadır. Bunlar, söz konusu faaliyetlerini "ülke madenciliğini geliştirmek ve önünü açmak" iddiası ile sürdürmektedirler. Kulağa hoş gelen, bir de güzel slogan bulmuşlardır: "Zengin madenlerin fakir bekçileri olmayalım." Ama "bu zengin (!?) madenlerin gelirinin aslan payı kime gidiyormuş, bu faaliyet karşılığında nasıl bir doğa tahribatı oluyormuş", gibi hususlar, gene nedense hiç gündeme getirilmemektedir. Bu sloganı o kadar ustalıklı kullanmışlardır ki, bakanlara, başbakanlara, hatta cumhurbaşkanlarına bile söyletmeyi ve benimsetmeyi başarmışlardır. Bu "insanın içini gıcıklayan" güzel sözün karşısında ne Bergama durabilmiştir, ne Kışladağ ve ne de şimdi Kazdağları!..
Getirisi ülkede kalmalı
Bilinmesinde yarar olduğuna inandığım son bir husus daha var: Bu satırların yazarı bir maden mühendisi olup, ülkenin yeraltı servetlerinin en ekonomik şekilde ve hiç ziyan edilmeden çıkarılması ve halkın istifadesine sunulmasından yanadır. Bunu öğütleyip öğreterek yetiştirdiği öğrenci sayısı binlerle ifade edilebilir. Dolayısıyla madenciliğe karşı olması diye bir husus söz konusu bile olamaz. Ancak bu konuda iki kıstası vardır:
1- Bir madeni çıkarmakla elde edilecek fayda, uzun vadede, bu faaliyet dolayısıyla hasıl olacak çeşitli zararların toplamından daha fazla olmalıdır.
2- Asla ikinci bir şansın olmadığı, dolayısıyla kendilerinden ancak bir defa yararlanılabilen madenlerimizin işletilmesi, tüm getirisi ülkede kalacak ve halkın refahı için kullanılacak bir zihniyetle ele alınıp gerçekleştirilmelidir. "
----------------------------------------------------------------------------------------
Dünya halklarına Kaz Dağları için çağrı - Çanakkale Çevre Platformu
Cumhuriyet Gazetesi İstanbul Haber Servisi (29.08.2008) - Çanakkale Çevre Platformu, Kaz Dağları için SOS çağrısı yaptı. Kaz Dağları’nın bir avuç altın için kurban edilmemesi gerektiğini belirterek, "Kaz Dağları Dünya Kültür Mirası Listesi'nde olmalıdır" denildi.
Çanakkale Çevre Platformu tarafından yapılan açıklamada, tüm dünyaya seslenilerek, "Dünyanın rengi solmasın, suyu bulanmasın, oksijeni yok olmasın diyorsanız; çağrımız sizedir. İda ’yı çöle çevirmek isteyenlere siz de hayır deyin. Kaz Dağları insanlığın geçmişidir, bugünüdür, geleceğidir" değerlendirmesi yapıldı. Açıklamada, şu görüşlere yer verildi: "Tıpkı korsanların bir avuç altın için bir gemiyi batırdığı' gibi. Bunlar da günümüzün korsanlarıdır. Dört yıldır geceli gündüzlü sondaj faaliyeti sürdürdüler, bugün üretim aşamasındalar, İda Dağını yağmalıyorlar. İda Dağı’ nın eteklerinde yaşayan tüm canlılar ve insanlar sağlığını yitirecek, oksijen kaynağını yitirecek, endemik türler yok olacak, kültürel miras kaybolacak. Kaz Dağları, Çanakkale'dir, Türkiye'dir, Asya'dır, Avrupa' dır, Latin Amerika 'dır, Amerikadır, Afrika' dır. Kaz Dağları bütün dünyadır, Kaz Dağları kültür coğrafyasıdır. Kaz Dağları Homeros' tur, İlyada ‘dır, Odysseia' dır, Kaz Dağlaları Helen' dir, Paris ‘tir, Ahilleus ‘dur, Hektor’dur, Zeus’tur. Kaz Dağları İda’ dır, Olimpos'dur, Troya’dır. Onun için İda, dünya kültür mirası listesinde olmalıdır.
Eğer siz de Kaz Dağları tüm insanlığın ortak değeridir, yok edilemez diyorsanız, düşüncelerinizi Türkiye Cumhuriyeti" hükümetine iletin. bimer@basbakanlik.gov.tr, kulturvarlikmuze@kulturturizm.gov.tr …”
23 Temmuz 2008 Çarşamba
Mustafa Kemal ATATÜRK
Bu video'da Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu
Mustafa Kemal ATATÜRK'ün yaşamından
10. yıl söylevi eşliğinde, görsel bir sunu izleyeceksiniz.
Dost kalın, dostlukla kalın, esen kalın.
..........................................................................................................
“ Uluslar arası Anlayış ve Barış Yolunda Çaba Harcamış Üstün Bir Kişi , Olağanüstü Bir Devrimci, Sömürgecilik ve Emperyalizme Karşı Savaşan İlk Lider, İnsan Haklarına Saygılı, Dünya Barışının Öncüsü, İnsanlararası Renk, Din, Irk Ayrımı Gözetmeyen Eşsiz Devlet Adamı, Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu…"- “ UNESCO KARARI 1979"
( Doğumunun 100. yılında 1981 yılını “ Dünya Atatürk Yılı “ olarak, Atatürk’ün tüm dünyada anılması amaciyle 156 ülkenin katılımıyla gerçekleşen toplantısında oybirliği ile alınan karar)-----------------------------------------------------------------------------
Mustafa Kemal Atatürk için dedilerki:
(1922'de Türk ordularının zaferi neticesi Anadolu'daki emelleri gerçekleşmeyen İngiltere'nin Türk düşmanı olarak bilinen Başbakanı Lıoyd George, Parlamento'da kendisine yöneltilen suçlama ve tenkitleri şöyle cevaplandırmıştır):
'Arkadaşlar, yüzyıllar nadir olarak dahi yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakın ki o büyük dahi çağımızda Türk Milleti'ne nasip oldu. Mustafa Kemâl'in dehasına karşı elden ne gelirdi.
(D. Lloyd George, İngiltere Başbakanı, 1922)
Bir ulusun hayatında bu kadar az sürede bu denli kökten değişiklik pek seyrek gerçekleşir... Bu olağanüstü işleri yapanlar, hiç kuşkusuz kelimenin tam anlamıyla büyük adam niteliğine hak kazanmışlardır. Ve bundan dolayı Türkiye övünebilir.
(Eleftherios Venizelos, Yunanistan Başbakanı, 1933)
Bir insana ölümünden sonra bu derece sevgi ve yas gösterileri yapılması milletler tarihinde az görülen şeylerdendir.'
(ATHİNAİKA, Atina, 12 Kasım 1938)
'Atatürk'ün Türkiye'de yaptığını hiçbir tarafta, hiçbir kimse yapmadı: Ne Cavour, ne Cromwel, ne de Washington... Atatürk'ün bulduğunu, hiç kimse bulmadı ve Atatürk'ün yaptığını da hiç kimse yapmadı. İlham ettiği kimselere ve kendi prensiplerine göre yarattığı yeni kuşak, O'nun eserine devam edecektir.'
(Tipos Gazetesi)
İngiliz, Fransız ve İtalyanları Anadolu'dan uzaklaştırıp bizi de yenince,, karşımızda sıradan bir adam bulunmadığını ve O'nun gerçek yaratıcı kudretini kavramaktan uzak kalmış olduğumuzu kabul ettik. (1938)
(Yorgi PESMAZOĞLU, Yunan Ekonomi Başkanı)
Çok, pek çok devrimciler görüldü. Fakat hiçbiri Atatürk'ün cesaret ettiği ve muvaffak olduğu şeyi yapmadı.'
(Messager D'Athenes, Yunanistan Gazetesi, 11 Kasım 1938)
Tarih, silinmez harflerle bu devlet adamın ismini hakedecektir. Atatürk bir halk adamıdır. Kırılmaz azmi, keskin zekâsı ve kudreti kendisini yendiği alın yazısının önüne getirmiş, böylece yeni Türkiye'nin yaratıcısı olmuştur.
(Yugoslavya, Politika Gazetesi, 11 Kasım 1938)
Sakarya Savaşı, Sakarya Zaferi, yirmi yaşımın en kuvvetli hatırası olmuştur. O zamanlar, kendi kendime diyordum: Acaba ben de ulusumu böylesine seferber edemezmiyim, onun ruhuna kurtarıcı hamleyi, bu dizgin tanımaz ihtirası aşılayamaz mıyım?
(Habib BURGİBA, Tunus Devlet Başkanı, 1965)
Atatürk, tarihin her devresi için, insanlığın bir mucizesidir.
(Suriye)
Atatürk'ün ölümü yalnız Türk Milleti için değil, onun örneğine çok muhtaç olan bütün Doğu milletleri için en büyük kayıptır.
(ELEYYAM Gazetesi, Şam- 1938)
Vatanını muhakkak bir parçalanmaktan kurtararak gemisini güvenilir bir limana götürdükten sonra milletinden bir taht istemedi. O, kelimenin bütün anlamıyla bir insan, eşsiz bir dahi, kahraman bir asker ve siyaset adamı idi. Hayatını milleti'nin mutluluğuna adadı, bu uğurda genç yaşda hayata gözlerini kapadı.
(Elifba Gazetesi, Şam- 1938)
O'nun ölümü, dünya için de derinliği ölçülmez bir kayıptır.
(Sovyetler)
Adı, Türk Milleti'nin millî kurtuluş savaşında ve Türkiye'nin siyasi alanda yeniden örgütlenmesine gayet sıkı bir surette bağlı olan Kemal Atatürk'ün ölümü gerek Türkiye için, gerekse bütün dostları için derinliği ölçülmez bir kayıptır.
Türk Milleti'nin en samimi dostları arasında bulunan Sovyetler, zamanımızın bu örneksiz devlet adamının öneminden dolayı derin bir acı içindedirler.
(İzvestia Gazetesi, Moskova, 1938)
Atatürk, dünya üzerinde yeni bir devir açmış bir insandır. Ben, O'nun Türk kadınlarına hak vererek ve bir ülkede anayı, yakışır olduğu yüceliğe eriştirerek Batı'ya ders verdiğini nasıl unuturum.
(Uluslararası Kadınlar Birliği Delegesi, Prenses Aleksandrina)
Romanya'da Atatürk'ün ölüm haberi geldiği gün, bütün okullarda dersler tatil edildi.
(Romanya-Rador Ajansı: Bükreş)
Milletimiz, en büyük Türk'ün karşısında kederli bir saygı ile eğilmektedir.
(Romanya)
Atatürk, başı dumanlı doruklarda yüce bir dağ tepesidir. Siz O'na yaklaştıkça o yükselir ve aranızdaki mesafe sonsuza değin aynı kalır. Devirlerinde büyük gözüken, zamanla küçülen benzerlerinden farkı budur ve böyle kalacaktır.
(Arriba Gazetesi, Portekiz, 1938)
Uzun bir yol aşılmış, yüce bir eser ortaya konmuş, bir çok zaferler elde edilmiştir. Bütün bunlar Atatürk'ün eseridir.
(Polanya, Kurjer Warzavski Gazetesi)
O, Türkiye'yi kurmakla bütün dünya uluslarına Müslümanların seslerini duyuracak kudrette olduğunu ispat etti. Kemal Atatürk'ün ölümüyle Müslüman dünyası en büyük kahramanını kaybetmiştir. Atatürk gibi bir önder önlerinde bir ilham kaynağı olarak dikildiği halde Hind Müslümanları bugünkü durumlarına hâlâ razı olacaklar mı?
(Muhammet Ali Cinnah-Kaidiâzam, Pakistan Cumhurbaşkanı, 1954)
Bizim aslımız rengi uçmuş bir kıvılcım iken, O'nun bakışı ile cihanı kaplayan ve aydınlatan bir güneş haline geldik.
(İkbal, Pakistan Millî Şairi)
'Atatürk'ün yaptıkları insanoğlunun kolay kolay yapabileceği şeylerden değildir. O; büsbütün başka bir insandı.'
(El-Mısri Gazetesi, Mısır, 11 Kasım 1938)
Türkler, Atatürk'ü olağanüstü bir tutkunlukla seviyorlar.
Bursa'ya giderken trende rast geldiğim bir çocuğa İstanbul veya Ankara'dan hangisini sevdiğini sordum. Çocuk Ankara'yı sevdiğini söyledi. Nedenini sorduğumda: 'Ankara'da Atatürk bulunduğu için..' cevabını verdi.
(Mısır, El Bela Gazetesi)
Yüzyılımızda, 'olmayacak hiçbir şey yoktur' şeklindeki tarihi gerçeği isbatlayan ilk adam olmuştur.
(Eski Ujsag. Macar.)
Budapeşte, 20 (a,a) - Macar ajansı tebliğ ediyor:
Başvekil İmredi, Atatürk'ün cenaze törenini yapılacağı 21 Kasım Pazartesi gününü Macaristan'ın millî yas günü sayarak bütün memlekette resmi binalara siyah bayraklar çekilmesini emretmiştir. Harbiye Nazırı ve Budapeşte Belediye Reisi de, askeri binalar ve belediye binaları için aynı kararı almışlar ve Belediye Reisi ayrıca, halkı da siyah bayrak çekmeye dâvet etmiştir.
(Namzetti Ujsang Gazetesi, Budapeşte-1938)
Dünyanın çok nadir yetiştirdiği dahilerdendir. Dünya tarihinin gidişini değiştirmiştir.
(An Nahar, Beyrut)
Yüzyıldanberi Küçük Asya'nın çıkardığı en büyük lider.
(The Japan Chronicle, Kobe)
'Hayatının sonuna kadar milleti'nin mutlak güveni ile kurduğu devletin başında muzaffer kumandanının kişiliği, eşi görülmemiş bir karakter örneğidir.'
(Comte Carlo Sforza, İtalya Eski Dışişleri Bakanı)
Üstün iradesi, tükenmez cesareti ve eşsiz seziş ile hasımlarını dize getirdi. Fazilet ve ciddiyeti, üç yılda memleketine yalnız askeri, aynı zamanda tam ve doyurucu bir siyasi zafer kazandırdı.
(F. Perrone Di San Martino, İtalyan Yazarı)
'Atatürk'ün ölümü ile dünya büyük bir liderini kaybetti.'
(Gazeta Del Popolo Gazetesi, İtalya, 11 Kasım 1938)
(Lozan Üniversitesi salonunda, Lozan Türk Talebe Cemiyeti'nin hazırladığı törende.)
'Siz Türk gençleri, bugün Büyük Şef'inizi kaybettiğinizden dolayı ne kadar ağlasanız haklısınız. Üniversite, sizin bu büyük yasınıza katılmaktadır. Atatürk'ün bu Büyük Adam'ın hayatını burada az bir vakit içinde bildirmeye imkân yoktur. Bu dâhinin, vatanının tarihinde işgal ettiği parlak sayfaları size hatırlatmak isterim. Türkiye'yi yaratan, tarihimizin bu en Büyük Adam'ın başımı en derin hürmetle eğerek selâmlarım.'
(Profesör MORRF)
'Atatürk, bir medeniyet kaynağı idi.'
(İsviçre)
Modern Türkiye'nin yaratıcısı Kemal Atatürk'ün eserleri, memleketi için yaptıkları İsveç'te çok iyi bilinmektedir. Atatürk'ün liderliği altında Türkiye'nin kalkınmasını, fevkâlâde ileri hamlelerini hayranlıkla takibettik. Atatürk'ün, hukuk alanında olduğu gibi, diğer alanlarda da getirdiği reformlarla Türkiye, içinde bulunduğu çok zor durumdan kurtarılıp kuvvetli ve güvenilir temeller üzerine yerleştirilmiştir.
(ERLANDER, İsveç Başbakanı)
'Mustafa Kemal Atatürk, kuşkusuz 20. yüzyılda dünya savaşından önce yetişen en büyük devlet adamlarından biri, hiçbir millete nasip olmayan cesur ve büyük bir inkılâpçı olmuştur.'
(Ben Gurion, İsrail Başbakanı, 1963)
'Atatürk, askeri dehâ ile devlet adamı filozof dehâsını toplamıştır.'
(İspanya)
İslam dünyasının büyük insan yetiştirme gücünü yitirdiğini öne sürenler, Atatürk'ü hatırlamalı ve utanmalıdırlar.
(Tahran Gazetesi, İran, 1939)
Atatürk'ün ölümü dolayısı ile Kraliyet Sarayı Şehinşâhi ve hükümet bir ay resmî yas ilân etmiştir. Majeste Şehinşah, gömme töreninin sonuna kadar İran'da askerî ve resmî binalar üzerinde ve yabancı ülkelerdeki İran temsilciliklerinde bayrakların yarıya indirilmesini emir buyurmuşlardır. Bu irade-i Şehinşahî bugün bütün gazetelerde ilân edilmiştir.
(Tahran)
Bugün Türkiye, büyük ve yeni bir memlekettir. Ve savaş sonrasının dehşet, sefalet ve bitkinliğinden çıkmış olan bu yeni Türkiye, Atatürk'ün dimağında vücut bulmuştu. O, bu Türkiye'yi kendi elleriyle dünyaya getirdi.
(Dela Mail Gazetesi)
Kadınlar başka hiçbir ülkede bu kadar hızla ilerlememişlerdir. Bir ulusun bu derece değişmesi, tarihte, gerçekten eşi olmayan bir olaydır.
(İngiliz, Daily Telgraph Gazetesi)
Atatürk, yalnız Türk Milleti'nin değil, özgürlüğü uğruna savaşan bütün milletler önderiydi. O'nun direktifleri altında siz bağımsızlığınıza kavuştunuz. Biz de o yoldan yürüyerek özgürlüğümüze kavuştuk.
(Bayan Sucheta KRIPALANI, Hint Parlamento Heyeti Başkanı)
Denilebilir ki onsuz, İslâm alemi yolunu bulabilmek için elli yıl daha bekleyecekti.
(Fransız, Berthe Georges-Gaulis)
Atatürk öldü. Barış kubbesinin Doğu sütunu yıkıldı. Artık evrende barışı kimse garanti edemez. Nitekim Avrupalı devlet adamları; O'nun 1930'da yaptığı uyarı ve tavsiyeleri dinlememiş ve dünyayı 1939 yılında ikinci büyük savaş felâketinin içine sürüklemişlerdir.
(Fransız Gazetesi Sanerwin)
Tarih çok büyükler gördü. İskenderler'i, Napolyon'ları, Washington'ları gördü. Fakat yirminci yüzyılda büyüklük rekorunu Atatürk, bu Türk oğlu Türk kırdı.
(L'Illustration, Fransa)
'Atatürk, yirminci yüzyılın en büyük mucizesidir.'
(National Tidence Gazetesi, Danimarka, 11 Kasım 1938)
Eğer tarih bir kalbe sahip olsaydı, Mustafa Kemal'i mutlaka kıskanırdı.
(Tchang Yang Yee Pan Gazetesi, Çin, 1958)
'Atatürk, bütün Asya kıtasının Ata'sıdır.'
(Çin)
'Biz Çinliler, hepimiz bu yasa katılıyoruz. Zira büyük bir milletin, çok sevilen Büyük Ata'sının ölümü, yalnız Türkiye için değil, aynı zamanda bizim kıtamızda ve bütün dünyada büyük bir boşluk bırakmaktadır.'
(Çin Basını)
'Hiç bir ülke, Atatürk'ün Türkiye'sinin gördüğü değişiklikleri bu kadar hızlı bir şekilde görmemiştir. Bugünün Türkiye'sinin tarihi Mustafa Kemal'in tarihidir.'
(Dness Gazetesi, Bulgaristan, 11 Kasım 1938)
Türkiye'nin uluslararası ünü, prestij ve otoritesi durmaksızın yükselmiştir.
Milletine bu kadar az zamanda bu ölçüde hizmet edebilen tek devlet adamı Atatürk'tür.
(Libre Belgique Gazetesi)
Bir yenilginin uçurumuna düştüğü halde, ilkin neticesiz sanılan İstiklâl Mücadelesini yapan Türk Milleti, önünde saygıyla eğilmeden bu satırlara son veremez.
Zafer neşesiyle kendinden geçmiş bir diplomasinin kararını 'hayır' diyerek yırtmak ve yüzlerine fırlatmak örneğini biz Almanlar, Türklere borçluyuz.
(Alman Askeri Dergisi Vissen Und Vehr)
Benim üzüntüm iki türlüdür; önce böyle büyük bir adamın kaybından dolayı bütün dünya gibi üzgünüm. İkinci üzüntüm ise, bu adamla tanışmak hususundaki şiddetli arzumun gerçekleşmesine artık imkân kalmamış olmasıdır.
(Franklin ROOSEVELT, A.B.D. Başkanı)




